Bugün bir yalnızlık çöktü üstüme. Tam şu saatte, bu dakikada.

Bilinmezlik, cevapsızlık üstüne donuk düşüncelerle sarıldı etrafım.

Elimde bir sigara bu zamanlarda oturduğum yerimi, mekanımı aradım.

Kelimeler bulanık gelirken nasıl olurda cümleler kurabiliyorum şaşırdım aslında. Nasıl bu ihtiyacı hissettim? Nasıl cesaret ettim?

Buz gibi bir bira istedi canım. Aslında ılık olsada içerdim. Haksızlık olmasın.

Bir yandan uzun süredir hissettiğim duygular, öteki taraftan ise istediğim ancak uzak durduğum, ulaşamadığım, ulaşmak istemediğim…

Aynaya bakmak istemedim, dokunmak istemedim, duymak istemedim, görmek…

Karanlık istedim ancak birazda ışık. Aşk istedim ama acı istedim. İkisinide istemedim biran.

Uyumak bir daha uyanmamak istedim. Hüngür hüngür ağlamak… Uzak olmak istedim ama yakın olmak. Dokunulmadan öpülmek istedim şuan.

Nefret etmek, delicesine sevmek sonra kaybetmek istedim. Sonsuza kadar.

Gözlerimi kapamak istedim. Sonra ufuğa bakmak. Medcezirin tam ortasında olmak. Boğulmak ve kurtulmak. Sonra yine, yine, yine…

Paylaşmak istedim, tek kelime etmeden, görmeden, duymadan, hissetmeden. Belki, belki bir umut istedim. Hiç olmadığı, olupta bana kalmadığı zaman.

Kavuşmak istedim. Hep uzak kalmak istedim. Özlenmek, özlenilmemek istedim.

Var olmak ama hiç olmamış olmak istedim. Hatırlanmak ama hep unutulmak…

Gülmek istedim ama hiç dudaklarımı kullanmadan.

Bir yalnızlık istedim ama rengi…

About these ads