Şimdi biliyorsunuz Güney Kore ve müzik deyince akla önce pop geliyor. Super Junior, SHINee, Big Bang, T-ara, Miss A falan filan. Liste baya uzun sektör baya karışık SM’ler, YG’ler, JYP’ler derken ooo… beni aşar diyorum ve bu konu için sizi sevgili Pandam Kimbap’ın Kpop nedir, ne değildir? yazısına davet ediyorum. Ben ise şimdi size Güney Kore’de geriye kalan müzikten bildiğim kadarı ile bahsetmek istiyorum. Indie müzik endüstrisi.
Güney Kore’de dizi, film sektörünün dışında baya gelişmiş ve gelişmeye devam eden, geniş yelbazeli bir de müzik alemi var. Güzel bir rekabetle sürüp gidiyor. Indie dünyasıda kendi içinde böyle. Ancak bu taraf ekranda görünmez daha çok festivallerde, kendi konserlerinde veya bağlı oldukları şirketlerin düzenledikleri organizasyonlarda yer alır. Yani albüm yaparlar, konsere giderler bir kaç tanede röportaj verirler. Aslında haklarında fazla bilgi yoktur yani. En azından bizim buralardakiler için.
Şimdi futboldaki gibi K-Indie camiasında da üç büyükler var. Pastel Music Inc. , Fluxus Records ve Happy RobotRecords. İşte bunlar demirbaşlar. Bu camiada elinizi attığınız grup illaki bu üçünden birindedir. Ha birde Moonrise var ancak o da Pastel sayılır artık.
Evet Pastel Music Inc ile başlayalım. 2002 yılından beri faaliyetteler. O kadar çok sanatçısı var ki anlatamam size. Mesela Coffee Prince deyince akla ilk Pastel Music gelmeli. Çünkü A dan Z ye tüm sanatçılar bu şirkettendi. Hani Pastel’e bağlı olmayalarda vardı tabi ancak Casker, Adult Child, Misty Blue, Tearliner ( Özel gruplardan ) , Donawhale , Yozoh , Taru, Zitten, Funny Fink, Sweet Pea, The Melody ve daha niceleri Pastel çatısı altında. Cloud Cuckoo Land de burada, Arco’da burada, Maximillian Hecker burada. Herkes burada
Çok güçlü bir şirkettir. 2006 yılında Kore’nin en iyi plak şirketi ödülünü almıştır. Daha iyi tanımak için Coffee Prince ve Triple izlemenizi tavsiye ederim. Pasteli ve sanatçılarını tanımanızda gerçekten yardımcı olacaktır. Son zamanlarda “Save the Air” konserleri düzenlemiştir . Yani sosyal tarafıda vardır en güzelinden. Pastel içinde bir Tearliner şarkısı ekleyelim Cp’siz olmaz tabi “Novaless”
Fluxus Music şirket türü olarak Indie geçer ancak Tekno, Hause, Pop , Rock tarzlarını birleştir. Pastel kadar tek düze değildir. Yine 2002 kuruluşlu bir şirkettir. Aslında bu şirketide çok iyi tanıyoruz. En başta bir taneciğim Alex bu çatı altında onunla birlikle Clazziquai Project, Ibadi, Loveholics, Handsome People, Bye Bye Sea, W, W&Whale gibi sürekli karşılaştığımız gruplar burada. Fluxus’ı tanımak için Que Sera Sera, My Name Is Kim Sam Soon izlemek yeterlidir
Bu arada Loen ilede partner olurlar onuda söyleyeyim. Dijital ortamı Loen sağlar peki Loen’i nasıl tanırız IU dan olabilir mesela ya da Zia, Run, SunnyHill. Bu dördü onun desteklediği sanatçılar. Tüm Fluxus ekibinin olduğu şirin bir şarkıya buyurun ( 3 vol. oluşuyor. Ben birini vereyim siz diğerlerini izleyin
) Bu arada Alex’in ilk dakikada gömleyin yırtar gibi çıkartıp yeşil (Bakın burada da yeşil ) bluz ile kalmasına bayılıyorum
Gerçi ben ona her türlü bayılıyorum ya neyse
Ve ve Happy Robot Records. Dünya çapında bilinen parti organizasyon ve müzik şirketi. Türü serbest yani içinde deneysel işler yapan grup çok
Sanatçılarını özgür bırakıyor diyebilirim. Bu şirketin en büyük özeliği bana göre Tearliner’ın aynı zamanda bu şirketede bağlı olması. Hani 2009 yılında tamamen geçtiğini duymuştum ancak hala Pastel de görünüyor olması ve kaynak azlığından dolayı kesin bir şey diyemiyorum. Gerçi önemlide değil o grup var olsun bana yeter. Beni biraz tanıyanlar ve takip edenler bu grupla olan derin ilişkimi görebilirler
Pasteli yazarken Özel dememin nedenide buydu. Diğer gruplarını belki benden duymuşsunuzdur. Eğer hikayemi okuduysanız orada kullandım bazı sanatçılarını. The Koxx, Daybreak, No Reply, Naru, Tune, Peppertones koreli sanatçılarından bazıları. Yine bu şirkette yabancı sanatçılara sahip mesela ben Japon rock grubu Holiday of Seventeen’i çok severim “Rocksident” parçaları çok şirindir klibi daha güzeldir.
Kısacası şirketler ve sanatçıları böyle. Yalnız Indie dediysek eğer Mint’ten de bahsetmeden geçmeyelim. Mint Paper tüm indie aleminin toplandığı bir kavram. Festivali çok ünlüdür mesela “Grand Mint Festival” . Bu seneki yaklaştı. 22, 23 Ekim tarihlerinde Olympic Park’ta gitmek isteyenlere duyurulur
Ayrıntılı bilgi için buraya bakınız. Indie gruplar genellikle EBS Space de sahne alır. EBS bir kanal bu arada. Eğitim üzerine yapılaşmış bir kanal. Birde Space’i var. Özellikle benim çok eğlenerek izlediğim Daybreak – The Koxx karma performansını paylaşayim sizlerle. Parça Daybreak’in “Popcorn” parçası. Davul’da ve klavyede The Koxx elemanları var. Buyurun izleyelim
Birde Clazziquai Project’in sevdiğim bir performansını EBS Space’den izleyelim
Benim bildiklerim bu kadar. Umarım birazcıkta olsa faydam olmuştur. Bir şeyler sormaktan çekinmeyin çünkü atladığım yerler olabilir. Bu endüstride araştırma yapmayı seviyorum. Son cümlem şu olsun;
Güney Kore’nin her şeyini seviyorum. İlk göz ağrım dizileri ve filmleri olduğundan yerleri ayrıdır. Pop’unada bayılmama rağmen hatta ayılıp tekrar bayılıyorum çoğu zaman “Indie”, “Rock” tarafının gönlümde yeri ayrıdır. Biz birbirimize ilk görüşte aşık olduk. Onlar öyle muhteşem güzelliklte, yakışıklılıkta değillerdir ancak sahnede çok eğlenirler, sadece şarkılarını söylerler, öyle hareketli bir camia değildir şarkıları gibi sakindirler. Öyle yani… Size bol “Indie” günler diliyorum



ben Kore pop müziğindense bu tür müziği daha çok seviyorum.. ruhuma hitap ediyor falan..
çok güzel, çok aydınlatıcı ve de çok bilgilendirici bir yazı olmuş.. ellerine sağlık..
şimdi ben buradan alırım bu grup isimlerini dinlemeye başlarım yavaştan..
)
@sizo-mizo
Çok sevindim bunu duyduğuma. Ben k-pop’uda çok seviyorum ancak o taraf bende kalıcı değil. Ancak k-indie uzun süre benimle kalacak müzik.
Bu tarafın sadeliğini çok seviyorum.
Hemen al dinle bakalım hangilerini beğeneceksin, hangilerine aşık olacaksın? Tekrar buralara beklerim
Geç bile kaldın bu yazıyı yazmak için.
Kore’nin indie tarafını ben de Coffee Prince, Que Sera Sera ve Kim Sam Soon sayesinde keşfettim ancak tabi derinine inmedim senin gibi. Bu gruplar içinden benim de severek dinlediklerim var Tearliner, Loveholics, Clazziquai Project ve W&Whale gibi. İlk iki şirkete diziler aracılığıyla aşinayım ama 3. hakkında pek bir fikrim yok.
Bunun dışında bazı grupları da senin vasıtanla dinleyip beğenmiştim, The Koxx’u dinlettiğini hatırlıyorum.
Tabi ki her ülkenin daha görünür ve popüler müziği bir de indie ya da underground diye tabir edilen yeraltında kalan müziği vardır. Kore’de de böyle, Türkiye’de de tavsiye, araştırma ya da internet vasıtasıyla tanınan ve sınırlı bir kitlece sevilen isimler var. Kore bir açıdan şanslı da, bu grupların bazılarını dizilerden tanıyabiliyoruz.
Tanınmalarına bir katkı da senden geldi şimdi, ellerine sağlık pandam^^
@Kimbap
Sağol kuzum
Değil mi baya geciktim aslında İzmir dönüşü yazacaktım ama işte bu zamana kısmet oldu.
Özellikle bende o dizilerden bahsettim işte şirketleri ve sanatçıları tanımada bir numaralar. Bu yüzdende dediğin gibi kore çok şanslı. Grupları en azından yapımlar ile sesini duyurabiliyor.
Tabi bu şirketler dışında kalan gruplar ve sanatçılarda var ancak yazamayacak kadar çoklar ve yazamayacak kadar az bilgi var. Hem şirketleri açısından hem bio’ları açısından. Ama dinlemeye değerler yani.
Her ülkede evet olduğunu biliyorum ancak G. Kore’de bu underground müzik endüstrileşmiş işte onları farklı kılan bu.
Evet ben size The Koxx’u dinlettim birde Nell’i ancak o başka bir alemde olduğu için burada yer almıyor
Valla tanınmalarına katkıda bulunduysam ne güzel olmuştur
siz sağolun varolun ya:) benim gibi bazı konularda tembel birine hazır lokma veriyorsunuz.
ben şimdi bu grupları inceler çoğunun discographysini indirir, bi güzel iç ederim
ellerine sağlık şermincim. züüüpersin:)))
@Baka Sensei
Ne demek
Evet evet incele hatta bulmazsan falan bana haber ver feci bir arşivim bulunmakta seve seve gönderirim
Sende züpersin canım
Öncelikle ellerine sağlık kuzum, çok bilgilendirici bir yazı olmuş. Artık bunu yazmanın zamanı gelmişti, indie senden sorulur;) Bu grupların bir çoğunu hikayenden ve İzmir’deyken dinlettiği işin aşinayım ama bu kadar derini bilmiyordum tabiki^^
Benim bu şirketler arasında tek bildiğim Pastel Music’ti. Şimdi düşündüm de ben Coffee Prince’nin şarkılarını indie türünü hiç bilmeden önce seviyordum, demek eskiden varmış bir aşinalık^^ Que Sera Sera’nın da şarkılarını çok sevdim ama o zamanlar indieyi öğrenmiştim artık
Fluxus ekibinin çektiği klip çok tatlı olmuş. Bu arada Alex’in yeşilinin benim yeşilden olduğuna dikakt çekmek istiyorum. Nedir bu limon yeşili sevgisi efenim^^
Tekrardan yazı için teşekkürler, ellerine sağlık
@Astrea

Haha çok çekici 
Pandacığım valla doğru söylüyorsun böyle bir yazı yazmalıydım yani
Evet hikayemde üşenmeyip müziklere tıklayan dostlar nerdeyse hepsine aşina bunu yanında bahsettiğim dizilerden dolayıda biliyorsunuz ama işte çoğu kişi pek bilmiyor ancak normal çünkü öyle her yerde haberleri yok. Üşenmeyip kendi sitelerine girip korecemi geliştiriyorum nihaha
Ay evet o yüzden onu yeşil katagorisine aldım zaten. Limon çiçeği yeşilinin dayanılmaz cazibesi
Nedemek yavrum boynumuzun borcuydu bu yazı
Of of of, ellerine sağlık çingum, senseim!
Senin müzik zevkine çok güvenirim zaten; sağolasın beni hiç şaşırtmadın.Taru’yu, Zitten’ı, Tearliner’ı, Clazziquai’yi, Nell’i hep senin sayende keşfettim. Ders çalışırken, ev işi yaparken, hikaye yazarken acayip iyi giden müzikler hepsi, bayılıyorum! Bişi sorucam yalnız, sen nasıl keşfettin bunları? Çok ön planda değiller, Kore pop deyince akla hemen boybandler geliyor… Dizi müzikleri sayesinde falan mı oldu ilk tanışman?
@Hikaru
Sonra yine enteresan bir merakla şirketlerini araştırasım geldi. Bulamadıkça daha çok araştırdım. Neredeyse korece öğrendim yani 

Ayırdığınız zaman için teşekkür ederim.
Şimdi ben dünya genelinde indie tarzı çok seviyorum. Kore’nin müzik camiasına el attığımda da indie bir şeyler istedim ki CP OST bunda inanılmaz yardımcı oldu. Özelliklede unofficial ost’si.
Sonrasıda özel merakımdan geldi. Müzik sitelerine girip yeni grupları keşfetmek, performanslarını dinlemek adını öğrenmek albümlerini araştırmak vs diye gidiyor. Yessasia dan az sanatçı araştırması yapmadım mesela
Ve işte şuan indie benim işim diyebilecek kadar çok sanatçım, albümüm var. Her günde yenisi ekleniyor. Ama bak pop ile ilgili hiç bir şey bilmem ve nereden öğreneceğimide bilmem. O konuda çok bilgisizim. Underground takılıyorum beybi
Kendimi röportaj yapar gibi hissettim be
indie kavramını biraz açmak kabulse şu adamlar ne eğlenceli bir klip yapmışlar ama ya diye paylaşmak isterim
http://youtu.be/ixfXGcuINx4
ayrıca ben de bir iki gün önce, dinlediğim indie diye geçinen grupları toplama girişiminde bulunup üşenip bırakmıştım.
vay anasını, böyle oluyormuş demek ki diye takdir ederim şuracıkta
@dib
Sağolasın
Öncelikle bu klibin kamera arkasını düşündükçe daha çok eğlendim
Müzik film konusunda hiç üşengeçliğim yoktur. En ince ayrıntısına araştırırım, albümü ya da parçayı bulana kadar savaşırım google amcayla, bing teyzeyle vs

Seviyorsan sende üşenmemelisin canım. Üstelik sonra dönüp bakınca gurur duyuyorsun valla
Tekrar teşekkürler
drama-film müziklerine karşı aşırı bi ilgim var ..çok farklı tatlar yakalayabiliyorsun denk geldiğinde..şu saatte yakalamış bulunmaktayım ^^.. iyiki göz atmışım buraya ve iyiki dinlemişim.. teşekkür ederim
@timtim
Ne demek benim için bir zevkti
Belkide bu yüzden çok seviyoruz 
Evet indie’yi drama film müzikleri olarak biliyor çoğu kişi -en azından güney kore’ninkini- çünkü çok nadirdir popüler müziği kullansınlar. Aslında açıklık getireyim. Bizim buralarda bu tarz popüler değil o yüzden oradada arka planda kalmış gibi görünüyor ki kısmen arka planda. Yani bir nevi tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan olayı var indie için
Ancak kısacası gerçekten farklı ve güzel tatlar. Yorum için teşekkürler timtim
tesekkürler güzel blog
Merhabalar ilk kez bloguna geliyorum sanırım ve ilk yorumum olacak.Biraz heyecan var
Şaka bir yana hikaru ile müzik muhabbeti yaparken çekiklerin sadece saçlarını harika renklere boyayan,sürekli pop müzik yapan, 90ların boybandleri tarzında müzikler yapan insanlar olduğunu sanıp onlardan yakınıyordum ki senin yazını gösterdi,ben vaha bulmuş kadar sevindim
Her ülkenin İndie müziğini severim ve takip ederim ama çekiklerin bu müzik türüne aşina olduklarını hiç düşünmezdim.Hem senin hem hikaru’nun sayesinde öğrenmiş oldum.
Yazın da ayrıca çok bilgilendirici ve çok güzel olmuş.Şirketlerine kadar herşeyi yazmışsın ki kimin aklına gelirdi onlara kadar yazmak.Velhasıl kelam ellerine sağlık çingu harika bir yazı olmuş
bende kendimi yeni yeni asya sineması ve müzikleri içinde kaybediyorum. blog blog gezerken rastladım buraya iyi ki de rastlamışım =) yazı için ellerine ve de emeğine sağlık gerçekten bilgilendirici bi yazı olmuş =) bende coffee princein müziklerini nerden bulurum diye düşünüyodum k-indie olcakları hayatta aklıma gelmezdi =) en kısa zamanda bu yazdıklarını araştırıcam bende =)
Turkce Kore bloglarinda boylesine sahane bir indie yazisi bulmak iyi oldu…Ben de coffee prince ile baslayan Adult Child fanligi sonrasinda pek cok Pastel Music sanatcisi ve indie rock yapan grupla tanistim…Buyuk cogunlugu Detroit Metal City’den hatirlar “isvec popu” tarzinda muzik yapiyor….Ama kesinlikle cok daha derin,cok daha renkli,cok daha el emegi goz nurudur kindie..Muziklerini yaparken enstrumanlarla sevistiklerini,3-4 dakikalik bir sarki icin gunlerce calisip yorulduklarini ve her saniyesine ruhlarini ve karakterlerini koyduklarini hissedebiliyorsunuz.kpop’ta bu tadi sadece cok iyi yapilmis balladlardan alabiliyorum.
Ayrica facebook’taki Adult Child fan sayfasinin kurucusuyum.Kindie’ye ulasilmasinin ne kadar zor oldugunu bu grubun sarki ve fotograflarini saatlerce ararken anladim…Ama sonucta emek harcamaya degiyor.
Tabii ellerine saglik
)
aman aman bu müziği sevenleri bulmak ne güzel süper yazı eline sağlık bende bu müziğin tipi ne ola ki diye düşünürken k-indie olduğunu öğrendim bi baktım bu sayfadayım
liste yapıyım derken baktım sen yapmışsın yeni keşfettiğim için daha keşfetme ve toplama aşamasındayım ama cidden bulmak zor oluyo bu k-indie denen grupları ama youtube sağolsun. özellikle fanny fink ve tearliner ı deneyin derim kesinlikle şimdilik benim favorilerim