İlk film tanıtımımıda yapıyorum hadi hayırlı olsun.  Neden ilk bu filmi seçtim? Benim ABD ile başlayan ve son 2 yıldır Uzakdoğu’ya kayan bir sinema sektörü tutkum var. Bu filmde bunu en iyi yansıtan yapım bence.

Hemen konusundan bahsedi vereyim. Abby (Birttany Murphy) erkek arkadaşının peşinden Tokya’lara gelmiş ancak orada terkedilmiş bir amerikalı kızımızdır. Daha sonra yolun hemen karşısında bir Ramen restorantı görür. Yağmurlu bir günde, dilini bilmediği bir ülkede, tek başına kalmış bu kız, o küçük restorantın sahibi olan ramen şefinden ona ramen yapmasını öğretmesini ve bir ramen şefi olma yolunda ona yardım etmesini ister. İşte her şey o andan itibaren başlar.

Bu film benim için gerçekten özel bir film. Birinci nedeni bu filmi izledikten sonra Brittany M.’nin ölüm haberini okudum. Film eski olmasına rağmen “Nasıl ya daha geçen gün izledim kadının filmini” diye geçirdim içimden. Kendisi ile pek bir anımız olmasada severdim ve genç yaşta hayatını kaybetmesine çok üzüldüm. İkinci nedeni; Oralara bende çok gitmek istiyorum ancak dil, toplum farkı vs. derken aşırı derecede bir çekingenlik vardı üstümde bu film o çekingenliğimi kırmıştır. Üçüncü neden ise; Duyguların her yerde aynı şekilde var olduğunun, aslında anlaşmak için aynı dili kulanmanın gerek olmadığının, insanların gözlerinin içine baktığın zaman ne demek istediklerini anlayabileceğinin bir kanıtını sunuyor size.  Bir taraftanda “hiç bir zaman vazgeçme” gazını çok güzel veriyor…

Bunların dışında filmdeki oyuncuları özelliklede Abby’nin (Brit Murphy) eğitim aldığı Ramen ustasını nam-ı diğer “Sensei” yi öyle benimsiyorsunuz ki. Babanız, amcanız, dedeniz oluyor. Adamın öyle bir havası var. Sert, dediğim dedik ama yumuşak kalpli bir adam. Oğlu Fransa’ya fransız mutfağı öğrenmek için gitmiş ancak babası ile arası bozulmuş. Bir şekilde Abby’yi oğlunun yerine koyuyor. Ama az çektirmiyor kıza en başta. Bulaşıkları yıka, tuvaleti temizle, camları sil, çubukları doldur vs. Kızın burnundan getiriyor yazık karısıda Böyle davranma bey Abby-san’a diyip duruyor:)

Yan karakterlerde sizi baya güldürüyor. Abby’nin erkek arkadaşının Tokyo’da amerikalı arkadaşları çocuğun Abby’yi terk etmesinden sonra Abby’nin arkadaşı oluyor. Bunlar hep beraber yemek yemeğe çıktıklarında yan masadaki Japon arkadaşlarla bir sohbete giriyorlar. Onlar da Abby’nin ramen şefi olmak için verdiği mücadeleyi çok sempatik buluyorlar. İşte o tanışma sonrasında Abby’nin hayatına birileri giriyor “Iwamoto Toshi”(Sohee Park). Belki de Abby için doğru insan o olacak.  Sohee Park da Kore’li anne ve babadan Joponya’da doğmuş bir aktör bu arada dipnot olsun. Filmdeki süprizlerdendi benim için.

İşte böyle bir film. İzlemenizi tavsiye ederim. Amerika el atmış ancak o Uzaklara özgü şirinliği kaybettirememiş. Son olarak filmin Fragmanını ekliyorum bir bakış atın.