Gecenin bu vaktinde arkadaşım Kimbapsushi‘ye bir kaç film önerisinde bulunurken aklıma geldi bu film. İlk izlediğim ve aşık olduğum Japonya semalarından dramatik filmdi. O’na “Mutlaka ve mutlaka izle” derken dedim” Bende mutlaka bir yazı yazmalıyım bu film hakkında”. Sabahı bekleyecektim ancak dayanamadım başlayıverdim işte yazmaya.

Film romantik ve de dramatik. Çok güzel mekanlarda, çok şirin diyaloglarla ilerliyor. Japon aktiristlerden en sevdiklerimin arasında olan Miyazaki Aoi başrolde. Hemen onun yanında da Tamaki Hiroshi var. Hikayemiz şöyle Segawa Makoto üniversiteye yeni başlamış bir genç. Kendisi fotoğrafçılıkla ilgileniyor. Bir gün okul çıkışında yaya geçidinin olduğu ama insanların ışık olmadığı için (hani şu basıyorsun da kırmızıya döndürüyor ya lambayı) kullanmadığı o geçitte kolunu hava kaldırmış ortason bilemediniz lise 1 çağlarında bir kıza benzeyen Satonaka Shizuru ile karşılaşıyor. Onun bu hali baya hoşuna gitmiş olsa gerek şak bir poz çekiyor.

İşte Makoto'nun objektifinden Shizuru

Shizuru da bunu fark ediyor. Neyse aslında bu kızımız çok içine kapanık insanlarla pek iletişimde olmayan bir tip olmasına karşın Makoto’ya içini açıyor. Hatta o neyi seviyorsa o da onu sevmeye başlıyor. Oda Makoto gibi bir kamera kapıyor hatta başlıyor fotoğraf çekmeye.

Bu ikisi yakınlaşıyor, yakınlaşıyor ve kızımız içten içe  Makoto’yu sevmeye başlıyor(kaçınılmaz tabikide) ancak o başka bir kıza aşık. Toyama Miyuki. Shizuru yinede sırf Makoto kızı seviyor diye oda Miyuki’yi sevmeye başlıyor. Hatta yakın arkadaş oluyorlar. Hikaye buraya kadar bildiğimiz romantizim, aşk üçgeni gibi duruyor değil mi?. Ancak asıl olaylar şöyle başlıyor;

Shizuru sürekli “Benim bir hastalığım var ben geç büyüyorum bir gün gelicek görüceksin çok güzel bir kadın olucam daha ben çocuğum” diyor. Hatta “Dişlerim bile süt dişi benim” diyor. Makoto her ne kadar bunu inandırıcı bulmasada onu üzmemek için inanıyor numarası yapıyor. Taki gerçekten Shizuru’nun süt dişi düşene kadar. Daha sonra bir gece Shizuru, Makoto’dan doğumgünü hediyesi olarak onu öpmesini istiyor. Olumsuz yaklaşıyor Makoto ama Shizuru dönüp “Çekmek istediğim fotoğraf için yanlış anlama” diyor ve Makoto’ya öpücüğü kabul ettiriyor. Bunlar her zaman çekim yaptıkları ormana gidiyorlar ve pozu veriyorlar. İşte ozaman Makoto, Shizuru için hissettiklerini çakıyor. Sonrası ise dramın kopruğu yere doğru yokuş aşağı…

Buraya kadar anlattıklarım emin olun başlangıcı filmin. İçimden neler neler anlatmak geliyor ama fazla spoiler’a  kaçarım diye anlatmıyorum🙂.Ama  benim performansları, anlatımı, görselliği ile çok sevdiğim bir filmdi. Zaten Miyazaki Aoi’nin şirin suratını daima sevmişimdir, bu filmlede gönlümde ayrı bir yeri oldu. Dramdan hoşlanıyorsanız, biraz romantik, biraz komik dakikalar geçirmek istiyorsanız mutlaka izleyin derim, pişman olmazsınız. Benim sonuna kadar, tereddütsüz izleyin diyebileceğim filmler arasındadır. Şimdiden iyi seyirler izlemeye karar verenler için. Dönüşte uğrayıp yorum bırakmayı unutmayın😉

Filmin fragmanınıda ekleyivereyim.