Aslında içimden bu aralar hiç yazmak gelmiyordu. Neyden, nereden bahsedebilirim diye düşündükçe aklıma hiç birşey gelmedi. Sanki hafızam silindi gitti. Ta ki aklıma Deep Johnny Deep gelene kadar🙂 Biranda filmleri gözümün önünde tek tek beliri verdi ve Düşler Ülkesini yazmaya karar verdim.(Sanki ben yazmışım gibi oldu🙂 )

Bu film beni yine ağlatmayı başarmış bir filmdir.Gerçi her filmde ağlanacak bir yer buluyorum ve de ağlıyorum. Bunda da öyle bir şey olduğunu düşünüyorum. Neyse gelelim konusuna.

Efendim zaten hepimiz Peter Pan’in hikayesini biliriz. Peki bu hiç büyümeyen, yaramaz ancak bir okadar da duygusal çocuğumuz nasıl ortaya çıktı biliyor musunuz? İşte bu film bundan bahsediyor. Bahsederkende sizi güldürüyor, hüzünlendiriyor. O hayal dünyasına giriyorsunuz sizde. Ancak benim en sevdiğim yanı tamamen gerçekçi bir dünyada sizi hayal dünyasına taşıyabilmesi.

İşte gayet gerçekçi bir hayal dünyası🙂

Oyuncu kadrosunun da hakkını vermek lazım. Johnny Deep, Kate Winstlet, Dustin Hoffman, Radha Mitchell,Julie Christie ve gelecek vaadeden küçük oyuncu Freddie Highmore . Bu çocuk ne zaman ağlasa ya da ağlar gibi olsa dayanamıyorum ya. Boncuk boncuk ağlıyor🙂 Gerçi şimdi kocaman olmuştur da o hala benim için küçük çocuk.

Şimdi filmimiz iskoç yazar J. M. Barrie’nin oyununun Londra sosyetesi tarafından beğenilmemesi ile başlıyor. Ancak zaten kendisi de biliyor oyununun iyi olmadığını ama kendinden çok fazla şey beklendiği için bunu bilsede sahneleniyor tabi. Neyse yeni bir soluğa yeni bir ilhama ihtiyaç duyarken parkta karşısına babaları ölmüş 4 çocuk ve güzeller güzeli iyi yürekli dul bayan Sylvia Llewelyn Davies ve ailesi çıkar. Bay Barrie ile Llewelyn Davies ailesi sık sık görüşemeye başlarlar. Hem çocukların hayal dünyasına kolayca girebilmesi, hem Bay Barrie’nin zaten hiç kaybetmediği geniş hayal gücü ile oynadıkları oyunlar, beraber geçirdikleri zaman hem Bayan Llewelyn Davies’in kaynanasını hemde Bay Barrie’nin eşini baya rahatsız etmeye başlıyor. Ancak herşeye rağmen görüşmeye devam ediyorlar. Bu arada Bay Barrie de hep yazmak istediği hikayeyi yazmaya başlamıştır.

Bu zamana kadar yazarın hiç yapmadığı, hiç yazmadığı kadar hayal dolu yapımı “Peter Pan” için ona şüphe ile bakan Tiyatro sahibi, hatta oyunculara rağmen provalar başlamıştır. Bay Barrie uçan çocuklar, hayvanlarla, perilerle konuşmalar ister ve doğal olarak büyük bir hayal kırıklığı beklerler oyundan. Ancak hayal kırıklığı oyundan gelmez…

İşte böyle bir film. Aslında film çok sade. Bakmayın içinde Peter Pan, tik taklayan timsah ya da korsanların olduğuna. Film tamamen gerçeklerin çerçevesinde işlenmiş. İzlemenizi tavsiye ederim. Öyle kafanızı çok yormayan, size içinizdeki çocuğu kaybetmeyin, hayallerinizden vazgeçmeyin diyen bu filmi izledikten sonra hayatınıza bir çok yeni şeyin girdiğini görecek ve şaşıracaksınız.

WHERE YOUR IMAGINATION WILL TAKE YOU?