Bilgisayarı kardeşime yollayınca dün yapacak birşey bulamadım. Televizyonda zaplamanın rekorunu kırarken ntv de canlı yayınla 3. sü düzenlenen Yeşilçam ödül törenine denk geldim. İlk ikisini izlemedim ama 3 te keramet vardır dedim ve izledim bu sefer. Genel anlam da tören hayal kırıklığıydı ancak ödül alanlar tatmin ediciydi. Zatan 2009 türk sineması için gerçekten altın bir çağ idi. İster kaliteli yapımlar tarafından bakalım ister orjinal ve güzel senaryolar gerçekten güzeldi. Ödül alanları yazdıktan sonra tören ile ilgili dikkatimi çekenlere geçeceğim.

En İyi YArdımcı Erkek Oyuncu: Cemal TOKTAŞ (Güneşi GÖrdüm)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Derya ALABORA (Pandoranın Kutusu)

En İyi Genç Yetenek: Elit İŞCAN (Hayat Var)

Turkcell İlk Film (İlk uzun metrajlı filmini çeken yönetmen için onun filmine veriliyor) : Nefes- Vatan Sağolsun

En İyi Erkek Oyuncu: Mert FIRAT (Başka Dilde Aşk)

En İyi Kadın Oyuncu: Binnur KAYA (Vavien)

En İyi Görüntü Yönetmeni: Soykut TUĞRAN (güneşi Gördüm)

En İyi Müzik: Atilla ÖZDEMİROĞLU (Vavien)

En İyi Senaryo: Engin GÜNAYDIN (Vavien)

En İyi Yönetmen: Reha ERDEM (Hayat Var)

En İyi Film: Nefes- Vatan Sağolsun

Geleim törende dikkatimi çeken unsurlara;

İlk olarak törenin sunuculuğunu üstlenen Meltem Cumbul gerçekten sahneye yakışmıştı. Zaten bu kadının yaptığı herşeyde profesyoneldir bana göre. Birde suratını ekrana gerçekten çok yakıştırdığım oyunculardandır.

Enbe Orkestrası müzikleri ile geceye renk katmışlardı. En iyi müzik katagorisinde yarışan parçaları ara ara çalmaları çok hoştu

Ödül alacak yapımların sinema sektöründe çalışanlar tarafından seçilmeside çok hoş olmuştu. Böylelikle kimse kimseye laf edemez çünkü kendilerini kendileri seçti😀

Ödül töreninde acemilik her yerden akıyordu bence. Kameraların salna yerleştirilmesinden tutun elkinde metin kartları ile göz taması kurmadan elindeki kağıta bakarak sunum yapanlar nedense gözüme çok dokuntu. Yani kameralarınn hizasında koltukların arka tarafına bir ekran yerleştirip ordan metinleri okumalarını sağlamayı düşünememişler mi? Böylece benimki ekranın karşısında oturanlar ve tabikide o salonda bulunanlarla daha samimi bir ortam oluşturulabilirdi.

Ödül aldıklarında yapılan konuşmaları geçtim heycanlarından dlayı arada saçmalamaların olması kaçınılmazdı ancak ödül vermek için sahneye çıkanların espiri yapmaya çalışarak yaptıkları konuşmalar başka kanala geçmeme neden oldu bazen.

Ödülünü almaya gelmeyenler yüzünden dakikalarca beklemeler oldu. Baya sıkıntılı bir durum yarattı bence. Sonuçta ödül alacaklar, En güzel ödül konuşmasını bence Binnur  adaylar yani ortamda bulunamayacaksa en azından ödüllerini kazanırlarsa kimin alacağını ya da daha önce ekibe o kişinin olmadığı belirtilseydi sorun olmazdı diye düşünüyorum.  Böylece eğer yoklarsa ve kazandılarsa ödülü vemek için sahneye çıkan sunucuların elindeki kartonların altına not düşülüyor. Buda ödülün ya kazanın yerine başkasının almasını ya da gelmesede teşekkür edilip arkaya gidilmesini sağlıyor. Yani ne zaman kaybı ne rezil bir an yaşanıyor. Birde orda olupta gecikenler oldu o da ayrı bir mevzu yani.

Ödül alanların hali hazırda bir ödül konuşmalarıda yoktu. Sahnede "ıı"lamalar duraklamalar çok oldu. Keşke hazırlıklı gelinseydi. En iyi teşekkür konuşmasını bence en iyi kadın oyuncu dalında ödül alan Binnur Kaya yaptı. "Dilerim ki severek yaptığımız mesleğimizde gönlümüze ve aklımıza uygun, saygı görebileceğimiz ve saygı gösterebileceğimiz yapımlar buluruz. Sinemanın bu yere gelmesinde emeği olan Yeşilçama teşekkür ederim ederim" dedi. Sonra en iyi müzik dalında ödül alan Atilla Özdemiroğlu’nun "Beni seçmaseydiniz ayıp olurdu" düşüncesini dile getirişi hem ortamı bir anda garip bir havya bürüdü hemde kahkahalara neden oldu. Birde En iyi yönetmen dalında ödül alan Reha Erdem’in "2500 kişilik bir seçici ekipten söz ettiniz. Neredeyse bizim seyircimize yakın" demesi ödül alırken aslında ne kadar türk sinemasına eğilimin az olduğunu gösteriyordu. İronik bir durmu çok güzel yansıttı diyebilirim.

Törenin sonuna yaklaşılırken en iyi film ödülünün sahibi açıklandığında Hülya Koçyiğit’in "Ben bütün ekibi sahneye davet ediyorum" cümlesini garipsedim. Zaten bu katagoride ve benzerlerinde yani genel bir ödülde( en iyi animasyon, en iti kısa film gibi) ekip zaten topluca sahneye çıkar. Çünkü o ödül bir şahsa ait değildir.

Son olarakta tören bittiğinde fotoğraf çekimi için davetlileri sahneye davet etmeleri henüz yayındayken herkesin bir anda yerinde kalkıp sahneye yönelmesi, bu karmaşanın ekrana yansıması çok kötüydü. Zaten salaondaki boş koltuklarda inanılmaz derecede rahatsız etmişti beni. Davetlilerden de gecikenlerin koltuklar arasında dolaşması, yerlerinden kalkıp kalkıp bir yerlere koşuşturmaları kaliteyi düşüren bir unsurdu bence.

Neyse ama sonuçta ödüller hak edenlere gitti. Güzel filmler en azından aldıkları ödüllerle biraz daha izlenebilir.