Sevdiğim iki arkadaşım tarafından mimlenmiş bulunmaktayım. Ah kızlar ah bilmiyor musunuz pc’im yok :) Yol tıkanır kalır falan. Neyseki bugün Fatoş ablam geldide yanında getirmiş bilgisayarınıda bir kaç saatliğine çapulladım😀 Aslında film atıyordum kendisine ancak arada da bir mim çıkarıyorum işte. 4astrea ve Fato‘nun dediği gibi kaçış yolu kalmamış😀

Ve gelelim benim yaşadığımı hissettiren 10 şeye.

1) Kesinlikle ve kesinlikle bir ailemin olması. Hani tartışmalarımızdan tutun sabah annemin “Kızım kalk hadi erken kalkmak zayıflatıyormuş bak” gibi saçma bir cümle ile bile olsa onun sesiyle uyanmak. Ya da babamın gece uyandığında yanıma gelip şöyle bir üzerimi örttüğünü hissetmek. Ve tabikide kardeşimi en acımasız şekilde uyandırmak gibi faliyetlerle aile.

2) Kardeşim. Gerçekten bana yaşadığımı hissettiren bir faktör. Başı derde girer, paraya ihtiyacı vardır, kız arkadaşından ayrıdır ve onun hakkında konuşmak ister hep konuşacak, tartışacak (hatta bazen smackdown yapacak kadar ileri gider bu tartışmalar) sarılacak, dert paylaşacak bir insan.

3)Sinema. Moral bozukluğunu tamir etme ya da bilerek moralini bozma, kahkaha atma, dert unutturma, tartışma ortamı yaratma ve eline sonsuz bir hayal kurma alanı veren sanat sahnesi. Hayatımın en önemli parçası. Günde bir film izlemezsem kesinlikle ölü gibi hissediyorum.

4)Kahkaha atmak. Gülümsemek, tebessüm etmek. Her içten kahkahamın ardından “ayyyyyy” diyip derin bir nefes aldıktan sonra en bulutlu günde bile yeniden güneş açabiliyor benim için.

5)Müzik. Kelimelerle nasıl ifade edebilirim her nota, her ezgi, her söz hayatıma yön verebilicek kadar güçlü. Kulağıma kulaklıklarımı takıp, gözlerimi kapadığım anda o an ki parça ile istediğim kişi olabilir, istediğim yerde olup, sokakları keşfedebilme gücünü ele geçiriyorum. Sanırım beni diriltmenin en iyi yolu sevdiğim parçalarla dolu bir cd’yi takıp baş ucumda çalmasını sağlamak. Emin olun gözlerimi açarım😀

6)Uzakdoğu. Tam olarak nasıl oldu bilmiyorum ama bu aralar gerçekten yaşadığımı hissettiriyor. Her çekik gözlü dostu görüşümde yüzümde istemeden beliren bir gülümseme oluyor. Beyin foksyonlarım artıyor🙂 Onlarla ilgili hemen hemen herşeyi seviyorum.

7)Fotoğraf çekmek. Benim için anlamlı bir anı ölümsüzleştirmek ve daha sonra o fotoğrafa bakıp tekrar o ana gitmek. Özellikle arkadaşlarımla çekildiğim ve herkesin güldüğü fotoğraflar.

8) Baharda çiçek açan ağaçlar. Pembesi ile beyazı ile bir anda dünyanın güzelleştiği zaman benim için. Hele birde mis gibi kokanları varya! Tadından yenmez yani. Sadece bana yaşadığımı hissettirmekle kalmıyor, etrafımda da yaşayanarın olduğunu hatırlatıyor🙂

9)Abur cuburlar ve arkadaş sohbeti. Çikolata, yaş pasta yanında kahve ve arkadaşlarla keyifli bir sohbet. Hiç bir şey canım arkadaşlarımla ettiğim güzel bir sohbet belki birazcıkta dedikodunun yerini kolayca dolduramaz😀 Sımsıkı sarılıp sizi seven insanların sevgilerini hissetmek “iyi ki yaşıyorum” dedirtiyor gerçekten.

10)Yazmak. Birşeyler karalamak, içimden geldiği gibi, hissettiğim gibi yazmak. Kelimelerle kendime özgü cümleler kurmak ve bunu herkesle paylaşmak. İster hayal ürünü olsun yazdığım, ister gündemde olan bir konu ya da bir film, bir kitap tanıtımı. Bunu kendi yolumla, kendime benzeterek yazmak kadar keyif veren bir şey yok.

Çok aceleye geldi ancak zaten muhakkak aklıma ilk gelen şeylerdir bana yaşadığımı hissettiren şeyler. Ancak 10 şeyle sınırlandırmak zor geldi. Çünkü biliyorum ki herkes gibi benim içinde bir çok yaşadığımı hissettiren “şeyim” var. Devamını da artık başka bir mimde yazarım.

Mim için teşekkürler bende Ofori‘ciğim ile Kuchikirukia‘cığımı mimliyorum. Hadi kolay gelsin🙂