Benim Fotoğraflarımdan Biri🙂

Aklımdaki birkaç mevzuya değinmeden önce kısa kısa yakın zamanda olan şeylerden bahsedeyim dedim. Hani öyle muhteşem değişiklikte birşeyler olmadığından dolayı kısa kısa anlatıyorum. Hani sanki çok uzuncaymışta ben kısaca anlatıyormuşum havasını veriyorum😉

Öncelikle 3 günlük bir kapadokya yolculuğum oldu. Bahsetmişimdir bir yerlerde kardeşim ürgüpte okuyordu. “Du” diyorum çünkü bu yolculuğun nedeni onun mezuniyetiydi. Mezuniyet tabiki öyle ilginç bir olay değil. Ancak bu olayı ilginçleştiren kardeşimin 2 senedir birlikte olduğu kız arkadaşının ailesininde orda olmasaydı. Aslında bu yine benim için ilginölikler listesinde değil. Beni ilgilendiren kısım annemin bu durumlara verdiği tepkiler ve davranışlarıydı.

Bana gerçekten zor anlar yaşattı. Özelliklede valiz hazırlama sürecinde. “Giderken ne giysem? Akşam bir yerlere gidermiyiz ozaman ne giysem? Bişiler yapıp götürsem mi?” gibisinden endişeler, teşelaşlar ve gereksiz sorularla 2 koca valiz hazırlandı. Hani hatırlatmak isterim kardeşiminde yurt odası toparlanacak. 2 senenin birikimi var.

Neyse bir telaş, bir muamma ile vardık ürgüpe. Annemin telaş yaptığına değmedi. Kızımızın annesi ile bizim anne nerdeyse aynı çıktı. Kızın ortanca ablasının ikizleri ile yemek muhabbetleri, hastalıklar ve çocukların mezuniyetleri ile sohbet sohbeti doğurdu ve iyi vakit geçirdik. Tüm bu normal giden günlerde benim için en gereksiz olan şey arabaya giren bir bal arısı olan sevgili merhum “Maya”nın (evet isim verdim arıya 2 dakikada) beni tam çenemden sokmasıydı. Ben onu öldürmedim hayatını bağışladım isimler taktım, sohbetler ettim, o eline geçen ilk fırsatta beni soktu ve fani dünyaya veda etti. Tam kep töreni öncesi, bir sürü japonun ve korelinin olduğu mekanlarda ben çenesi zonklayarak ve şişmiş bir biçimde gezdim. Arı Maya burdan sana sevglerimi yolluyorum😀

Mezuniyet töreni çok uzundu. Öğrencilerin hepsi tek tek isimleri ile çağrılıp bölüm başkanları ve mütevelli heyetinden biri ile fotoğraflandı. Ancak işin en güzel yanı her bölümün kendine özgü birşeyler yapmasıydı. Örnek veriyorum Aşçılık bölümü başlarına aşçı şapkası taktılar ve kep yerine onu attılar. Atçılık bölümü atlarının üzerinde geldi. Sivil havacılık balon uçurdu, Şarapçılık bölümü şampanya patlattı ve sahnede biz sıcatan geberirken gözümüzün içine baka baka içti. Bankacılık bölümü diploma gibi görünen ancak Alev Alatlının mektubu olan kayıtları şu James Bond beyfendinin çantası var ya onunla aldılar vesayre vesayre. Değişik bir şeydi yani. Birde en güzel yani Alev Alatlı ile birlikte olmaktı. Yaptığı konuşma hem gülmekten öldürdü hem göz yaşlarına boğdu.

Birde turla gezdiğimiz yerleri gece görebilmekte muhteşemdi. Zaten bambaşka olan Kapadokya gece daha bir başka oluyor.

İşte bu kadar. Rutin geçen 2 ayın en değişik gelen zamanları bu kadardı. Bu yazı ilede postların ilkini yazmış oluyorum. Sıradakine geçiverim. Okuduğunuz için teşekkürler😉

Bu arada hani Sonunda ve Sonunda yazımda söylemiştim ya evdeki bu huzur ortamına 1 hafta veriyorum diye fazla bile vermişim. Annemle girdiğimiz ağız dalaşı ile(tabiki yüksek sesle) ilk kurşunu ateşlemiş olduk🙂 Aile bireylerinin hepsinin karıştığı tartışmaları özlemişim. Normalde hep 2 kişi ettiğimiz tartışmalar 3 e çıktı garip geldi. Bunu da sizinle paylaşmak istedim😉