Sıcağı sıcağına yazıyorum. Film listesini karıştırırken ismiyle dikkatimi çekmiş bir yapım bu. Her ne kadar çeviri ile benim listede gördüğüm isim uyuşmasada ikiside tatlıydı. Aslında çok ama çok klasik bir hikayeydi benim için. Çünkü böyle filmlerden bir sürü izledim. İsteyen olursa onlarıda söylerim🙂 Gelelim filmin konusuna.

Annesini çok küçük yaşta kaybeden bir kızımız var. Adı Kim Si Eun. Şirin mi şirin bir kız. Ailesinin işi atlarla. Onları yetiştiriyorlar. Si Eun ahırlarındaki General isimli atı annesinin yerine koyar. Onunla yer, onunla içer. Ancak babası onun atlardan uzak durmasını ister. Aradan yıllar geçer General doğum sırasında ölür, yavru hayatta kalır. Si Eun kendi geçmişini hatırlar biran.  Tam tayı öldüreceklerken onları durdurur ve ona kendisinin bakacağını söyler. Ne kadar annesi olmadığı için yarışmayı öğrenemeyeceğini söyleselerde Si Eun vazgeçmez. Kendisi nasıl annesiz büyüdüyse oda büyüyebilir. Bundan sonra ikisi yakınlaşmaya başlarlarlar. Taki babası kızının kendisinden gizli jokeylik sınavına girdiğini öğrenene kadar. O zaman Thunder’ı (Bu ismi ona doğarken çok fazla şimşek çaktığı için vermiştir) satar. Kızımızda evden kaçar ve jokey olur. Sonrasında ne mi oluyor? Hayatta söylemem🙂 Ancak Kore diyince aklınıza ne geliyor?

Filmde bir sürü tanıdık yüz var. The Happy Life’ın bateristi, A Moment To Remember’ın şizofreni uzmanı doktoru ve başrolde çok yakından tanıdığımız Im Soo Jung. Tüm oyuncular muhteşem bir performans sergilemişler. Zaten bu kız ağlamasını iyi becerir tabi şirince gülümsemesinide.

Dediğim gibi konu sıradan, oyuncular tanıdık vs. Ama bunlar sizin filmden zevk almanızı engelleyen faktörler değiller. Zaten Kore dedik mi illede değişik olucak deriz ya. Hayır bu filmde Kore değişimi rüzgarları esmiyor. Yinede ağlattı mı beni – Aa evet- güldürdü mü peki -Aa onada kocaman bir evet. Açıkçası izlenilebilir bir film. Helede benim gibi bir zamanlar Nalbant, sonrasında At Antrenörü olmak istemiş ve atları inanılmaz derecede seven bir insansanız kaçırmayın.  Fragmanı;

Birde güzel mi güzel bir şarkı vardı ki içinde  bir kuple sözlerini buraya yazmak istiyorum.

Seninle ilk tanıştığımızda sen küçük bir kızdın

Saçında menekşeler…

Bana gülümsedin ve dedin ki…

“Bir kuş gibi gökyüzünde uçmak istiyorum”

Seni bir daha gördüğümde, zayıf ve yorgun görünüyordun

Yüzünde bir kaç damla gözyaşı

Bana gülümsedin ve dedin ki

“Üzücü bir olay olmasa bile ağlıyabilirim”

-Bu da şarkının videosu-