Dizi ile gerçeği ayırabilen bir insanımdır. Ancak bu dizi için “Allahım ne var bende içinde olsaydım” dedim. Hemde tüm dizi boyunca🙂 Nedenine gelince dizinin konusu tabikide.  Dizi yönetmenleri, oyuncuları, asistanları; bunların hem özel hem iş hayatını ve işlerin yapım sürecini ele alıyor. Konusunu kısaca anlatayım;

Jin Oh ile Joon Young üniversiteden beri tanışırlar. Hani sanbae ilişkileri vardır. İkisi birbirini üniversitede çok sevmiştir. Ancak daha sonra ikiside başka aşklara yol almıştır. (Açıkçası neden olduğunu hatırlayamıyorum ama zaten izleyince öğreneceksiniz🙂 ) Her ikiside yetenekli genç yönetmenlerdir. Yolları tekrar kesişince diyalog kurmaları gerekir. Ve o diyalog beklenen sonucu doğurur. Tekrar beraber olurlar. Ancak olaylar zinciri bundan sonra oluşmaya başlar. Bir yandan özel hayatları bir yandan dizileri ve çıkan sorunları derken hangisi onların çektiği dizi, hangisi sizin izlediğiniz bir ara birbirine giriyor. E tüm bunlara birde, oyuncular, onların aşkları, asistanlar vs girince ortaya inanılmaz derecede dinamik bir dizi çıkıyor.  Oyuncularda birbirinden kaliteli olunca izlemeye doyamıyorsunuz.

Yanlış hatırlamıyorsam gerçek hayatlarında da bu dizinden sonra bir ilişkiye adım atan Hyun Bin ve Song Hye Kyo boş rolü çekiyor. Aralarındaki elektirik izlerken ekranımdan resmen bana doğru esiyordu. Ayrı bir gerçeklik yani. Diğer oyuncularda birbirinden tatlı aslında hepsini bir yerlerden tanıyorsunuz özellikle diğer bir bayan oyuncuyu. Dizide kaprisin alasını yapan, yaşlanmaya başlaması ile eski popüleritesini kaybetmek ile karşı karşıya kalan, bir çok kişinin “İllallah” ettiği ama yumuşacık bir kalbe sahip bir oyuncuyu canlandırıyor. Kim mi? Tabiki Bae Jong Ok. Kendisini Herb filminden hatırlayabilirsiniz. Ölmek üzere olan bir anneyi canlandırıyordu.Ben bu kadına hastayım diyebilirim. Gülüşü bir insanın bu kadar mı tatlı olur ya. Benim yanımda hatun sadece kahkaha atsın yeter yani🙂

Tecrübeli oyuncuların yanında yeni yüzlerden yok mu? Var. Hani en azından benim için yeni yüzlerdi🙂 Mesela kasıntı, kendini beğenmiş ancak çektiği diziler %30 reytingin altına düşmemiş yönetmenimiz Gyu Ho’yu canlandıran Uhm Ki Joon. Ve yine onun tarihi dizisinde ilk oyunculuk denemesini gerçekleştiren ve inanılmaz şirinlikte, saflılıkta genç bir oyuncuyu canlandıran Seo Hyo Rim.  Asistan kadrosunuda unutmayalım. O ikisi yani Choi Daniel‘in canlandırdığı Soo Kyung ve Lee Da In‘in canlandırdığı Min Hee karakterleri diziye inanılmaz derece yakışmışlardı. Resmen eğlence kaynağıydı. Birde amca takımı var. Tüm tecrübeli oyuncuları toplamışlar. Onlarada dizilerden, filmlerden gözümüz aşina. Mesela Coffee Prince’den Barista ustası Kim Chang Wan. Ne şirin adam ya!. Sonra Kim Gab Soo‘da yine en sevilecek, hatta gıbta edilecek, belkide en çok sempati duyulacak olan tecrübeli yönetmen Min Chul’u canlandırıyor.

Benim en çok sevdiğim şey neydi biliyor musunuz? (aslında dizi ile ilgili sevmediğim bir şey olmadığından hep sevdiğim şey diye yazıyorum. Birde.. Birde… Birde…-Bu böyle gider🙂 ) Dedim ya dizi içinde bir dizi çekme olayı var. işte çekilen dizi içindeki oyuncular kendi işlerini yapıyorlar. Tamam açıklayamadım. Yani onlar iki kameraya oynuyorlar. Bir dizi içindeki diziye birde diziye (Umarım açıklayıcı olmuştur, olmadıysada izleyince olur🙂 ) Onlarda siması tanıdık kişiler ve yine sevdiğimiz aktör ve aktrisler(ne zor kelime ya). Yine hatırlatma seansları yapıyorum. Mesela dizide “Korenin annesi” ünvanlı şirin mi şirin harbiden benim bile “Omma” diyebileceğim bir oyuncuyu canlandıran Coffee Prince’de de Gong Yoo‘un annesini canlandırmış Kim Ja Ok.

Anlayacağınız konu güzel. Oyuncular güzel. Alan memnun satan memnun. E izlemeyeceksinizde ne yapacaksınız🙂 Bu arada ben mutlu mesut gibisinden kısaca anlatıverdim. Ancak içinde tabikide o sevdiğimiz kore dramı var. Olmazsa şaşırın tamam mı?

PS: Dizi tanıtımlarında nedense çok bir becerikli olduğumu düşünmüyorum. Bölüm bölüm olunca nasıl anlatmam gerektiğini şaşırıyorum. Birde fazla spoiler verip can sıkmakta istemiyorum. Affınıza sığınaraktan sıvışıyorum🙂