Tam işlerimi düzene sokmuşken bir anda ortaya Mersin’e gitme konusu atıldı. Üstelik bu Mersin’e gidiş planları tatil için yapılmıyor, tam tersine kırılan banyonun, değişen boruların temizliği için yapılıyordu. Üstelik bu geçtiğimiz  hafta için bir sürü planım vardı.

Hani yaz mevsiminin gelmesi ile finalleri biten üniversiteliler yuvalarına dönüş yapar ya, işte benimde bir sürü arkadaşım bu sebeple Adana’ya dönüş yaptı. Ve benim bir çoğu ile ayrı ayrı ayarlanmış, zorla bir düzüne oturtulmuş planlarım vardı. İşte bunların hepsi suya düştü. Üstelik çok sevdiğim bir arkadaşımın da doğum gününe katılamamanın verdiği hüznü yaşadım ki geçen senede katılamamıştım.

Yinede fena geçmeyen bir haftaydı, tabi yeni kavuştuğum blogumdan ve arkadaşlarımdan yine ayrı kalmayı saymazsak iyiydi. Aslında o kadar yoğun bir haftaydı ki bilgisayardan müzik açıp dinlemek ve bir yandan temizlik yapmak dışında pek bir eylemde bulunamadım. Akşamları da “Pert” olduğumdan anca bir kadeh şarapla zapping yapıp, ardından uyukluyordum.

Cuma günü için ayarlanmış “Paintball” macerası için eksik adam olduğumdan oda iptal oldu. Hatta takımın benim Mersin de olduğumdan bile haberi yoktu. Duyunca baya şaşırdılar. Ama sonrasında ne oldu dostlar kaktılar “Hop!” Mersine geldiler sağolsunlar. Burada geçen yorucu haftayı C.tesi gerçekleştirilen “Tekila” partisi ve ardından yapılan “Bira” cilası ile atmış bulunmaktayım. Yapılacak bir şey olmamasına henüz sezonun açılmamasına rağmen kafalar bir hoş, yer yer “Zum” olduğumuz dakikalarda “Gondol” sefası ile kendimize geldik. Parkta resmen çocukluğumuza döndük. Gecenin bir vakti kahkahalarla sessiz ve genç nüfusu az, yaş ortalaması 30 üzeri olan, çocukluğumun geçtiği güzelim sitemde hoş bir gece daha geçirdim.

Bu arada annemin yeni bir yüzünü gördüm. İşte bir anda gelişen bu seyahat yüzünden arşivlemeye başladığım Coffee Prince’in ancak 5 bölümünü indirebilmiştim. Anneme “Anne bak elimde güzel bir dizi var ve sadece 5 bölüm. 1er saatten 5 saat izleyelim mi?” dedim. Annemde “Tamam neden olmasın” dedi. Ve böylece CP’nin ilk 5 bölümünü tam 6. kez izlemiş oldum. Annemin de artarda 5 bölüm izlemesi hatta “Eee bunun devamı yok mu? Hani 6. bölüm” sorularını yöneltmesi resmen beni dumur etti J Üstelik şart koştu bana “Adana’ya dönünce hemen devamını indiriyorsun ona göre!” Vay canına bu işe ne denir? Tabi ki de “Allah be!”. Bir kişiyi bağımlı yapmaya çalışırken şuan iki kişinin bana uyguladıkları baskının altında eziliyorum J Hele bir de annemin sonun da neden ona “Omunim” diye seslendiğimi anladığı “Evreka” anını görmeliydiniz. Baya güldük karşılıklı.

İşte sizlerden uzak böyle bir hafta geçirdim. Bazı zamanlarda “Tanrım ben burada ne halt ediyorum?” isyanlarındaydım. Bazen “Aslında geldiğim iyi oldu” dedim. Eski aşklarla karşılaştım, yenilerine yelken açamadım J Ancak yılların eskitemediği dostluklarla geçen anın değerini bir kez daha anladım. Nerede, nasıl bir halde olursan ol onlarla olan küçük bir sohbet dünyaya bedel. Benden bu kadar dostlar. Bir neler yaşadım yazısının daha sonuna geldim. Kendinize iyi davranın.