Evimin arka balkonundan bir manzara. Güneşin en güzel rengi

Geçenlerde yazdığım yazımda aşırı derece sıkıldığımdan bahsetmiştim. Hala öyleyim geçmedi🙂 Ancak şimdi bundan bahsetmeyeceğim. Yine bir kişisel isyan yazısı ile karşınızdayım.

Dostlar ben bu blogu neden açtım?

Hayatımın bir parçası haline gelmiş hatta nefes almak gibi muhtaç hissettiğim sinemanın ve alt başlıklarının gözüme çarpan incilerini eteğimden dökmek için. Ancak son zamanlarda ki durumumdan kendim bile şikayetçiyim. Aslında sorun sadece buraya iki kelam edememekle alakalı değil. Bu beni inanılmaz rahatsız ediyor evet ama (uzak olsun) down sendromlu çocuklar gibi bir yere kitlenip boş boş bakan bir insan oldum. Şu bilgisayarın başında oturmak bile işkence gelir oldu. 1 saatlik diziyi izlemekte zorlanır oldum. Duramıyorum iki dakika kaba etimin üstünde. Sanki dürtüyorlar.

Evde boyuna volta atıyorum. Gelin bakın gezdiğim yerler çukurlaştı🙂 Dizi veya film indirmek kadar zorsunduğum birşey yok. Ki indirsemde izlemek kadar zoru yok. Nedenini şu aralar memleketimdeki aşırı sıcaklara bağlamak istedim ama açıkçası geçen klimada yatmaya çalıştım donarak ölmekten korktum🙂 Odama kaçtım. Yani sıcağa alışmışım o benim için sorun olmuyor. Sıcak nedenini ortadan kaldırdığıma göre geriye;

1- Adana sokaklarının boşalmış ve yalnızlığına terkedilmiş olması. Bu beni de yalnız hissettiriyor.

2- Dostları tatil beldelerine kaptırmış olmak.

3- Geleceğim ile alakalı inanılmaz bir belirsizlik yaşıyor olmam.

4- Etrafımdakilerin her birinden bu konu ile ilgili farklı seslerin çıkması.

5- Annemle iyi geçiniyor olmak (Evet kavga etmemek monotonlaştırdı ilişkimizi hiç memnun değilim)🙂

6- Aşk isteyip istediğim gibi birinin karşıma çıkamıyor olması. Sürekli geride kalanların kapı çalışları.

7- Hayata bu aralar fazla gerçekçi yaklaşmak. Okuduklarımın veya izlediklerimin kurgusal olduğunun farkına varıyor olmak. ( En korktuğum şeylerdendi ve şuan başımda. Ben hayal alemini yaşamayı severim ama olmuyor işte)

8- Hedefler için çaba gerektiğini anlayıp ancak bunun için kendime verdiğim sözleri bir türlü tutamayıp dönek olmak.

9- Herkesin kafasında dünyevi problemleri takmayan, laylaylom, pembe gözlüklü kız modundan çıkamayıp, her daim gülümseme problemim olduğu için derdim olduğunu kimseye anlatamamak. Bu nedenle derdimi kimsenin dinlememesi ya da ciddiye almaması.

10- 9. maddeye bağlı olarak ben kimseye dert anlatamazken herkesin derdini dinleyen Güzin abla olup bir çare üreten modda olmak. Bir yerden sonra patlayamayıp, benimle paylaşılan bu derde çare bulamadığımda ya da dinlemediğim de suçluluk duygusu hissetmek.

11. Kendimden önce başkalarını düşünmek. Düşünmek zorundaymışım gibi hissetmek.

Tamam kendimi burda frenliyorum. Çünkü gerçekten devam edebilirim. İşte bunlar ve türevleri gibi konular nedeni ile şuan bu tür bir ruhsal durum içerisinde olduğumu düşünüyorum.

Hemen hemen 1 ay sürmesini planladığım yaz tatili için kendimi huzur dolu hissettiğim Mersin’de ki evime gitme kararı aldım. Bu süre zarfında internetten de uzak kalacağım. Ancak bu hiç bir şey yapmayacağım anlamına gelmez. Yine içimden yazma arzusu dört nala geldiğinde nerde ne yapıyor olursam olayım yazacağım ve dönüşünde sizinle paylaşacağım. Tabi paylaşmamı isterseniz🙂 Yok derseniz ki ” Bize ne senin ruhsal kargaşandan” diye size içten bir “Eyvallah” derim yani🙂

Şimdilik bu kadar benden dostlar. Yine gelin, yine okuyun ve o güzel yorumlarınızdan mahrum bırakmayın beni. Esenlikler…..