Bu deyişi muhakkak duymuşssunuzdur. Televizyonun diğer bir adı Aptal Kutusudur. Gerçi birde “Pire yüzünden yorgan yakmak” vardır. İşte ben son zamanlarda “Tv” hakkında pek bir kararsızım. Beni kararsızlığa sürende birkaç  kanal. Cnbc-e, TNT, NatGeo, Discovery, Nickelodeon. Bu kanallar sayesinde televizyon izlenebilir oluyor benim için.

Son zamanlarda fark ettimde insanlar daha bir televizyona düşkün oldular. Nedeni ise bence hem ekonomik, hem mevsimsel. Adamların paraları yok dışarı çıkamıyorlar, sıcaktan dolaşamıyorlar. Evde yapacak tek şey televizyon izlemek oluyor. Normaldir, çok doğal tabiki izleyecek. İşte son zamanlarda kanallar bunun farkına vardılar sanki. Bozulan ekonomi ile insanların ceplerinin boşalmasını ve eve tıkılmalarını fırsat bildiler. Televizyon izleme oranları yükseldikçe, ekran dizilerle doldu, sabah programlarının süreleri uzadı, eskiler yeniden paketlendi önümüze sürüldü. Kimisi kopyala yapıştır yaptı, kimisi uyarlamaya çalıştı, kimiside uzattıkça uzattı.

İşin en ilgimi çeken kısmı aslında yerli yapımlarda patlamanın yaşanması. Hem izleme oranları açısından hemde yaratılma açısından. Bu kötü bir şey mi? Tabiki hayır. Tam tersine televizyon ne kadar çok kazanırsa sinemada o kadar gelişir. Şuan kimdi, ne zaman demişti net hatırlamıyor ancak izlediğim bir programda bir adam “Bir ülkenin dizi sektörü ne kadar gelişirse, sinemasıda o kadar gelişir” demişti. İyice düşünüp takibe alınca fark ettim ki, 2009 mesela Türk sinemasının altın yıllarındandı. Aynı dönemde ise Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü gibi diziler deli gibi izleniyordu.

Buraya kadar aslında hiç bir sorun yokmuş gibi görünüyor. Sorun ise benim açımdan şurda başlıyor. Birincisi insanlar aşırı derece kaptırıyorlar kendilerini ve bu iş üzerinden para kazananlar için inanaılmaz bir fırsat çıkıyor ortaya. Yok Bihter kolyesi ne bilim onun giydiği elbise zart zurt. Hadi bunuda geçtim çok güldüğüm şey ise; İki arkadaş düşünün bir dizinin deli takipçisiler. Yayınlandığı dakikalarda ayrılar telefon açıyorlar birbirlerine öyle izliyorlar. Şaka mısınız ya! Hayatlarının merkezi yapıyorlar dizileri.

İzleyici kısmından uzaklaşıp birazda diğer tarafa geçiyorum şimdi. Aşırı derece para akıtılmaya başalandı yerli yapımlara. Sizlerde farkındasınızdır. Çekimler güzelleşti , kullanılan mekanlar, giyimler vs. (Tabi bunda birde oyuncuların bir yerlerinin havadan geçilmez olmasınında payı büyük ancak bu başka bir konu.)  Yerli sektöre önem verilmesi muhteşem birşey. Ancak bu verilen önem birde seçilen senaryolara, oyunculara verilse ne güzel olucak. Herşey tadında bırakılsa, insanlar nasıl olsa izliyorlar diyip iyice salaklaştırılmasa, basitleştirilmese. Ne güzel olacak değil mi?

Orjinal şeyler bulamıyor olabilirsiniz anlarım ancak var olan birşeyi kafaya taktıysanız bunu doğru adamlarla yapın, kadroyu doğru seçin senaryoyu güzel yazın (insanlar aptal değiller anlarlar yani) çekimleri aklı başında adamlara teslim edin ve en önemlisi bölüm sayısınız belli olsun. Birgün biteceğini bilerek işe başlayın. Ya da uzun birşey yapmak istiyorsanız dizi kendi içinde kendini tekrarlamasın, tıkanıldığı zaman kestirip atın. Niye bitirmekten korkuyorlar anlamıyorum. Bizde ki sorun “Korkusuzca başlarım, sonunu getirmekten korkarım.”

Küçük Sırlar ben bu diziye “Gıllik Haraketler” diyorum. Korkusuzca başalanan ama bence yapılan en büyük hatalardan. Oyuncu kadrosundan tutun senaryosuna kadar. Yeni nesil ne hale geldi diye söylenenler, birde siz şimdi olacakları görün. Arkadaşım Lee şu yazısında çok güzel anlatmış.

Kavak Yelleri ne desem az. Kaç yıl oldu onu bile bilmiyorum. Aslında en başlarda güzel başlamıştı ne olduda saçmalamaya karar verdiler, içine sıçtılar. Bitecek diye beklerken şimdi “Dağhan Külegeç” “Efe” karakteri ile geri dönüyormuş. Ben olsam onun yerinde hayatta dönmezdim heralde iyi para alacak. Artık bu sene bitmesini umuyorum.

Melekler Korusun her ne kadar son zamanlarda saçmalamış olsada ki oda güzel başlayan bir dizi idi neyseki kurtulduk. Darısı diğerlerine🙂

Son zamanlardaki diziler birde baya rahatlar farkında mısınız? Birbiri ile yatanlar, ondan çıkıp ona giden. Önce onunla sonra bununla olanlar. Hatta sonrasında “Problem değil canım senin sevgilin benim sevgilim” diyenler. Hamile kalanlar, evlenmeden de çocuğumu büyütürüm diyenler ve ailelerin rahat tavırları. Şimdi bunları normalde sorun eden bir insan değilim. Benim lafım bunları normalde sorun edipte, dizide doğalmış havasına büründürüp savunanlarda. Mesela bir anne, ekranda sevgilisinden hamile kalan, çocuğu doğurmak isteyen ve ailesi tarafından evlatlıktan reddedilen bir kıza acıyıp evine almak istiyor ancak kendi kızı biri ile yatsa dövmekten beter ediyor. Geçtim hamile kalmasını yani. Veya başka bir anne, ekranda birgün o kızla birgün bu kızla gezip tozan, ailesinin parasını yiyen bir erkek evladına bu ne biçim erkek diyor, bunu yapan kendi oğluysa ” O erkek yapabilir” gibisinden savunuyor. Millet normalde bunlara ağız açıyor, televizyondakileri izliyor ancak gençliğin buralara gelmesinin nedeninin televizyon ve ekrandaki diziler olduğunu kabul etmiyor. Birşeyler yapımıyor. Ya seninkinin başına gelenleri kabul edeceksin ya ekrandakini reddedeceksin.

Bu televizyondaki durum, dizilerin, programların saçma olanlarının ya sonu gelecek ya da bir yola getirecekler. İnsanlar saçma sapan şeyleri izlemeye devam ettikçe, saçma sapan şeylerin sonu gelmeyecek. Bizim gibi aklı başında izleyiciye olan olacak. Artık sorunlu benmişim gibi davranan beyinsiz insanlardan kurtulmak istiyorum. Şuan için yerli kanallar acınacak halde bence.