Ben gerçekten üşütmüşüm saksıyı haberiniz ola. Bazen diyorum “Fazla mı takıntılıyım?  Abartıyor muyum acaba?” diye ancak karar verdim heralde abartmayı seviyorum en azından bu konuda😀

Niye burdan girdim şimdi açıklıyorum. Dün öğle vakitleriydi sanırım ya da daha erken tam emin değilim. Televizyon izliyorum. Daha doğrusu Bloomberg diye bir kanal varya o açık. Çok sevdiğim oyunculardan olan Whoopi Goldberg’in hayatı ile ilgili bir program vardı. Bayada ilginçti hani. Komedyenlikten, en iyi yardımcı kadın oyuncu oscarını almasına giden yolda yaşadıkları gerçekten dinlemeye değerdi. Neyse yine uçtum🙂 İşte bu programdan sonra kısacık bir şey gördüm. Belliydi bir film fragmanıydı. İlk olarak çekik gözler dikkatimi çekti. Sonra da bir diyalog.

“Babam çok çalışır.Yılda 50 dolar kazanır. Sen bir günde 500 dolar harcadın. Neden?”


Garip bir şekilde işte bu satırlardan sonra kanala kilitlendim kaldım. Bir şekilde ismini öğrenmeliydim. Tabi ben isim arayışı içindeyken filmle ilgili başka ilgi çekici şeyler öğreniyordum. Gerçek bir hikaye olduğunu, bir kitabının olduğunu vs. zaten gerçek hikaye dedi ben bir kez daha büyülendim. Sonuç olarak ismini öğrendim ve anında değiştirdim kanalı. Daha fazla şey öğrenmek istemedim. Bilgisayarın başına geçtim. Torrentini buldum ve indirmeye başladım. Ondan sonra bayram gezmesine falan çıktık ancak benim aklım evde, bilgisayarda, filmde😀 En güzeli geldiğimde film inmiş izlenmeyi bekliyordu. Nihahaha. Gece yarısını bekledim herkes uyudu, beni rahatsız edecek kimse yoktu ve ben filmi izledim. İşte bu nedenle harbi manyadım ben diyorum😀

Ve sonunda geldik filme. Amma uzattım değil mi? Filmin uzun uzadıya bir konusu yok. Dünyanın en iyi klasik baletlerinden olan Li Cunxin’in hayatını anlatıyor. İnanılmaz derece fakir bir kasaba olan Qingdao’ya Mao’nun devrimine hizmet etmek üzere çocuk seçmek için bir grup gelir. Ve Li Cunxin balet olarak seçilir. Henüz 11 yaşındadır. Balenin ne olduğunu bile bilmez. Sadece elinden gelenin en iyisini yapmak zorundadır.

Filmi o kadar sevdim ki tekrar tekrar izleyebilirim. Özellikle bunda başrol oyuncusununda ( Chi Cao) etkisinin olmadığını söylersem bana inanmayın külliyen yalan, sallıyorum demektir. Çünkü adama bittim yani😀

Birde filmin Çin tarafı var. E zaten olmasıda gerekiyor. Olaylara  anlam verebilmek için sadece film yetmiyor . Çünkü filmin içinde vurgulanmak istenen öyle bir ülkeye karşı dimdik duran balerin görüntüsü, filmde tarafsız yaklaşım için  birde yönetmen pek bulaşmak istemediğinden olsa gerek istediğim kadar anlayamadım. Tabi benim bu konulara pek bir bilgili olmama durumumdan da kaynaklanıyor. Tüm bunlara rağmen ülkede ki insanların nasıl bir yaşam sürdüklerini, nasıl düşünce özgürlüklerinin kısıtlandığını ve ülkenin o zamanlar nasıl dışarıya yarı açık olduğunu anlayabiliyorsunuz. Film içinde açıkçası bu kadar yeterli. Hatta bana kalırsa benim kadar kafaya takmayın bu durumu🙂

Karakterin yani Li Cunxin’in yarım yamalak ingilizcesi filme inanılmaz keyif kattı. Heleki bir sahne vardı ki ben yerlerdeydim (Seksi bildiğini söyleyip ingilizce 6 ya kadar sayıp six ile karıştırdığı dakikalar😀 ). Şimdi film çok iyi bir balet olan Li’nin kapalı kutu ve dansta bile sadece devrimi anlatan dansların yapılması gerektiğini düşünen daha doğrusu buna zorlanan bir topluluktan özgürlükler ülkesi amerika’ya gelmesi ile özgürlüğün nasıl olduğunu anlayıp bundan vazgeçip, geçmeme arasında kalmasıyla alakalı.. Birde tüm bunların yanında bir kadına aşık olur ki işte ondan sonrası büyük mücadele. Ki bu mücadele ülkesinin ona sırtını dönmesine kadar götürüyor.

İlk kez bir filmi tanıtırken deli gibi spoiler vermek istiyorum. Gizlice yazayım diyorum ancak okursunuz biliyorum🙂 Çünkü bende öyle olunca okuyorum🙂 Ancak kısaca şöyle diyip yazıyı bitirim diyorum zaten en uzun yazılarımdan oldu bu🙂

İstediği gibi dans etmek isteyen bir balet. Ailesini, dostlarını arkasında bırakmış. Bir yandan yetiştiği katı düzen, bir yandan cezbedici özgür bir ortam, özgür bir sahne en önemliside değer görmek, alkışlanmak. Bir tarafta ülkesi var, ailesine olacaklardan korkuyor, onları bir daha görememekten. Suçluluk duyuyor istediğinin bencilce olabilmesinden korkuyor. Ancak yinede dans ediyor, balesini yapıyor. Sonunda ne mi oluyor? Bence kesinlikle izlemelisiniz.

Yeter ya ben konuştukça konuşacağım yoksa. Yalnız yazıyı bitirmeden önce bir kaç şey söyleyesim var birincisi;

Film 29. Uluslararası Film Festivalinde gösterildi.

Festivale filmin yönetmenide katıldı (Bruce Beresford) . Orda yaptığı açıklamada zamanında Atatürk ile ilgili bir film yapmak  istediğini ancak Ermeni grublarca tehdit aldığını ve bu düşüceyi gerçekleştiremediğini söylemiş. Araya başka işlerinde girmesi ile vazgeçtiğini belirtmiş.

Filmde amatör dansçılar kullanılmış. 4 ödülü 7 adaylığı var.

Dayanamayıp bir kaç sevdiğim sahneden bahsedeceğim.

Annesi ile babasının oğullarını sahnede gördükleri dakikalarda ve Li’nin baleye sarılmasını sağlayan ona en çok desteği veren öğretmenini görüpte onun için dans ettiği zaman göz yaşlarımı tutamadım. Li’nin babasının oğluna verdiği kalem çok anlamlıydı. Annenin oğlu için yaptığı yorgan ve oğluna git ve kendini kurtar demesi durumlarını çok güzel özetliyordu. Tabi şimdi bunlar anlamsız geliyor ancak izledikten sonra anlayacaksınız.

Tamam bu sefer gerçekten bitti😀

Gerçek Li Cunxin’in fotoğrafınıda koyayım dedim. 2009 yılında Avusturalya da yılın babası seçilmiş. Onun hemen altınada fragmanı ekliyorum. Umarım meraklanmışsınızdır. İzlersiniz ve beğenirsiniz. Hadi bakalım🙂