Bu yazı pek tanıtım olmadı haberiniz ola. Tamamen dizi hakkındaki görüşlerim var içinde. Yine bile çok bir spoiler vermeden anlatmaya çalıştım. Okuyan olursa “Helal ona!!!”🙂 Çünkü sanırım en uzun yazım oldu. Pek memnunda kalmadım. Ancak nasıl ifade ederim bilemedim. Amannn öyle işte😀

Bu diziye başlamamak için hep bahanem vardı. Uzunluğundan tutunda, konusunun fazla dramatik, asap bozucu vs olmasına kadar. Yahu zaten birşeyi izlemek istemiyorsam mutlaka bir sebebim vardır “Gözünün üstünde kaşı var bunun” derim yani😀 Neyse efendim kısmet bu güneymiş. Özellikle Astrea’nın “İzlemelisiniz. Ben çok beğendim” tazrsındaki Şu yazısı ile bir ışık yandı aklımda. Reytinglerde almış başını gitmiş. “Allah Allah bu kadar izlenip, beğenildiyse var bunda bir keramet” dedim ve başladım. Birde 2010 Seoul Drama Ödülleride var tabi. En iyi erkek oyuncu ödülü bu dizinin  başrol oyuncusuna gitti. Neyse…🙂

Ah ah izlerken hop oturdum hop kalktım. Zevkten dört köşe oldum sinirden küplerin üzerinde zıpladım çok üzüldüm çok güldüm. Açıkçası tüm duyguları aşırı yaşattı bu dizi bana. Kim Sam Soon’da da böyle olmuştu. Yani bazen dizilerdeki aşırılık fazlada olsa bir şekilde beni kendine bağlayanınada böyle rastgelebiliyorum. Zaten Kim Sam Soon’u izlerkende bilmem kaç kişiden “İzlemelisin” kelimesini duyduktan sonra başalama kararı almıştım. Ne oldu hasta oldum diziye. İşte bu dizide benim için öyleydi. Bu arada Astrea’nın kafasını çok şişirdim. Elime geçen her fırsatta “Ah Astrea sen beni neye bulaştırdın?” diyip durdum😀

Kim Kime yanık burda çok belli🙂

Dizinin konusu Eun Sung, şirin mi şirin, merhametli, etrafına gülücükler saçan bir kız. Otistik bir kardeşi var piano dehası, babası var onları çok seven birde üvey annesi (Pis yelloz) ve kız kardeşi var. Babasının şirketi iflas eder. Üvey anne tam bir para düşkünü olduğundan  çıldırır. Eun Sung’un olaylardan haberi yoktur. Baba kapı kapı dolaşarak yardım ararken çok içtiği o gece saldırıya uğrar. Cebinden parasını ve kimliğini, kolundan saatini, elinden yüzüğünü alır bir hırsız ve yine aynı gün bir patlamada o hırsız ölür. Sabah adam uyandığında bir bakar adı patlamada ölenlerin arasında. Düşünür, düşünür sigorta parası aklına gelir. “Ben en iyisi ölim, ailem sigorta parası ile rahat eder” der ve sesini çıkarmaz. Ancak o nalçak kadın sigorta parasını alır, hiç para yokmuş gibi davranır birde Eun Sung ile kardeşini kapıya koyar. Eun Sung ardından bir arkadaşının yanına taşınır o arkadaşının sevgilisi Eun Sung’un kardeşini kaybeder. Bu arada uçakta bizim kızla ilerde bizim oğlan olacak şahsiyetin çantaları karışmıştır bir türlü değişimi yapamamışlardır. Zaten işlerin sonradan fazlaca büyümesinde ve güzelleşmesinde yer yer kötüleşmesinde  çantaların rolü büyük. Ha birde diziye adınıda veren miras var. Yanlışlıkla çantasını aldığı aksi insanın büyükannesinin hayatını kurtarır Eun Sung bu yüzden büyükanne zaten şirketle alakası olmayan torunları ve gelini yerine mirası Eun Sung’a bırakır. Vay!! Sen misin? Bunu diyen. Kıza iyice cepe alırlar falan filan… Astrea daha bir güzel anlatmış bence konusu için oraya bakın. Ya da özeti boşverin direk izleyin. Ben karakterlere geçiyorum😀 Devam edersem 28 bölüm anlatacağım. Zaten en başta demiştim kendime. “Eğer bu diziyi kaleme alacaksan kendini hazırla, tut fazla uzatacaksın. Biliyorsun yaparsın” dedim. Bakın uzun oldu😀

Eun Sung /Han Hyo Ju‘ya aşkımı ilan etmiştim. Son zamanlardaki en en en gözde oyuncum. Hatunu nasıl benimsedim anlatamam size😀 Bu dizide daha da tahtlandı gönlümde. Aşkım depreşti neyse canlandırdığı karaktere gelelim. Eun Sung inanılmaz şirin bir karakter. Diziyi izlerken çok kızdım, fazla üzüldüm “Salak kız” diye bağırdım böyle ekrana karşı (duyacak ya) ama hep “Helal olsun beee!” dedim. O kadar acı çekti ( resmen canını almadıkları kaldı dizide ) kız gık demedi ya! Şahsen mesela ben o üvey anası olacak zata tekme tokat bir çok kez girmiştim. Ama bizimkisi, sokakta yemek satmaktan erinmedi, uç kuruşuda olsa (türk filmi anlatıyorum gibi oldu) hep başkalarıyla paylaştı. İhtiyacından fazlasını hiç kabul etmedi. Sık sık da ağladı. Bu ağlamalarda zaman zaman bana fenalıklarda geldi hani. Ya işte çok süper bir karakterdi. Birde bir bu kızın “Oppa” diyişi sinirlerime dokunmadı.

Hwan. Ah bu Hwan. En başta “Seni pislik, şımarık velet. Senin problemin ne dostum biliyor musun? O koca burnunun kafandan büyük olması” diyip bunada iki çakasım geliyordu. Ama dikkatinizi çekerim başlarda. Sonrasında en az büyükannesi kadar değişimini hayranlıkla izledim. Hani “Kötü çocuğunda duyguları var aslında o öyle bir insan değil” lere alışığız dizilerden. Ancak bu karakterin değişme şekli beni fazlasıyla tatmin etti. Hele hele son bölümlere doğru bu karakter sayesinde nasıl dört köşe olduğumu Astrea bilir. 🙂 “Sana güveniyorum, seni seviyorum, seni istiyorum” Nihahaha en sevdiğim repliklerden. İşta Hwan karakteri sizi fazlasıyla eğlendirecek😉

Ju Se. Ah guzum, Ju Se’m 🙂 Ya kaderine küfrettim bu karakterin. Tabikide 2. Erkek kendisi. Çok ama çok seven, herşeyi yapan, yoluna güller seren ancak “Oppa ben başkasını seviyorum” cümlesiyle karşılaşan ve bizim acıdığımız karakterlerden. Ben üç dört kat üzüldüm bu karaktere çünkü Bae Soo Bin canlandırıyordu. Zaten ne zaman bu adamın yüzüne baksam böyle süt dökmüş kedi bakışı var. Buhulu gözler falan içim gitti ya! Birde aşkını itirafı çok uzun sürmedi “Artık senin oppan olmak istemiyorum, erkeğin olmak istiyorum” Allah Allahhhhh. Yav bu cümleden sonra Eun Sung dönüp “Oppaa” demez mi? Ben olsam çoktan “Namca Çingu” yapmıştım onu :D:D Bu arada alakaya maydonoz Bae Soo Bin 76’lıymış ben inanamadım. “Nasıl yani????” diye dona kaldım. Neyse bunuda sizinle paylaşmak istedim😀

Sung Mi. Bu karaktere karşı son dakikalara kadar ne hissedeceğimi bilemedim. Ancak sonunda nefret etmeye karar verdim😀 Üzerinde çok konuşmak istediklerimden değil. Benim gözümde sülük karakterdi. Tek başına bir ağırlığı olmayan. Ya annesinin  yaptıklarına sustu, ya Hwan’ın yanındaydı arkasından “Oppaa” diye dolaştı. Herşeyi bildiği halde susan bir karakterdi işte. Hatta şuan düşünüyorumda nefret edecek kadar önemsemiyorum bile. Boşverin bu karakteri sıradakine geçelim.😀

Sung Hee. İşte nefret edilecek, meydan dayağı çekilmesi gereken, tam “Bunun gibi 2 tanesini Taksimde sallandıracaksın, bak bakalım o zaman başkaları yapabiliyor mu?” cinsinden bir kadın. Tam bir yelloz, şırfıntı başka kelime bulamıyorum😀 Şirret bir kadın işte siz anlayın. Ay bu zamana kadar hiç bir dizi karakterinden ben bu kadar nefret etmedim. “Cain and Abel” de bile abiye deli gibi gıcık olmuştum ama sadece gıcıklıktı yani. Ki o kardeşini ölüme terk etmişti. Ama bu kadının suratını her gördüğümde tansiyonumu fırlatıyordu😀 O derece nefret ettim. Ne para hırsıydı o ya. Kadının her hareketinden nem kaptım resmen. Hatta burda itiraf ediyorum onun sahnelerinde dayanamıyor ileri sarıyordum çoğu zaman. Nefret ötesi bir karakterdi.

Geriye küçük karakterler kaldı. Onlardan ikisini çok sevdim. Bir şef Pyo diğeri ise Eun Sung’un arkadaşı Hye Ri. Şef Pyo özellikle Hwan’ın annesiyle olan dialoglarında koparttı beni. Hoşlandığı kadından bahdederken…. Hye Ri ise bir çok kez benim verme olasılığım olan tepkileri veriyordu. “Hah ağzını öpeyim” dedim😀

Bölümlerin geneli dram ağırlıklı olsada, içinde sizi kahkalara boğacak sahneler var. Hwan karakterinin yavaş yavaş aşık oluşu, değişimi, onun değişimine iş arkadaşlarının, ailesinin verdiği tepkiler, Eun Sung’un aşık oluşu en güzelide bir anda oluyor bu aşk. Üvey annenin ve kız kardeşin yalanlarının altında yavaş yavaş ezilişi. Ya her yönü ile zevk veren bir diziydi. Şöyle bir düşünüyorumda bizim kanallarda oynayan dizilerden çokta farklı değildi aslında. Hani belki “Kanal D” de falan oynasaydı dönüp bakmazdım. Ancak kore işi ya onların bir havası var o nedenle izleyebiliyorsunuz yani. Birde cıvkını cıkarmamaları, diziyi kısa tutmaları yine izleten sebeplerden. Ha verdiği mesajlarda güzel yani.Birde et restorantında çalışan Hwan’ın taktığı somurtan surata çok güldüm😀

Dizide büyükannenin gözümden yaş getirecek kadar manyak bir sözünü yazmak istiyorum. Hala bile bir garip oluyorum. “Çocuklar anne-babalarının kalplerini çalarak kaçarlar. Kaçarken düşerler ve ellerinde tuttukları kalbide düşürürler. Yere düşen kalp ne der biliyor musun? Çocuğum, iyi mi?”

Bu yazıda burda biter. Bitsin yani zaten. Bin kelimeyi geçti. Kendime yuh diyorum. Bolca saçmaladım. Öyle yani. Sonuç olarak çok ama çok sevdim diziyi ben. Mutlaka zaman yaratın ve izleyin. Benim gibi yapıp bahanenler bulmayın. Special bölüm olarak geçen ardından katıldıkları programıda mutlaka izlemelisiniz. Gülmekten yarılırsınız izlerken. O kadar gıcık aldığım üvey anne karakterini canlandıran kadına o programda bayıldım. Özellikle kocasıyla ilişkisini anlattığı kısımlarda. Birde Hwan’ın annesini canlandıran kadın tam bir fırlama😀 İşte bitti görüşürüz….