Bugün kitaplığımı karıştırırken küçüklüğüme dair aklıma kazınan 4 şey buldum. Hazır yazacak kadar materyalim yokken (İzlediğim dizilerle ilgili) ve pekte başka birşey aklıma gelmezken gereksizcede gelse “Blog boş kalmasın. Hem bazıları sever belki” diyerek geçtim pc başına.

Küçükken hikaye kitaplarına bayılırdım. Hani çocuklar doğumgünlerinde oyuncak beklerler ya ben kitap alındığı zaman göklere uçanlar tarafındaydım (Gerçi sayımız pek fazla değildir) Benim bu huyumu bilenler daima hikaye kitabı getirirlerdi. Yalnız vurgulamak istiyorum çocuk romanları değil bildiğiniz hikaye kitapları. Bol resimli, kocaman yazıları olanlardan. Aslında bunlarda geride kaldı. Çok üzülüyorum. Şimdiki çocuklara bakıyorumda kitap okuma diye birşey yok. İlkokula giden kızların elinde “Twilight” serileri var. Ben onlar kadarken öykü okurdum. Peh peh peh gençlik nerelere sürükleniyor. Yine 11 yaşlarında olduğunu tahmin ediyorum kuzenim ceza dinliyor, sagopa dinliyor ne anlıyorsa artık. Ancak bilinç altına işliyor işte. Neyse şimdi bundan bahsetmeyeceğim Ben çocukluk günlerime dönüvereyim😀

Efendim aslında kitaplık karıştırma işi Gumiho’dan çıktı. “Nasıl yani?” diyenler var duyuyorum🙂 Orda bizim Gumiho’ya “Küçük Deniz Kızı” adlı hikayeyi okuması için alıyor şimdi adını hatırlamadığım öğretmen dediği adam. Neyse işte o hikayeyi görünce dedim “Yahu benim buralarda bir yerlerde hikaye kitaplarım olacaktı. Nerdeler acaba?” Sonra aradım, aradım ve buldum. Annemin yemek dergilerinin altında duruyorlarmış. Çocuklarıma okurum diye saklıyordum. Tabi o zamana belki 3 boyutlu hikaye zerzavatları çıkmış olur gerek kalmaz ancak ben yinede okumak isterim.

Onlar hangileri açıklıyorum. Belki ikisini bilmezsiniz ancak diğer ikisine aşinasınızdır eminim. Evet bir numara….

1. Dilo – Derinliklerin Çağrısı (Horace Dobbs)

 

Bendeki kapağı daha güzel ancak nede olsa aynı kitap😉 Dönüp dönüp okurdum bu kitabı. Sanırım o zamanlar yunuslu, balinalı filmler meşhurdu. Flipper falan vardı🙂 Benim için Dilo başkaydı. Bu kitapla yunusların hayatlarına dair birçok şey öğrenmiştim. Hatta doğumları, annelerinin onları beslemesi, büyütmesi, tek tek ne yapması gerektiğini öğretmesi falan. Hatta bir çok yerinde ağlamıştım hatırlıyorum.🙂 Baktı bizimkiler ben bu kitabı elimden düşürmüyorum, sürekli okuyorum bana devam hikayesini almışlardı. Ay nasıl sevinmiştim nasıl sevinmiştim tarifi imkansız🙂 Evet 2. Kitapta yine Dilo :)Bu arada kitabın girişinde “80 yaşın altındaki tüm çocuklar okuyabilir” yazmaktadır. Okumak isteyene duyrulur🙂

 

 

 

 

2. Dilo ve Yeni Arkadaşları – Horace Dobbs

Bu da ikinci kitabı. Bu kitapta artık Dilo tek başınaydı. İlki kadar sevmemiştim ancak yinede sürekli baş ucumda dururdu. Kapaktaki kız var ya hep onun yerinde olmak isterdim. Bizim yazlığın yakınlarında bir yunus eğitim merkezi gibi birşey vardı tam emin değilim aslında ne olduğunu bilmiyorum ancak yunusların olduğu bir yer işte belirli zamanlarda çok yakınımızdan geçerlerdi, sürü halinde. Ben “Dilo, Dilo” diye bağırırdım🙂 Zaten küçükken balığıda elimde olta “Balık gel, balık” diye tutarmışım🙂 Yunuslarada seslenirdim gelsinler diye. Rüzgar sörfü yapanlar hep karşılaşırlardı açıklarda. Ahh öyle işte. Bana yunusları sevdiren elimden düşürmediğim kitapların 2.siydi buda.

 

 

 

3. Mulan – Disney Klasikleri

Filmini izlemeye sinemaya gitmiştim. Ah izlemeye doyamadığım, hiç sıkılmadığım tek disney karakteri. Çekik gözlü hastalığım taaaa o zamanlara dayanıyormuş şimdi anlıyorum. Sinemalarda izleyenler için şanstı çünkü Hun’ları kötü gösterdikleri gerekçesi ile kaldırılması falan istenmişti gösterimden. Sanırım öyleydi tam hatırlamıyorum. McDonalds’a gider oyuncaklarını alırdım. Hala duruyor, Çekirge, at, muhteşem 3lü, aşık olduğum yüzbaşı🙂 Evet ben çizgi film karakterlerine aşık olurum😀 Yanlış okumadınız hala olurum😀 İşte bir doğumgünü zamanıydı yine. Karşı komşumuz “Ne istersin doğumgününde” dedi. Ben de bu kitabı daha önce markette görmüştüm🙂 Kitapçıda değil marketin kitapçısında🙂 Aldım Ebru ablayı yanima “İşte bunu al bana ” dedim -ne kadar yüzsüzüm değil mi?- Ah canım kırmamıştı almıştı🙂 Defalarca okumuştum kitabı. Halada arada okurum🙂 İzlemekten de zevk alırım. Severim yani. Tavsiyede ederim büyüdüm artık demeyin okuyun,izleyin yani.

 

 

4. Küçük Prens – Ülkü Giray ve Konukları (Bu bir kitap değil Hikaye Kaseti)

 

Hımmm. Ben bu kaseti kaybetmiştim. Kitaplığımda da bulmadım. Saçma sapan bir yerde çıktı. Ancak çocukken vazgeçemediğim şeylerdendi. Uyumadan önce dinlerdim, dinlerkende uykuya dalardım.🙂 Haha babam gece kalkar teybi kapatırdı hep. Sabahta bana kızardı “Kaç kez açık bırakma dedim ben sana” diye🙂 E ne yapabilirim uyuyakalıyorum işte nasıl kapatayım🙂 Kitabını hiç okumadım ben hep Ülkü Giray’ın sesinden dinledim hikayeyi. Herkesede dinlettirirdim. Arada yine ağlardım bazen çiçeğe üzülürdüm, bazen tilkiye ama yinede dinlerdim işte. Hikayeyi bilmiyorsanız öğrenin derim🙂

 

 

Ya işte ben küçükken bunları elimden düşürmezdim. Şimdide diyorum “Çocuklarımada bunları okutacağım, dinleteceğim” diye. Hatta bence yetişkinlerin bile okuduğunda zevk alacağı türdeler. Hele bizim gibi takvimde yaşlanan içi hep çocuk olan genç kalanlar için birebir. İçi çürüyen gençlerede ilaç gibi gelir😀 Böyle bir yazıda yazmış oldum işte. Aslında hep istiyordum bahsetmeyi bugüne kısmetmiş😉 Acaba mim yapsam mı ki ben bunu? “Çocukken elinizden düşürmediğiniz şeyler” diye. Evet olabilir ancak şu aralar blog camiyasında bir sürü mim dolaşıyor yapmak isteyen olursa mim olarak kabul etsin🙂