İntikamda son nokta. -OldYork Times-

****

Bir yandan sonlanmasını isterken diğer yandan hiç bitmesin isteyeceksiniz. -Yan Komşu Serpil Teyze-

****

Size Ezel’i hatırlatacak ancak “Dayı” olmadan da zevk alacaksınız. – Kapıcı Mehmet Efendi-

****

Estetik Cerrahi bu dizi ile kendini aştığını çığırıyor. – Güney Koreden Bir Genç Kız-

*****

Tamam bu kadar zırvalık yeter😀 Bu dizi efsane oldu. Nedeni ise ben bir türlü bitiremedim diziyi. Birde deli gibi anlatmak istiyorum ancak ne yazacağım onuda bilmiyorum hani. 21 bölümlük bir dizi fakat ben son zamanlarda dizilerdeki bölüm sayısının hep fazla olduğunu düşünüyorum ki bu dizi içinde geçerli. Bir yanım diyor “Bölüm sayısı anca yetti” öteki yanım diyor “Bence fazla uzadı bu iş” Neyse…

Konusu baya ilgi çekici. Adından da anlaşılacağı gibi bir intikam hikayesi. Ama ne intikam, ne entrikalar, bu ne hırs, bu ne azim falan. Kısaca anlatalım; Bir kadın, iki erkek ve bir aile. Baş kahramanımız Joo Ah Ran; Rosemary adı ile ün yapmış, ailesini bir kazada kaybetmiş, küçük yaşta kardeşi ile sokaklara düşmüş bir kadın. Babası ve annesi gözleri önünde ölüyorlar, daha sonra bu kazanın aslında bir kaza olmadığını öğreniyor ve aileden intikam almak için kollarını sıvıyor. İntikam planının baş kahramanıda  ailesini öldüren adamın Shin Woo Seop’un büyük oğlu Shin Hyeon Woo. Yalanlarla, dolanlarla adamın oğlu ile evleniyor ve ailenin içine giriyor. Bu arada ona en büyük desteği, Woo Seop’un ölen sekreterinin doktor oğlu Nam Joo Seung veriyor zaten sevgililerde. Bu adamında aile ile alıp veremediği bir kaç sırrı var. Zaman geçiyor, bazı şeyler ortaya çıkınca evlendiği adam kadının yüzüne bir bir yalanlarını çarpıyor ancak g*tü tutuşan kadın adamın hastanelik olmasına neden oluyor.

Bununla kalmıyor öldürmeye çalışıyor hemde bir kaç kez. Herşeyi öğrenen Shin Hyeon Woo komadan çıkmasına rağmen hala komadaymış gibi davranıyor ve başlıyor karşı intikam planlarına. Bu planlar boyunca ona destek verende küçük yaştan beri destekledikleri yetim olan, şimdi bir hemşire olmuş Yoon Jae Hee.Kafa kafaya verip bir bir intikam planlarını hazırlayan Hyeon Woo, büyük intikamı için ilk olarak ölüyor sonra baştan sona estetik ameliyat oluyor ve karşımıza Ahn Jae Seong olarak çıkıyor.😀 Bundan sonra biz 15-16 bölüm kadar yalanlarla, entrikalarla ve intikamlarla çevrelenmiş bir dizi izliyoruz.

Gelelim kişisel görüşlerime;

Yarabbi Yarabbi… Efendim intikam zevlidir derler, tatlıdır derler ancak bir kişi peşindeyse güzel bunu anladım. Bir kaç kişi bir kaç kişiden intikamını aynı anda almaya çalışında feci bir başağrısı ortaya çıkmakta😀 Onun onla işi var onun bununla işi var, bunun şununla işi var ordakinin herkesle işi var, ötekinin birşeyden haberi olmasada alakası var derken biran “Höyyttt yeterin be bu kadarıda olmaz yani” diyorsunuz.

İşin kötü yani feci yorucu bir dizi olmasına rağmen “Haydaaa şimdi ne olacak” cümlesini sürekli kullandığınızdan bırakamıyorsunuzda. Hiç bir sorunum derdim , tasam yokken bu diziyi izledikçe içime fenalıklar geldi bende evde bizimkilere ortaya karşık bir intikam paketi hazırlama aşamasına geldim yani. Yanar dönerlisinden😀

Evet yorucu, yer yer saçmalıkların küpü şeklinde kurgusu olan ancak kendini izlettiren ve gariptir ki bir yandan nefret edip bir yandan  sevdiren bir diziydi.

Karakterlerin hepsi birbirinden garip. Hiç birinden sonuna kadar nefret edemiyor ya da sonuna kadar sevemiyorsunuz. Gerçi ben yan karakterlerden ikisine bittim de neyse dur anlatırım şimdi😀 İlişkiler o kadar bağlı ki birbirine dedim bizim aile ilişkilerinde ne tür entrikalar dönmüştür hehehe. Gerçi birbirini birşekilde tanıyan bir grup insana anca kore dizilerinde raslarsınız😀 Kısaca karakterlere geçiyorum.

Joo Ah Ran (Lee So Yeon) : Bu kadına ne desem bilemedim. Falliğin önde gideni işte. Çibanın başı olur kendisi (ya da yılan mıydı neyse..) Herşey bu hatunun başının altından çıkıyor. Yalnız hayran olmamakta imkansız. Soğuk kanlılıkla söylediği yalanlar, her yalanını bir mantığa bağlaması, erkekleri idare edişi taktirlik. Her karakter  gibi kendi yalan denizinde boğulmaya mahkum olasada ki kendiside aslında bunun farkında “Ben gideceksem götürebildiğim kadar pisliğide yanımda götürürüm” diyen bir tip ama. Hedefi için kimseye acımayan, herkesi ezmeye hazır olan bir kadın. Şirret….Fakat çoğu zaman hırslı bir aşk kadını olduğu hissine kapıldım.

Shin Hyeon Woo/Ahn Jae Seong ( Han Sang Jin/Bae Soo Bin) ; İşte bu adam meleğimiz oluyor. Tabi bir anda şeytana dönüşecek. Daha doğrusu intikam meleğine. Hani “Ne kadınlar var bak görüyor musun? Melek gibi adamı ne hale getirdi.” cümlesindeki “Melek gibi adam” oluyor kendileri. Karakterin romantizmini sevmedim “Bana ters” olayından tabi. Pek romantik bir insan değilim sanırım. Ne zaman “İntikam alacağım” dedi bende heycan doruklara çıktı tabi. Açıkçası Bae Soo Bin’i Kenan İmirzalıoğluna tercih ederim. Yeni Ezel=Bae Soo Bin nihaha. Ya bu adam işte Ah Ran’a deliler gibi aşık. Ancak kadının melek suratının altında gizlediği asıl yüzünü sonradan fark ediyor. Her ne kadar empati kurmanız istenen karakter olsada şahsen ben bunu pek başaramadım. Ancak haksızlığa uğrayan iyinin içinde taşıdığı kötü tarafı görmeyi seviyorum yahu!

Nam Joo Seung (Kim Tae Hyeon) ; Bu karakter en acıdığım oldu. Adam hem aşık, hem terk edilmiş, elleriyle sevdiği kadını intikam için başkasına vermiş, anne bir vurmuş, sevdiği kadın birkaç kez vuruyor, babasını kaybetmiş  falan sonunda böyle psikopat insan ortaya çıkmış. Oysaki kendisi aslında başarılı bir doktor hatta geceleride bir Jazz Bar da şarkı söylüyor. Baya karizmatik bir şahsiyet. Ama ama sürekli bana “Senin erkekliğine” Lem hatun gözünün önünde başkasıyla yatıyor kalkıyor, seni kendi kuyruğunu  kurtarmak için başka adamlarla daha aldatıyor, bir kalemde siliyor, işine yaradıkça var oluyorsun diğer türlü ayak bağısın hala “O benim kadınım, onu seviyorum” diyorsun” dedirtti. Püüüüü… Ama her geçen vurdu bu adama ya! Fakat dilinin altında sakladığı bir sürü sır var. Arkası kuvvetli..

Yoon Jae Hee (Hong  Soo Hyeon); Bu kızda az ağlamadı. Kısmetsiz olan karakterlerden. Ne aşkmış be dedirtti. Bir ara böög geldi. Ahn Jae Song /Shin Hyeon Woo yüzünden başına gelmeyen kalmadı. Bir yandan aşkı duruyor küçüklüğünden beri sevdiği adam, minnet duyduğu hatta onun “Daddy Long Legs” i , öteki tarafta ise hiç görmediği, bir umut beklediği ailesinden bir parça. Aşkıda karşılıklı olunca ne tarafı seçeceğini bilemedi tabi. En zor kararları alan karakterlerden biriydi kendisi. Çok alakalı bir karakter olmasına rağmen şahsen sönük buldum kendilerini.

Joo Kyeong Hee (Cha Hwa Yeon): Shin Hyeon Woo’nun annesi. Hep ters köşeye yatırdı diğerlerini. Bu kadını en başından beri sevmemiştim. Sizde sevmeyin. Herkes onu parmağı ile gösterip kınasın. Fazlasıyla nefretlik bir kadındı. Buzdağının kendisiydi bence. Eteğinin altında sakladıkları bir kaç sülaleye yetecek sırlardır. İzlemek isteyen yakından takip etsin.

En eğlenceli iki karakter Shin Hyeon Woo’nun küçük kardeşi ile işe aldığı Ah Ran’nın eski arkadaşı idi. Ay onlar o kadar tatlı o kadar şirin bir ikiliydi ki bu denli içi çürümüş hikayenin arasında cennete uzanan ışıklı yok gibilerdi. Onlara aşırı güldüm ben.

Böylelikle karakterlerinde sonuna geldik en azından önemli bulduğum şahsiyetlerin. Son olarak dizi hakkında kısaca düşüncelerimi toparlamam gerekirse;

Her ne kadar yorucu, bazen saçma, zaman zaman sıkıcı, yer yer sizi pis pis güldüren, bazı zamanlar ileri sarmak istediğiniz bir dizi olsada bence güzel yazılmış, iyi oyuncuların seçildiği, oyunculukların iyi olduğu bir diziydi. Başta Bae Soo Bin için izlemeye başladığım bir yapım olsada bağlanacak başka karakterler buldum. Ancak dizide eksik olan birşey var ki o da herhangi bir mesajı olmaması. Hani konu itibari ile bir mesaj bekledim araya sıkıştırırlar falan gibisinden ama öyle birşey olmadı. Hani sonunda unutulacak bir dizi olacağını düşünüyorum ben. Yinede “Sevdin mi yani şimdi sen?” diye sorarsanız evet gerçekten sevdim. Beni zorlayan dizileri seviyorum. Kötü şeyleri ağırlıklı yazmama rağmen intikam zincirini çok sevdim. Biri henüz biterken diğerinin başlaması dinamizm katıyordu her ne kadar sık sık nefes aldırmasada  aklınız sürekli diziye odaklı kalıyordu. Bu şirin dizilerden değil kısacası baya baya yetişkin bir dizi öyle diyebilirim.

Bu arada Soundtrack albümünü en beğendiğim dizilerden oldu kendisi. Bence en büyük kazanç müzikleriydi.  Benim favori parçalarım “2.Broken Heart” ve bir türlü sözlerini bulamadığım “5.Jung In – Bimil”

PS. Toruko Unni bu yazıda senin içindi, umarım beğenerek okursun(okumuşsundur). Babacığında sağsağlim eve gelmiştir, hızla iyileşiyordur. Bir de inşallah meraklandırmışımdır seni izlersin yakın zamanda hehehe😀

Biraz daha merak için  Youtube da bulduğum süper emek harcanmış muhteşem bir klip izleyin dahada meraklanın😉