Archive for Ocak, 2011


Ne Desem Bilemedim…

Ne zaman olduğunu hatırlamadığım bir zamanda 😀 televizyonda çok kısa bir süreliğine denk gelmiştim bu videoya. Sonuna doğruydu ve ben baştan izleyemediğim için üzülmüştüm. Ne olduğunu vs. hiç birşey bilmiyordum ve biraz önce aklıma geldi. Nasıl olduda unutmuşum araştırmayı bilmiyorum neyse…

Normalde de ben bu şarkıyı iyi yorumlayan birinden dinlediğimde tabiri caizse tüylerim diken diken olur ki bunu en son biz kore aşıklarının gurur Enes Kaya’nın “Haunters” filmindeki kısacık yorumunda yaşadım ve ağzıma dolandı. Tamam şimdi anlayacaksınız neyden bahsettiğimi. Uzatmadan paylaşıyorum 😀

DOĞA İÇİN ÇAL projesinde bir araya gelmiş sanatçıların muhteşem yorumları ile “Uzun İnce Bir Yoldayım”

(En baştalarda müziği duyup dinlemek için oturan köpeğe dikkat. Fazla şirin!!!!!)

 

Bu videoda ekürisi 😉 “Divane Aşık Gibi”

Reklamlar

Ah ah Hikaru‘cuğum mimlemiş beni. İyi etmiş ancak güzel cümlelerin ( Benim için hatırladığım cümleler sevdiklerim şuan 😀 ) bir çoğunu yazmış. Şimdi bende bir kaçını yazayım. Tabi ki hatırladıklarımı 😀 Of ya keşke üşenmeyip not alsaydık beğendiğimiz cümleleri, ne kadar süper cümleler vardı neyse geçti artık ben sıralayayım benimkileri 😉

Who Are You?

Hem romantik hem komik bir sahneydi. Böyle aşırı duygusallıktan kopuş dakikalarına ani geçiş yapmıştı 😀

Young In’in babasının büyüdüğü yetimhaneye giderler. Young In ile Seung Hyo arabada oturmaktadır. Kız futbol oynayan çocukları gördüğünde;

-Mutlu görünüyorlar. Şimdi daha iyiyim. Yalnız görünmüyorlar. Rahatladım

* O kadar kolay rahatlama. Belki yalnız kalmamak adına futbol topunu bu kadar hırslı kovalıyorlardır.

– Keşke senin futbol topun olabilseydim.

* Neden? Seni tekmelemem için mi? Eğer öyle istiyorsan seni hergün tekmeleyeceğim. Mutlu musun?

– Hergün buluşucak mıyız? O da olur. Süper olur. Yani hergün benimle buluşup beni tekmeleyeceksin öyle mi? Anlaştık.

Sonrasında adam kızın onun futbol topu olmasına, kızda adamın kendisinin mücizesi olmasına karar verir 😉

Coffee Pirnce

Olmazsa olmazdı. Hikaru en can alıcı sahneyi yazdığı için ben diğer aklıma gelen ve çok sevdiğim sahneyi yazacağım.

Hani ikisi abi-kardeş olmaya karar vermişti ya hatta şu cümleler çok hoşuma gitmişti ” Bu şekilde onun küçük kardeşi/abisi gibi davranmam gerekse bile hep onun yanında kalmak istiyorum” Karşılıklı olarak birbirlerine söylüyorlardı. İşte bu kararın sabahında kahvaltı yaparlarken Eun Chan abi-kardeş olunca neyin değişeceğini sorar

– Şimdi beni daha mı çok seveceksin?

*Sevmekle neyi kastediyorsun? (Gözlerini kaçırır)

-O zaman bana daha çok mu tapacaksın?

* Şey… Sana tapabilirim. Bu o kadar zor birşey değil.

– O nasıl olacak? (Han Kyul bunun uzerine Eun chan’ın kasesine biraz daha prinç koyar hatta sonrasında diğer istediklerinide. Tabi bizimki olayı cıvıtıp, ev, motorsiklet vs isteyene kadar) :D:D

Secret Garden

Bu dizide tabiki olmazsa olmazlarım arasındaydı. Her bir cümlesi not alınmalık, ağzı bir karış açık bırakan cinstendi. zaten herkes birşeyler yazdı ama bende yazmasam olmazdı. Final bölümünde resmi nikah için gittikleri yerde giriş KJW Ra Im’e senin kocan olmaya karar verdim diyip emri vaki bir şekilde evliliğe götürürken Ra Im ” Kötü adam seni. Seni seviyorum demeden nikah kıyacaksın şimdi” gibi birşeyler söyler. (tam olarak netleştiremedim orasını ) Ancak KJW tabiki lafı yapıştırır

* Zeki olmadığını söylemekte haklıydım. Seni sevdiğim için değil, senden başkasını sevemeyeceğim için. Senle olmazsam, başkasıyla olamam. Seni muhteşem kadın.

Ah ah aklıma sadece bunlar geldi. Ancak bu mim’in şöyle bir güzelliği oldu ki bundan sonra üşenmeyip beğendiğim cümleleri not alacağım :D:D Bu arada pasıda La Fea‘ya atıyorum birde Kendisi‘ne ve Tarih84. Canımcım La Fea “mim yapmam ancak bunu yapabilirim” demiş Kimbap’ın mim yazısında. O zaman bende ona gönderirim 😉 Öpüldünüz 😉

Açıkçası tanıtımlarını okuduktan, trailerlarını izledikten sonra ilk aklıma gelen şeydi; Kore “Fame” derse nasıl olur? Bunun altından da kalkar mı acaba?

Oldum olası sevmişimdir içinde müziğin olduğu filmleri dizileri 😉 Bizim zamanımızda “Fame” alıp götürmüştü gençleri (Çok yaşlıyımda göstermiyorum işte) Filmide diziside gönlümde ayrı bir yere sahiptir ancak orjinalinden hani 1980 yapımından (Ben daha portakalda vitamin değilken çekilmiştide banada yetişti yani 😉 ) bahsediyorum 2009 da tekrar çekilmeye çalışılan yapımdan değil. (Birde 1982’de ki dizisinden)

Güney Kore gibi saniyede bir albümün çıktığı yine saniyede bir yıldızın parladığı bir ülkede bence böyle bir yapım için geç bile kaldılar. Ancak üstesinden gelebilecekler mi hala şüphelerim var.

Dizinin ilk 4 bölümünü izledim ( Devam eden diziler alışkanlık yapıyormuş 😉 Güya başlamayacaktım hala yayınlanmakta olan başka bir diziye) ama henüz bir “Fame” havası yakalayamadım diyebilirim. Yani benim gibi arada köprü kurmaya meyilli iseniz direk o meyilinizden vazgeçin.

 

 

İnsan ister istemez karşılaştırma yapıyor. Hani “Kapı gıcırtısına atılan göbek” vardır ya ben bu dizide henüz içi dışı müzik/dans olmuş bir gençlik göremedim. Normalda biri ossursa adamlar hop ayakta yemekhaneyi birbirine katarak dansa , müzik yapmaya başlardı. Daha ilk bölümden böyle sahneler görmeyi, dizinin içine girmeyi beklerken muşmula suratlı , kazma oyunculuğu ile “Abi allah için sen sadece şarkı söyle, klip çek ” dediğin Kim Hyung Joon ile karşılaştım 😉 Neyseki cameo dan ileri gitmiyor 😉 Bir sn başka birşeyden bahsediyordum ??? Haaa evet sanırım ilk bölümlerde biraz daha bu yeni kanları ortaya atalım onların güzelliklerinden, yakışıklılıklarından faydalanalım arada müzik falan kaynasın demişler harbiden Dream High etmişler 😉

Aslında 4 bölüm ile bunun kararını vermeyi yanlış buluyorum ama böyle düşünmektende kendimi alamıyorum. Gözüm hep bir Bruno Martelli arıyor, heran Mr. Shorofsky görmek istiyorum, Leroy Johnson  böyle havalarda uçsun o masa senin bu masa benim desin ne güzel olur yani onun kısacık şortuna bile katlanmıştım o zamanlar 😉 ve daha niceleri sima olarak hatırlıyorum ancak isimleri geçikmeli geliyor aklıma. Birde her bölüm başında  şöyle denirdi ” Şöhret mi istiyorsunuz? Şöhretin bedeli vardır. Ve burası ter dökerek ödemeye başlayacağınız yer” Vuahh bu cümleyi Debbie Allen’dan duyardık . Resmen ekran başındakileri bile ateşlerdi. Üstelik o bedeli görürdük yani 😉

Bakalım “Dream High” da bu zevki verecek mi? Normalde bir çok şeyde G. Kore vazgeçilmezimdir. Hep bu taraf çok daha iyisini yapmıştır ancak bu dizi için birşey söylemek yanlış olur daha çok erken. Konusundan hiç bahsetmedim. ama işte Kirin sanat akademisinde okuyan dans ve müzik ile yaşamak isteyen bir grup gencin birbirleriyle olan, sektör ile olan maceralarını anlatıyor. Tabi işin içine olmazsa olmaz ailevi meseleler falan da giriyor. Güzel bir harman bekliyorum… Bu arada sizle Şu videoyuda paylaşmazsam olmaz 😉

Baby Remember My Name… 😉

Cyrano Agency

 

Merakla ve sabırla bekledim bu filmi. Bugün maillerimde altyazı bilgisini gördüğümde “Oh be bugün aklımı bozduğum Secret Garden’dan uzaklaşabileceğim” dedim. 2 saatte olsa başka tarafa yönelmenin vermiş olduğu büyük hazzı yaşıyorum şuan.

Bilmiyorum sizde fark ettiniz mi ancak 2010 dizilerinde (yanılmıyorsam temmuz ayından sonrakilerde) bu filmin afişi mutlak bir yerlerden fırlıyordu. Hatta Gumiho’da bile Mi Ho ilk sinema deneyimini bu film ile yaşamıştı. Her ne kadar ben başrollerden biri olan Park Shin Hye‘yi sevmesemde ( Nedense ısınamadım ben bu kıza) diğer oyuncuların hepsini çok severim. Başta Uhm Tae Woong olmak üzere Choi Daniel, Park  Cheol Min, Lee Min Jung , hepsi birbirinden süperler hatta yiğidi öldür hakkını yeme Park Shin “Benim için yetişkin rollere attığım ilk adım” gibi birşey söylemiş bu filmdeki rolü için doğru diyor. Daha bir yetişkinimsi rol diyebiliriz öyle çok gıcık olmadım kendisine.

Konusuda keşke bizim buralarda da böyle bir iş olsada dedirtecek cinsten 😉 Efendim birine mi aşıksınız? Ancak bir türlü nasıl açılacağınızı, nasıl davranmanız gerektiğini bilememiyor, gönlünü çalamıyor musunuz? Utangaçsınız gözüne dahi bakamıyorsunuz vs. Takmayın abi artık bu işleri 😉 Ta ta ta taaam Cyrano Ajans sunar.” İtina ile aşık edilir “:D:D

İşte böyle bir ajans düşünün seçtiğiniz insanı size aşık ediyorlar. Birgün yine beceriksiz bir aşık kapılarını çalıyor bu adamların. Klisede bir kızı görmüş adamımız aşık olmuş ne yapacağını bilemiyor ve bizimkilere başvuruyor yalnız beceriksiz adamın aşık olduğu kadın ajansın baş elemanının eski aşkı çıkmasın mı?Acaba neler olacak. Ajans sahibi sabote mi edecek yoksa pro olduğundan işini yapacak mı? (Ammada heycanlandınız dimi 😀 )

Her ne kadar konu bu kadar görünsede aslında daha fazlasını bulabileceğiniz bir yapım. Özellikle ilişkiler hakkında bazı küçük şeyler varki “Harbiden lan” diyorsunuz. Hani dizilerde filmlerde izlediğiniz bazı sahnelere “Ay çok romantik!!!” dersiniz ya en iğrenç ses tonunuzla 😉 Aslında arka fondaki müzik, özenle yazılmış bir senaryo yine itina ile seçilmiş bir mekan, ışık cart curt olmadan bir bok değildir ya işte film bu olayı gayet hoş yakalamış 😉 Bakalım filmi izledikten sonra hala beyaz atlı prensin olduğuna inananlardan olacak mısınız? Hayallerinizi yıkmak istemem ancak aslında ordaki beyaz at değil montajda boyuyorlar ve o prenste değil iyi bir makyaj, kısa bir peruk ve fotoshop ile o hale gelen benim o ben 😉

Neyse bugün saçmalama modundayım. Bu filmi izleyin diyorum. Mutlaka izleyin harbi hoş olmuş 😉 Gumiho’nun kahkaha krizine girmesi kadar değil ancak gülümsetiyor 😉

 

Uzun zamandır izlemeyi istediğim bir filmdi “Actresses”. Aslında hani öyle aman aman bir kurgusu vs yok. Ancak sektörün içindeki kadınların karşılaştıkları durumları, bakış açılarını izlemek çok keyifli. Özelliklede işlerin nasıl yapıldığınıda göstermesi baya iyi. Hani bir çekim nasıl ayarlanıyor, nasıl idare ediliyor neler dönüyor vs açık açık anlatıyor bu yapım.

Yapımda yer alan oyuncularında kendilerini canlandırmaları ayrı bir zevk. İzledikten sonra onlara kendizi daha bir yakın hissediyorsunuz. Benim özellikle izleme nedenim Ko Hyeon Jeong. Hani beni Han Hyo Joo ya olan ilgimi bilmeyen kalmadı, kaldıysada öğrensin o kızı çok seviyorum işte onu ne kadar seviyorsam bu kadınıda o kadar seviyorum yani 😉 Bu filmde izledikten sonra daha bir sevdim.

Konusu basit hatta baya basit.  Yönetmen Lee Jae Yong gerçek ile kurguyu harmanlayıp  yaşları 20 ile 60 arasındaki aktristleri bir araya getirir. Onlardan kendilerini oynamalarını ister ve bu altı kadın Vogue dergisi için fotoğraf çekimine gelirler. Bazı aksaklıklar çıkar ancak bu arada oyuncular kamera önünde yaşadıkları baskıları, yalnızlıklarını, boşanmalarına dair bir çok şeyi içtenlikle anlatırlar. Komik dakikar, duygusal anlar hatta aralarında zaman zaman gerçekleşen gerilimler bile tüm çıplaklığı ile yansıtılır.

Oyunculara aşinalığınız vardır. Bende sizin için büyükten küçüğe doğru sıralıyorum 😉 Birde yer aldıkları bir kaç yapımı yazıyorum.

Yoon Yeo Jung ( Home Sweet Home, Worlds Within, What’s Up Fox) , Lee Mi Sook ( Smile,Mom , Cinderella’s Sister, East of Eden) , Ko Hyeon Jeong (Dae Mul, Queen Seon Duk, What’s Up Fox) , Choi Ji Woo ( Star’s Lover, Air City, Winter Sonata, Everybody Has  Secrets) Kim Min Hee ( Love Marriage, Goodbye Solo, Some Like It Hot) Kim Ok Bin (Over the Rainbow, Thirst )

Bu oyuncular dışında  kendilerini canlandıran birde dergi ekibi var derginin editörü, onun yardımcısı, fotoğrafçı, makyözler.

Açıkçası ve kısacası ben çok beğenerek izledim. Hani bazıları diyebilir “Bana ne onların çekimlerinden? ” bazıları için sıkıcıda gelecek olabilir. O yüzden önermelik bir yapım değil. Mutlaka izlenmelide denemez ancak benim gibi sinemasıyla , dizisiyle haşır neşir olanlar bir çok güzel şey bulacaklardır içinde. Mesela;

Oyuncular kendilerine rakip gördükleri isimleri konuşuyorlar. Önce kimse söylemek istemiyor falan ama sonra çıkan isimler ve üzerine yapılan geyikler çok tatlı. zaten kendine rakip olarak birini görme muhabbeti baştan sona çok tatlı. Bazı acı gerçeklerde var. Mesela birbirine çok yakın görünen camiyanın aslında hiçte öyle olmadığını görüyorsunuz. Burda bir araya gelen oyunculardan bazıları birbirini 15 senedir falan görmemiş. Tanışıyorlar, seviyorlar ama görüşemiyorlar. Hallyu yıldızı olmaktan tutun, burçlardaki ve kan gruplarındaki olumsuzluktan bile husumet çıkıyor bir ara.

Yani şimdi ben size mutlaka izleyin demiyorum diyorum ama izleyin yani işte (Dayanamadım) Baskı kurmak istemedim ancak yapımı satmak istiyorum size 😉 IMDB puanıda 7.1 ha!!! 😀 😀 😀

Neyse bitiriyorum işte bu saçma sapan yazıyı. Ne yazdım nasıl yazdım bilmiyorum. Filmden bir kaç fotoğrafla huzurlarınızdan ayrılıyorum 😉