Son zamanlarda dizi camiyasından Kore ve Japon semaları filmlerde tercihim Tayland olmaya başladı. Her defasında da çekinerek başladığımı ancak git gide sevdiğimi dile getiriyorum. Üstelik emin olun çok güzel yapımlar var. Neyse hemen kısaca filme döneyim.

Filmi uzun zaman önce gördüm, araştırdım ve indirdim. Ancak bir köşede duruyordu. Bir türlü izlemek nasip olmadı. Devran döndü İzmir’de izleyebildim.

Film aslında bir şey bilmeden izlediğinizde zevk verecek türden olduğundan bende öyle çok şey anlatmak istemiyorum.

Sadece düşünün arabada giderken yolun ortasında bir anda bir adam beliriyor ve siz ona çarpıyorsunuz. Hastaneye götürdüğünüzde adamın hafıza kaybına uğradığını söylüyorlar. (Ne kadar klasik değil mi) Her ne kadar hiç tanımadığınız bu adamın sorumluluğunu almak istemiyor olsanız da bir şekilde bu sizin hatanız olduğundan üzülüyor ve onu evinize götürüyorsunuz. Taki o bir şeyler hatırlayıncaya kadar. İşte yeğeni Ohm ile birlikte yaşayan Oom’un başına bunların hepsi gelir. Çarptığı adam hakkında kolyesinde yazan Tan isminden başka bir şey bilmeyen bu kadın onu evine alır.   Bir süre sonra Tan, Ohm için bir baba figürü olmaya başlar, kendisi içinse eski ilişkisinden kurtuluş yolu.

Buraya kadar aşırı klasik ilerleyen bir film var karşımızda. Tabi tadı damağımızda kalan Tayland komedisini bir kenara bırakıyorum. Ancak öyle bir an geliyor ki film sizi yerlere çarpıyor. Hani ben içten içe hissetsem de pek oturtamamıştım taşı yerine. Her şeye rağmen izlediğinize değecek bir filmdir.

Bir kaç beğendiğim ayrıntıyıda yazıp daha fazla bir şey söylemeden bu tanıtıma nokta koyacağım.

 

Açıkçası beni filme ilk çeken başrol oyuncusu, sevgili Tan’a can veren Ananda Everingham. İsmi resmen fauldür, iptal eder, dalga geçme isteği uyandırır ancak yüzü her şeyi unutturur nefret etsenizde milyonlarca kez Ananda dedirtir. Yinede dalga geçmeden duramıyorum ( Ananda güzel, babanda :D:D:D Iyyy!!!) Ayrıca Astrea film boyunca bu çocuk birine benziyor diyip durdu sanırım gecenin bir yarısıydı cd’leri karıştırırken yüzüklerin efendisini getirdi ” işte buna benziyordu ” diyerek Orlando Bloom’u gösterdi. Ve evet cidden benziyor yani ola ki sizde birine benzetir ancak bir türlü bulamazsanız ip ucu olsun😀

Kızın bir patronu vardı ki evlere şenlik. İzlerken herkese böyle bir patron istedim yani o derece süper bir kadındı kendisi.

Ohm karakterine bittim resmen. O kadar şirin bir çocuktu ki ah ciğerimi delip geçti çoğu sahnesi. Bir çok sahnesinde de çok güldüm. Ah şirin şey!!!

Oom’un karşı komşuları. Feci kafa karakterlerdi. Öyle komşularım olmasını çok isterim yani cidden islerim. Gecenin bir vakti kapılarını çalıp ” hadi ps3 te kapışalım canım sıkıldı ” deyip eve dalacağım cinstenler.

Evet işte böyle. Başlarda biraz durgun gelebilir bazıları için ama öyle gelenler size sesleniyorum , vazgeçmeyin devam edin bir sürpriz var. Ve benim gibi baştan sona sevecek olanlarda olacaktır sizlerde kıymetini bilin kaliteli bir film izliyorsunuz, tamam mı?

İşte bu kadar üstü kapalı anlatacağım budur. Benim Tayland önerilerimi takip eden dost LaFea’ya önerimdir. Canım bunuda beğeneceğini düşünüyorum. Birde filmin müzikleri de çok güzeldir, çekimleri de. Ve ve işte buda noktadır. İzledikten sonra beni bulun😉