11’ini 13’ünde kaleme almak ne kadar doğrudur tartışılır ancak iş yoğunluğu 160 cm boyunu aşan ben için affedilecek bir şey olarak görülmesi umuduyla🙂

Kendi ellerimle yaptım ancak bir "1" e daha hamur kalmadı😀 Miane😉

Efendim 11 Ekim yaklaşık 2 sene öncesine kadar çokta önemli değildi benim için. Ancak o günü anlamlı kılacak birisi hayatıma dahil oldu. Kim mi? Seve seve söylerim. O benim en gözde pandam🙂 Astrea’dan bahsediyorum. Hani şu Atlası olan😛 Şimdi size onun hikayesini anlatacağım.

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken pireler berber iken ben anamın beşini tıngır mıngır sallamıyordum tabi daha önemli işlerim vardı😛 Ancak devir o deviri beş geçe bir kız kapımı çaldı. Bende bu arada eteğimdeki taşları dökmeye çalışıyordum. Bana dedi ki ” Bir fincan arkadaşlığınız var mı?” Görür görmez ( Okur okumaz) dedim ki ” Arkadaşlık ne demek eğer kabul edersen dostun olmak istiyorum” Tabi aslında bu kadar kolay değildi😀🙂 Daha doğrusu bunlar böyle cümlelere dökülmedi. Öyle bir şeydi ki yazışmasak dahi kalplerimizin bir olduğunu hissediyorduk. Klavyelere gerek kalmıyordu😀 Ve biz olmuştuk😉

Yani;

Yer yer bilincimin derinliklerine inen psikolojinin dibine vuran ve iki cümlenin arasına bir manalısından ekleyen canı gönülden sevdiğim gözdelerimin gözdesi olan Astrea Pandam 11 Ekim seninle güzel, sen diye güzel. İyi ki doğmuşsun. Ne iyi etmişsin. Atlasımız olmuşsun. Seni seviyorum kuzum. Seil Çuka Hamnida Saranghanın uri Astrea Seil Çuka Hamnida😉