Uzun zamandır buralarda değildim biliyorsunuz. Bakalım yakın zamanlarda neler olmuş diye göz atarken etrafa gözüme “Ofori” semalarından bu film ilişti. Onunla bu tarz filmlerde zevklerimiz baya uyuşuyor. O yüzden gözüm kapalı daldım işin içine. Sağolsun hemen bir link paylaşıverdi, arama zahmetinden de kurtardı beni e banada izlemek düşer tabi.

Aslında inanılmaz gerçekçi bir çizgide gitmekte ve öylede sonlanmakta bu film. Yani aslında bir hafta sonunda olabilecek şeyler içindekiler. Moralin bozulur bir şeyler içmek için bir bara gidersin barda biriyle tanışırsın ve olay başlar. Laf lafı açar, sohbetler, gülüşmeler… Birbirini hafiften tanımaya başlarsın vs. Kahramanlarımız da bunları yaşıyorlar.  Russell ve Glen. Biri utangaç, aşka inanan, kısmen pozitif bir insan. Diğeri ise kendine güvenen ancak aşka cesareti olmayan enteresan bir tip. Yalnız ikiside kırılgan.

Güzel övgüler almış, imdb puanı gayet iyi olan, bol ödüllü bir film var karşımızda. Yakalamasını bilene çok şirin, anlamlı şeylerle dolu. Hani akıllarımızda ki perdeleri kaldırıp öyle izlemeliyiz bu filmi. Tabi kimseyi izleyin diye zorlayamam bu film için. Yalnız filme şans verecek olanlar için güzel şeyler bulacaksınız diyorum. Hatta nasıl desem size “Before Sunrise” ya da “Before Sunset” filmlerini izlemiş iseniz birbirine inanılmaz benzeteceksiniz. Bir diyalog seli var içinde ve kısıtlı bir zamanda geçiyor hikaye. Sadece bir kadın ve bir erkek değil kahramanlar. Konuşmalarda çoğu zaman normal şeylerden bahsediliyor ama aralara serpiştirilen “Farklı tercihleri olan insanların hayatı” durumları hoş ayrıntılar içeriyor ve bir o kadar “Evet ya gerçekten böyle yapılıyor. Pislik insanlar” dememize neden oluyor.

Bu arada oyuncuların kimyalarıda filmi izlettiren şeylerden. Glen’in Russell’a bakışları olayı bitiriyordu resmen. Tom Cullen ve Chris New için kocaman bir alkış tutturdum ben. Çok zor sahneleri büyük ustalıkla ve yapmacık durmadan oynamışlar.

Birde şunu söylemeliyim size spoiler olmayacak o yüzden cümlenin başını okuduğunuzda sonuna gelmekten vazgeçmeyin. Film yavaş ilerliyormuş gibi gelebilir, uzunmuş hissi verebilir, hep aynı şeyler konuşuluyormuş gibi ya da aynı şeyler dönüyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bunlar hepsinin nedeni; filmin sürekli aynı mekanlarda ve aynı kişilerle dönmesi. Ama sonuna geldiğiniz zaman hakettiğinizi alacaksınız, merak etmeyin. Hatta öyle bir şey ki biran bir boşluk hissettim ben. Kalp kırılması gibi bir şey diyebiliriz belkide. Şaşırabilirsiniz ama içinde hiç ummadığınız bir romantizm var.

İlgililerine duyurulur; Bu film izlenir.

İçinde azıcıkta olsa izleme isteği uyananlar; Bir şans verin😉