Ta ta ta taaammm. Havadan sudan bahsettiğim yazılardan uzunca bir zamandır yazmıyordum. Gerçi her çeşidi uzunca zamandır yazmıyordum ama yazıya konu olacak olan “İzmir Geleneksel Pandalar Buluşma Haftası” kapsamında (Oha nasılda resmi göründü gözüme. -Hayır bu buluşmada herhangi bir bakanlığın parmağı yoktur- deme gereksinimi hissettim biran😀 ) ve Sevgili Kimbap’ımın “E gidince sende bir şeyler yazarsın” cümlesi ile bir toz almanın vakti gelmiştir dedim.

Geçen senede aynı tarihlerde İzmir semalarındaydım bu senede geleneği bozmadım İzmirli pandalar Astrea ve Kimbapsushi‘nin de katkılarıyla yine üçüncü memleketim olarak gördüğüm İzmir’deydim. Yine, yeniden🙂

Geçen sene pek turistik olmuştu benim için. Hani daha çok kültür turizmi gibiydi. “İzmirliler böyle davranırlar, şöyle cümle kurarlar. İşte burası Konak burdan geçiyorsun Alsancak, Karşıyaka, Bostanlı, Bornova…” vs derken “Turizm olurda Foça olmaz mı?” Gezdik durduk. Fakat bu sefer yedik yedik yedik. İçtik içtik ve içtik. Hani gezmedik mi? Gezdik ama yerlisi gibi takıldım bende😉 Hatta o kadar tanıdıktı ki “Amaaannn ya! Ne yapacağız orda boş verin gelin oturup dizi izleyelim” cümleleri kurdum. Tamam bunda birazda (Baya) sıcağında etkisi olmadı değil hani🙂

Olay sıcağa gelmişken ilk manyaklığımızdan da bahsedeyim.  Şimdi ortam sıcak nefes alamıyoruz birde laptoplar bacaklarda, çevremizde fanlarının ultra sıcaklığı ile ortam daha da ısınıyor. Ben attım kendimi yere. Bir süre sonra bayılma belirtileri yoğunlaşırken bir ses “Aaaa Kimbap Sermin öldü!!!” Astrea sağ olsun beni kendime getirdi. Tabi bu arada aslında Kimbap’ta çoktan kendinden geçmiş olduğundan gerekli tepkiyi veremeyip ekrana bakmaya devam ediyordu. Bir ara tebeşir istediğimi hatırlıyorum. Bedenimin bulunduğu yeri işaretlemek için tabi😀 Sonra biz klimayı açtık ama Astrea’nın serçe parmağı soğuktan üşüyüp kızarınca tekrar kapamak zorunda kaldık😀

Arada manyaklığımızdan bir kesit paylaştıktan sonra devam edebilirim. Hani dedim ya “bu sefer daha çok boğazımıza tatil yaptık biz” diye şimdi onlardan bahsetmezsek olmaz. Açılışı Sushico (Bu arada bu gittiğimiz mekan ama şimdi daha hoş bir havası var) ile yaptık. Uzakdoğu mutfağının yurdumda bulanabilecek her bir çeşidinin bulunduğu mekanda kendimizden geçtik. Hani bu denli kültürüne aşina olduğumuz adamların mutfağında kısıtlı olduğumuzu üzülerek söylemek istiyorum. Yinede güzel kıvırdık mı? Kıvırdık yani. Yalnız gözümüz Bentolarda kaldı. Onlar ne mi? İşte böyle bir şeyler. Tamam bu kadar şirin değildi ama mantık basit; bölmeli kutuda çeşit çeşit yemek🙂 Ahhh! Canım çekti! Bu arada hepimizin ortak kararı, ya çok açız diye, ya hep birlikteyiz diye sushinin tadına bayıldık. Hani seviyoruz zaten ancak hiç böyle lezzetli gelmemişti.

Sonra hep birlikte “Buz Devri” izlemeye gittik. Yerlere yattık. Bir kaç kez koltuk değiştirdik. Birilerinin kestik. Kendi çapımızda saçmaladık ki bu orjinal halimiz aslında. Ha birde bu sıralarda manyak gibi Pucca ve Garu arıyoruz Burger King’te.

Sonra sevgili Kimbap’ın dolabı bozuk olduğundan soğuk içecekleri mümkün olduğunca çabuk eve götürüp soğukluğunu kaybetmeden içemeye çalışmamız, buzluğun çalıştığını ancak zaman zaman abarttığını keşfedip doldur, dondur hafif erit ve maksimum kullan kuralını bozmayan soğuk suya erişme çabalarımızda taktirlikti😀

Devam ediyorum😉 Astrea’nında evde olmadığı bir gün taksi dolmuşa atlayıp Kimbap ile önce Bostanlıdaki pazara uğrayalım dedik. Nam-ı diğer Bospa. Bir hata yapıp gittik. Ana baba günü, bayıldık bayılacağız. Hatta bir adamı ortaya çekip dövecektik. Neyse… Şip şak gezip çıktık ordan ancak beni oraya getiren taksi dolmuşçu amcayla (Sanırım böyle hitap edebilirim) muhabbeti koyulaştırdık bir ara. Oğlu, işi derken adam yaptığı işle uçuk bir miktar kazandığını söyleyince atlayıverdim “Abi benide şoför yapsana!!” Gerçi bu meslekteki insanlarda hikaye bitmiyor azizim🙂 Ve bu günün sonunuda içerek sonlandırdık🙂

Şimdi biz hep günü içerek bitiriyoruz da işin enteresan yani ayıkken daha sarhoş oluyoruz😀 Örneği ben ve kişiliklerim😀 Uslu uslu oturup dizi izlerken içimdeki Sebastian ortaya çıktı. Sırf saçlarım banyodan sonra kıvırcık olduğu için oldu bu olay. Sonrasında dilim fransızcaya kayınca Gerard aksanım Rusya’ya uzanında Vilademir oluverdim. Hemde durdurulamaz şekilde. Bunun üzerine Kimbap Sebastian değil Sergio ol demesiyle işler çığırından çıkmıştı😀

Dizi izlemeye gelince laf. Hepimizde bir izleyememe hastalığı vardı ya o hastalık yok oluverdi biranda. Kimbap ile beraber hatta işi o kadar abarttık ki “Şimdi ne yapıyorsun?” sorusuna sürekli farklı dizi isimleri ve çeşitli internet eylemleri ile alakalı bir sürü farklı yanıt verdik. Astrea ile de yan yana geçiyoruz bir ” A Gentleman’s Dignity” bir “New Girl” arada ben başka dizilere kayıyorum “Big, i do i do, fringe” ve son gün son dakika izlemeye başladığımız, dostumun şu yazısında bahsettiği ismini hatırlayamadığı “The Dresden Files” ile noktayı koyduk o zaman. Buradan kendimizi tebrik ediyorum.

Birde fotoğraf maceramız var ki gecenin bir yarısı sitenin bahçesinde. Anlatmakla olmaz yaşamak lazım. Ama o beyaz at hiç öyle bir deneyim yaşamamıştı garanti edebilirim😀

Pandaların (Astrea ve Kimsu) yaptıkları Suju, Brown Eyed Girls -Abracadabra- , T-Ara – Poopy poopy, Shinee derken girilen durumlar, kopmalar da çok eğlenceliydi. Bu arada gayet potansiyelleri var demedi demeyin😉

Birde son günüm öncesi bize katılan ve sayesinde tatlılara boğulduğumuz, sohbetiyle bize renk katan Minekibuu ve Leman Kültür maceramızda ayrı bir güzeldi. Kendisi bana alışık olmadığından pek çıkardığım seslere biran yabancılık çekti ancak o da bizden olduğundan kısa sürede alıştı. Bu arada orada bize sürekli “Bence şunu deneyin” diyen ” Emin olun beğeneceksiniz” diyen tipi cortlamış ancak ayakkabılarını beğendiğim adını bir türlü öğrenemediğim garson insanın tavsiyelerinin dinlenmeyeceğini anladık ama geçti. Oraya gittiğinizde karşılaşırsanız selamımı söyleyin ama tavsiye ettiklerini söylemeyin tamam mı?

Bir sürü bir sürü şeyler daha. Ama kısa kesmek gerek artık. Olay İzmir’de değil, dostlarda. Bu tatili bu denli eğlenceli, unutulmaz kılan şey birlikte olmamızdı. Kafaların aynı olmasıydı olmayan yerlerde de anlayışlı, saygılı olunmasıydı. Kısacası çok eğlendik, güldük, gezdik, içtik zevk aldık.

Kimbap bize evini açtığı için sonsuz teşekkürler. Emeğine sağlık panpam. Keza Astrea bebeğim; Yalnız bırakmadığın için yaptıkların için sana da teşekkürler. Darısı nicelerine. Seviyorum sizi ve sizli İzmir’i.