Tag Archive: Hyun Bin


Tamam aslında yemin etmemiştim. Hani “Yok kesinlikle izlemem. 20 bölümlük dizi ve henüz 7 bölümü yayınlanmış. Kendime bunu yapmam” demiştim. Yuttum ben cümleyi. Zaten annem hep der “Bak kızım büyük konuşma. Beni örnek al. Büyük konuşmak iyi değildir.” diye. Çünkü kendisi ben yaşlardayken “Kesinlikle ne öğretmenle ne de ticaret ile uğraşan bir adamla evlenirim” demiş ve babam matematik öğretmeni fakat ticaret ile uğraşıyor. 😀 Şimdi benim harbiden büyük konuşmama dersi almam lazım.

Yani anlayacağınız üzere “Kesinlikle izlemem” dediğim bu diziye dün itibari ile başlamış bulunuyorum üstelik bir oturuşta yedim yani 😀 Ancak ne yapabilirim? İzleyecek dizi bulamadım, sıkılıyordum, annemler içinde hoş bir deneyim olacağını düşünerek şimdiden indirmeye başlamıştım (Bahaneler ve bahaneler. İstedim tamam mı? Dayanamadığım için izledim :D:D) e bilgisayarda inmiş güzel bir dizi olunca izlemeyeceğimde ne yapacağım?

Bir güzel altyazılarını indirdim. Gom Playerda “play” duşuna bastım. Gel keyfim gel :D:D Zaten kadın karakter tam benlik. Erkek fatma. Ordan burdan atlıyor, adamları yere seriyor, sert yapılı falan başta vuruldum yani 😀 Seviyorum ben böyle kadınları. Belkide kendimle fazla özdeşleştirdiğim içindir. Ekstrem hatunlar…

Oska’dan bahsetmek ayrı bir zevk. “Dolaylı konuştum diye anlamadın değil mi? Bir daha görüşmemeliyiz diyorum” , “Ama biraz önce öpüştük o neydi?” , “Goodbye öpücüğü. Anılarında sonsuza kadar tatlı bir adam olarak kalmak istiyorum” ve şırakkk :D:D Daha nasıl anlatabilirim bu adamı bilmiyorum. Yaramaz bir çocuk gibi adeta.

Ve o yönetmen ah o Jong Soo. Nasıl bakışlardır. Lan insan bir bakışından anlar adamın duygularını. Yine kollayan, düşünceli, hep onu üzen (bilmeyerekte olsa üzen) bir kadına uzun zamandır aşık bir adam. Ah yemin ederim bu dizilere hop diye girip 2. adamları teselli etmek istiyorum. Böyle karşılarına çıkıp ” Aman be salla ben seni mutlu ederim gel yavrum” diyesim geliyor 😀 Niye akıl sağlığımla oynuyorlar ya!! Bir dernek açacam “2 numarada olanlara yardım derneği” güzel olmaz mı?

Kim Joo Won karakteri ise sıradan bir karakter öyle aman aman çekmedi beni. Ancak kızla yer değiştirdiklerindeki performanslar süper ve ötesiydi. Ne cırtlak bir adammışsın Hyun 😀 Hayatımda hiç öyle çığlıklar duymamıştım 😀 Yalnız harbi çok zayıflamış. Nerdeyse boynu kafasını taşıyamayacak. Cık cık cık sevmedim ben bu modayı.  Yalnız Kim Joo Won’dan duymayı en sevdiğim cümle kıza arada diyor ya ” Beni 5 dakika bile düşünmedin.” Yahu bu cümleyi duyduğumda eriyorum resmen aşk itirafı gibi. Açık açık “Beni 5 dakika düşünsen bana yeter” diyor.

Birde o eşofmanlara bittim 😀 Zamanında annem bana o mavi pullunun siyahını almıştı. Tamam onun aldığı İtalya’da sadece eşofman diken bir terzinin elinden çıkmadı ama benziyordu işte. Ben anneme ” Bunu aldığın yere götür öldürseler giymem” dedim. Pişman olmadım hala öldürseler giymem ama Hyun Bin’e ne kadar yakışmıştı öyle. Birde markasını gösteriyor dalga geçildimi 😀 Gerçi benim eşofmanımda öyle olsa markasını arkasına diktirirdim dermişim :D:D ahaha kız en son “Hay ben o İtalyan terzinin…” dediği yerede çok güldüm zaten 😀

Birde saçma gelecek belki ama bu “Action school” adı geçtiğinde aklıma hep yönetmen Ban geliyor. gözüm hep onu arıyor. Böyle bir yerlerden çıkacakta “Gözlerime iyice bak ben yalan söyler miyim?” diyecekmiş gibi :D:D

Ya öyle işte. En azından şimdilik bu kadarını kusmam gerekiyordu yoksa dayanamayacaktım. Bende Secret’landım Garden’landım iyi mi? 😀 Yazıyı izlemeyenler okuyunca “Ne diyor bu manyak” diyecekler 😀

Haa birde unutmadan dizinin senaristi bir çok güzel dizininde senaristliğini yapmış. “The City Hall, On Air, Lovers” gibi ayrıca güzel filmlerede imzasını atmış başta “A Millionaire’s First Love” olmak üzere,  “Once in a Summer, Fly High” Açıkçası bunu öğrendikten sonra bu diziden beklentim çok çok fazla. Bakalım nasıl olacak 😉

Reklamlar

Bugün fazlasıyla güleç bir insandım hala da öyleyim sanırım. Şimdi sizle 3 haber paylaşacağım niyeyse 3’ünede fazlaca güldüm :D:D

İlki ATHENA dizisinin oyuncularından Jeong Woo-seong yüzündendi. Efendim dizi oyuncuları bir programa katılmışlar. Dizinin bir bölümünde rol arkadaşı Soo-ae ile Jeong Woo-seong’un  yatak (bed) sahnesi varmış bu sahne için Woo-seong demiş ki “Bana bir dizi için yatak sahnesi çekmek zor geldi.” Bunun üzerine Soo-ae demiş ki ” Woo-seong’un yönlendirmesiyle sahneyi başarı ile çektim” Şimdi bunun üzerine sunucu adama dönüp nasıl hissettiğini sormuş (dünyanın her yerinde bu sunucular mal) adamda dönüp demiş ki “I felt ‘bad”

Ha ha ha Woo-seong adamımsın  😉 Ben iğrenç espirileri sevdiğimi söylemiş miydim??? 😛

İkinci habere geliyorum. Lee Seung-gi ödül almak için katıldığı davette “2010 Golden Disk” oturduğu yerden düşmüş. Olay şöyle olmuş. Tak Jae Hoon sormuş bizimkine ” Şuanda çok ünlü olman hakkında ne düşünüyorsun?” Lee Seung Gi cevaplarken “Elimden geleni yap…..” pattt!!! ya da, şaaakk!! , güümm!!! kendini bir anda yerde bulmuş. Etraftaki herkes gülmüş. Bende olsam yere düşerdim ama gülmekten :D:D Hatta yuvarlanırdım yani 😀

Üçüncü haberde Hyun Bin ile alakalı. Yakışıklılığı ile dillerde dolanan Hyun Bin artık güzelliği ile dillerdeymiş. Nedeni ise işte bu görüntüler…

Efendim kendi biliyorsunuz ki şu aralar “Secret Garden” dizisi ile meşgul. O dizinin içeriğinde de bir beden değiştirme durumu mevcut. Şimdi bu sahnede Gil Ra Im, Hyun Bin’in hayallerinde bir çok farklı tarzda ortaya çıkıyor.  Hani Hyun Bin’in yüzü yapıştırılmış Ga Ra Im’inkinin yerine ancak yapılmasada olurmuş görüşündeyim bende diğerleri gibi 😀 Yukardakiler oynanmış fotoğraflar aşağıdaki değil. Harbiden fıstık gibi hatun olurmuşsun Hyun Bin :D:D

 

Haberlerin orjinalleri için Hancinema’ya bakabilirsiniz. İşte bunlarda gözüme takılanlardı bu gece 😉

Kim Sam Soon’um/sun/sunuz :)

Kaç kişi ” İzle” dedi bu diziyide ben izlemeye karar verdim bilmiyorum. Ancak bir kişi bile çıkıp “Yok ya izleme. O kadar da iyi değildi” demedi. Zaten deseydi bile karşısında güçlü bir savunma bulacaktı üstelik ben söz dinleyen bir insanım çoktan indirmeye başlamıştım. Velhasıl izledim yani 😀

Başlıktan da anlaşılacağı üzerine avucuma tükürüp el sıkışıp iddaya girerim ki (Eskiden böyle yemin falan ederdik. Hala büyük şeylerde öyle yapıyoruz. İğrenç gelebilir ancak kanımızla yemin imzalamak yerine bu daha iyi) Kim Sam Soon karakteri ile ortak nokta yakalamayan bir insan evladı yoktur 😀 Kendi halinde, balık etli, aşkta istediğini yakalayamamış ancak umudunu yitirmemiş, zevk aldığı, en çok sevdiği şey güzel, şahane pastalar yapmak olan bir kadın. Bunun yanında aldatılmış, maskarası akmış siyah siyah tuvalette ağlama krizlerine girmiş, lafını esirgemeyen ve kız kurusu olarak adı listenin başına yazılmış bir kadın Sam Soon.

İşte tüm bu özellikleri taşıyan kadın karakteri başta olmak üzere kendisine inanılmaz bağlayan bir dizi bu. Konusuda basit. Sam Soon isminden nefret eden, Fransa’da eğitim almış patisserie şefi. Muhteşem olduğu tek şey birbirinden güzel pastalar, kurabiyeler, çikolatalar yapmak. Ancak işte aşkta şansı pek iyi olmamış bu zamana kadar. En son Noel zamanı 3 yıldır birlikte olduğu sevgilisinin kendisini aldatmasıyla dahada beter olur hayat onun için. Bunun ardından tekrar en iyi yaptığı işe başlama kararı alır ancak başvurduğu yerler kabul etmez bizimkini. Birgün şansı döner ve Bon Appetit adında bir restorantta işe başlar. Zaten ondan sonra olanlar olur.

Hani bizim kız pekte diğerleri gibi değildir ya davranışları, bakış açısı replikleri diziyi diğer romantik komedilerden ayrı bir yere taşıyor. Tereddüt ile başladığım bu dizi beni daha ilk bölümünde kendisine bağladı. Ah gülmekten karnıma ağrılar girdi. En güzelide ağladığım sahneler bile oldu. Benim için diziyi izlerken böyle olmuşsa sevmişim demektir 😉

Dizi hakkında bahsetmek istediğim o kadar çok şey var ki nereden başlasam ne kadarını anlatsam şaşırdım. Zaten çokta geç kalmışım izlemek için mutlaka bilen biliyordur hatta bilmeyen yoktur. Ben en çok sevdiğim şeylerden bahsedeyim diyorum.

Tabiki romantik-komedi kraliçesi Kim Sun Ah. Gözümde devleşti kadın resmen. Hani zaman zaman ses tonundan gıcık kaptım, burnundaki tıkanıklık aşırı dokundu 🙂 ama hakkını veriyor kadın rolünün. İşte Sun Ah ile devleşen Sam Soon karakterinin hop içinde ne varsa söylemesine bayıldım. Yalanı dolanı olmaması, açık yürekliliği, hırçınlığı aşırı hoşuma gitti.  Üstelik aman aman güzel olmayan, incecik bacaklara, kibar ellere, 50 cm bele sahip olayan bir karakterinde en güzelinden aşk yaşayabileceğinin gösterilmesi gayet iyiydi yani 😉

*Bu arada 4 ana karakter var. Sam Soon, Jin Hun, Henry, Hee Jin. Sam Soon dizinin kraliçesi, Jin Hun aksi patron, Hee Jin eski sevgili, Henry yakışıklı doktor – Hee Jin’e aşık taş gibi insan 😀

Geri dönüyorum. Tabiki Sam Shik’in (Sam Soon’un Jin Hun’a taktığı isim) bölüm geçtikçe duvarlarını aşması. Zaman zaman haşin erkek tavırlarına bürünmesi -Her kadın biraz sevdiği erkeğin öyle olmasını ister 😛 -, çok bilmiş bir tavır sergilesede saftirik yanınında olması ( Tuvalet meselesinde özellikle. “Kan grubun ne?” 🙂 ).  Birde yediği dayaklar çok hoşuma gitti 😀 Yalnız Hyun Bin evrim geçirmiş. Bu dizideki hali ile Worlds Within deki hali arasında nasıl fark var. Koreli erkekler 20lerinin sonundan sonra tam erkek gibi görünüyorlar kesinleşti gözümde 😉

Hee Jin meseleyi büyütmeyen eski sevgili olması çok iyi oldu. Bu aralar şansımdan hep böylelerine denk geliyorum. Çok uzamayan gönül meseleleri. Ah ne güzel.  Yani 10 bölüm boyunca 2 dakika konuşulsa ortadan kalkacak bir durumu sakız gibi sündürmeyen diziler baş tacım. Burda da öyleydi işte. Gayet yerindeydi. Hee Jin’i canlandıran kızı Kim’in Adası filminde sevmiştim. Bu dizide de rolü ile güzelce başa çımıştı. Ama çokta akılda kalıcı bir karakter değildi benim açımdan.

Geldik doktorumuza. Ne şirin bir karakterdi o ya! Daniel Henny’nin canlandırdığı Henry karakteri sürekli güldürdü beni. Özellikle Sam Soon ile girdikleri diyaloglarda beni göremedi millet çünkü yerlerdeydim 😀 Tarzanca yapılan konuşmalar inanılmaz renk katıyordu diziye. Her zaman şebelek bir yüz ifadesi vardı. Favori elemanlardan oldu. Hani çok bir oyunculuğu yoktu ancak zaten dizide de ondan çok bir oyunculuk beklemiyorsunuz. O sanki cidden olaylardan bir şey anlamayan doktor Henry Kim.

Yan karakterlerde birbirinden güzeldi. Aşçı başımız ile Sam Soon’un ablasının ilişkileride izlenmeye değer kısımlardı.

Neyse çok konuştum. Zaten yine çok sevdiğim için doğru düzgün anlatamadım. Aşkla ilgili çok güzel cümlelerin kurulduğu, deli gibi güldüren, gözlerinizi yaşartabilecek sahneleri olan kısacası izlemeye sonuna kadar değecek bir dizi My Name Is Kim Sam Soon.  Yazımı dizinin Ost’sinde en çok beğendiğim She Is parçası ile yapılmış bir video ile sonlandırıyorum. İzlemem için direten, diziyi öneren arkadaşlarıma minnetlerimi sunuyorum. Gittim…

PS. Bu diziden sonra aşırı derecede City Hall izlemek istiyorum. Baya güzel bir dizi olduğunu düşünüyorum. Çevirileri tam bitmemiş. Sesleniyorum çevirileri bitirin ya!!

Dizi ile gerçeği ayırabilen bir insanımdır. Ancak bu dizi için “Allahım ne var bende içinde olsaydım” dedim. Hemde tüm dizi boyunca 🙂 Nedenine gelince dizinin konusu tabikide.  Dizi yönetmenleri, oyuncuları, asistanları; bunların hem özel hem iş hayatını ve işlerin yapım sürecini ele alıyor. Konusunu kısaca anlatayım;

Jin Oh ile Joon Young üniversiteden beri tanışırlar. Hani sanbae ilişkileri vardır. İkisi birbirini üniversitede çok sevmiştir. Ancak daha sonra ikiside başka aşklara yol almıştır. (Açıkçası neden olduğunu hatırlayamıyorum ama zaten izleyince öğreneceksiniz 🙂 ) Her ikiside yetenekli genç yönetmenlerdir. Yolları tekrar kesişince diyalog kurmaları gerekir. Ve o diyalog beklenen sonucu doğurur. Tekrar beraber olurlar. Ancak olaylar zinciri bundan sonra oluşmaya başlar. Bir yandan özel hayatları bir yandan dizileri ve çıkan sorunları derken hangisi onların çektiği dizi, hangisi sizin izlediğiniz bir ara birbirine giriyor. E tüm bunlara birde, oyuncular, onların aşkları, asistanlar vs girince ortaya inanılmaz derecede dinamik bir dizi çıkıyor.  Oyuncularda birbirinden kaliteli olunca izlemeye doyamıyorsunuz.

Yanlış hatırlamıyorsam gerçek hayatlarında da bu dizinden sonra bir ilişkiye adım atan Hyun Bin ve Song Hye Kyo boş rolü çekiyor. Aralarındaki elektirik izlerken ekranımdan resmen bana doğru esiyordu. Ayrı bir gerçeklik yani. Diğer oyuncularda birbirinden tatlı aslında hepsini bir yerlerden tanıyorsunuz özellikle diğer bir bayan oyuncuyu. Dizide kaprisin alasını yapan, yaşlanmaya başlaması ile eski popüleritesini kaybetmek ile karşı karşıya kalan, bir çok kişinin “İllallah” ettiği ama yumuşacık bir kalbe sahip bir oyuncuyu canlandırıyor. Kim mi? Tabiki Bae Jong Ok. Kendisini Herb filminden hatırlayabilirsiniz. Ölmek üzere olan bir anneyi canlandırıyordu.Ben bu kadına hastayım diyebilirim. Gülüşü bir insanın bu kadar mı tatlı olur ya. Benim yanımda hatun sadece kahkaha atsın yeter yani 🙂

Tecrübeli oyuncuların yanında yeni yüzlerden yok mu? Var. Hani en azından benim için yeni yüzlerdi 🙂 Mesela kasıntı, kendini beğenmiş ancak çektiği diziler %30 reytingin altına düşmemiş yönetmenimiz Gyu Ho’yu canlandıran Uhm Ki Joon. Ve yine onun tarihi dizisinde ilk oyunculuk denemesini gerçekleştiren ve inanılmaz şirinlikte, saflılıkta genç bir oyuncuyu canlandıran Seo Hyo Rim.  Asistan kadrosunuda unutmayalım. O ikisi yani Choi Daniel‘in canlandırdığı Soo Kyung ve Lee Da In‘in canlandırdığı Min Hee karakterleri diziye inanılmaz derece yakışmışlardı. Resmen eğlence kaynağıydı. Birde amca takımı var. Tüm tecrübeli oyuncuları toplamışlar. Onlarada dizilerden, filmlerden gözümüz aşina. Mesela Coffee Prince’den Barista ustası Kim Chang Wan. Ne şirin adam ya!. Sonra Kim Gab Soo‘da yine en sevilecek, hatta gıbta edilecek, belkide en çok sempati duyulacak olan tecrübeli yönetmen Min Chul’u canlandırıyor.

Benim en çok sevdiğim şey neydi biliyor musunuz? (aslında dizi ile ilgili sevmediğim bir şey olmadığından hep sevdiğim şey diye yazıyorum. Birde.. Birde… Birde…-Bu böyle gider 🙂 ) Dedim ya dizi içinde bir dizi çekme olayı var. işte çekilen dizi içindeki oyuncular kendi işlerini yapıyorlar. Tamam açıklayamadım. Yani onlar iki kameraya oynuyorlar. Bir dizi içindeki diziye birde diziye (Umarım açıklayıcı olmuştur, olmadıysada izleyince olur 🙂 ) Onlarda siması tanıdık kişiler ve yine sevdiğimiz aktör ve aktrisler(ne zor kelime ya). Yine hatırlatma seansları yapıyorum. Mesela dizide “Korenin annesi” ünvanlı şirin mi şirin harbiden benim bile “Omma” diyebileceğim bir oyuncuyu canlandıran Coffee Prince’de de Gong Yoo‘un annesini canlandırmış Kim Ja Ok.

Anlayacağınız konu güzel. Oyuncular güzel. Alan memnun satan memnun. E izlemeyeceksinizde ne yapacaksınız 🙂 Bu arada ben mutlu mesut gibisinden kısaca anlatıverdim. Ancak içinde tabikide o sevdiğimiz kore dramı var. Olmazsa şaşırın tamam mı?

PS: Dizi tanıtımlarında nedense çok bir becerikli olduğumu düşünmüyorum. Bölüm bölüm olunca nasıl anlatmam gerektiğini şaşırıyorum. Birde fazla spoiler verip can sıkmakta istemiyorum. Affınıza sığınaraktan sıvışıyorum 🙂