Tag Archive: Kim Sun Ah


Geçenlerde kendi kendime oturdum, bir düşündüm. Ya ben Kore camiasından uzaklaştım sanki diye ancak ikinci kez düşününce şu sonuca vardım. Beni kendisine çeken dizi bulamamıştım. Nedense bu senenin ilk yarısında yayınlanan dizilerin hiç biri beni tatmin etmemişti. Doğal olarak bende elimi eteğimi çekmiş gibi oldum.

Bu ay başlayan şu iki dizi ile de bu düşüncemi tastiklemiş bulunmaktayım. Çünkü hala eskisi gibi diziyi takip etme, indirme, alt yazısını bekleme gibi süreçleri manyamışcasına yapıyorum. Sabahları erkenden kalkıp inmişse eğer bile bile spoiler yiyerek şöyle bir bölümün başına bakmadan evden çıkamıyorum.

İşte geldim o iki diziye. Bir taneciğim geçen sene gözlerimde yaş bırakmayan hatun Kim Sun Ah’ın “Aidu Aidu” nam-ı diğer “I do I do” dizisi. Daha ilk dakikadan hasta etti kendisine. Hani Sun Ah’cığımızıda farklı bir rolde ancak yine kendisine yakıştırdığım saçma şeyler yapan kadın imajınıda ucunda barındıran güçlü kuvvetli ve duygusal bir karakterde izleme olanağı büyüledi beni. Konuda orjinal tabi. Bu zamana kadar ayakkabıların dizide anlatılan yönüne değinen olmamıştı. İlgi çekici. Bir de oyuncu partneri şirinlik abidesi olunca tadından yenmiyor açıkçası 😉

İkinci dizim ise “Big”. Adına ithafen büyük yankı yaratan, kitlelerin beklediği Gong Yoo über düperinin dört gözle beklediğimiz dizisi. Bu dizide ilk görüşte aşka maruz bırakanlardan oldu. Ki bunda başrolündeki Lee Min Jung’un şiriniyet rolünün etkiside büyük. Çok şirin bir karakteri var bence dizide. Haa bir de artistimiz, asabimiz ama tam sıkılmalık Shin Won Ho’yu da unutmuyorum. Yani bu dizi adına yakışır demek istiyorum 😉

Bir kaç bölüm sonrasında daha ayrıntılı anlatmak istiyorum. Özellikle “I do I do” yu. Yalan yok Gong Yoo’yu seviyorum, uzun zaman bekledim bir dizi ile dönsün diye ancak Kim Sun Ah ikisinin arasında daha ağır basıyor. Sanırım ben o kadına aşığım 😛

O zaman bir müddet sonra görüşmek üzere…

Reklamlar

Kim Sam Soon’um/sun/sunuz :)

Kaç kişi ” İzle” dedi bu diziyide ben izlemeye karar verdim bilmiyorum. Ancak bir kişi bile çıkıp “Yok ya izleme. O kadar da iyi değildi” demedi. Zaten deseydi bile karşısında güçlü bir savunma bulacaktı üstelik ben söz dinleyen bir insanım çoktan indirmeye başlamıştım. Velhasıl izledim yani 😀

Başlıktan da anlaşılacağı üzerine avucuma tükürüp el sıkışıp iddaya girerim ki (Eskiden böyle yemin falan ederdik. Hala büyük şeylerde öyle yapıyoruz. İğrenç gelebilir ancak kanımızla yemin imzalamak yerine bu daha iyi) Kim Sam Soon karakteri ile ortak nokta yakalamayan bir insan evladı yoktur 😀 Kendi halinde, balık etli, aşkta istediğini yakalayamamış ancak umudunu yitirmemiş, zevk aldığı, en çok sevdiği şey güzel, şahane pastalar yapmak olan bir kadın. Bunun yanında aldatılmış, maskarası akmış siyah siyah tuvalette ağlama krizlerine girmiş, lafını esirgemeyen ve kız kurusu olarak adı listenin başına yazılmış bir kadın Sam Soon.

İşte tüm bu özellikleri taşıyan kadın karakteri başta olmak üzere kendisine inanılmaz bağlayan bir dizi bu. Konusuda basit. Sam Soon isminden nefret eden, Fransa’da eğitim almış patisserie şefi. Muhteşem olduğu tek şey birbirinden güzel pastalar, kurabiyeler, çikolatalar yapmak. Ancak işte aşkta şansı pek iyi olmamış bu zamana kadar. En son Noel zamanı 3 yıldır birlikte olduğu sevgilisinin kendisini aldatmasıyla dahada beter olur hayat onun için. Bunun ardından tekrar en iyi yaptığı işe başlama kararı alır ancak başvurduğu yerler kabul etmez bizimkini. Birgün şansı döner ve Bon Appetit adında bir restorantta işe başlar. Zaten ondan sonra olanlar olur.

Hani bizim kız pekte diğerleri gibi değildir ya davranışları, bakış açısı replikleri diziyi diğer romantik komedilerden ayrı bir yere taşıyor. Tereddüt ile başladığım bu dizi beni daha ilk bölümünde kendisine bağladı. Ah gülmekten karnıma ağrılar girdi. En güzelide ağladığım sahneler bile oldu. Benim için diziyi izlerken böyle olmuşsa sevmişim demektir 😉

Dizi hakkında bahsetmek istediğim o kadar çok şey var ki nereden başlasam ne kadarını anlatsam şaşırdım. Zaten çokta geç kalmışım izlemek için mutlaka bilen biliyordur hatta bilmeyen yoktur. Ben en çok sevdiğim şeylerden bahsedeyim diyorum.

Tabiki romantik-komedi kraliçesi Kim Sun Ah. Gözümde devleşti kadın resmen. Hani zaman zaman ses tonundan gıcık kaptım, burnundaki tıkanıklık aşırı dokundu 🙂 ama hakkını veriyor kadın rolünün. İşte Sun Ah ile devleşen Sam Soon karakterinin hop içinde ne varsa söylemesine bayıldım. Yalanı dolanı olmaması, açık yürekliliği, hırçınlığı aşırı hoşuma gitti.  Üstelik aman aman güzel olmayan, incecik bacaklara, kibar ellere, 50 cm bele sahip olayan bir karakterinde en güzelinden aşk yaşayabileceğinin gösterilmesi gayet iyiydi yani 😉

*Bu arada 4 ana karakter var. Sam Soon, Jin Hun, Henry, Hee Jin. Sam Soon dizinin kraliçesi, Jin Hun aksi patron, Hee Jin eski sevgili, Henry yakışıklı doktor – Hee Jin’e aşık taş gibi insan 😀

Geri dönüyorum. Tabiki Sam Shik’in (Sam Soon’un Jin Hun’a taktığı isim) bölüm geçtikçe duvarlarını aşması. Zaman zaman haşin erkek tavırlarına bürünmesi -Her kadın biraz sevdiği erkeğin öyle olmasını ister 😛 -, çok bilmiş bir tavır sergilesede saftirik yanınında olması ( Tuvalet meselesinde özellikle. “Kan grubun ne?” 🙂 ).  Birde yediği dayaklar çok hoşuma gitti 😀 Yalnız Hyun Bin evrim geçirmiş. Bu dizideki hali ile Worlds Within deki hali arasında nasıl fark var. Koreli erkekler 20lerinin sonundan sonra tam erkek gibi görünüyorlar kesinleşti gözümde 😉

Hee Jin meseleyi büyütmeyen eski sevgili olması çok iyi oldu. Bu aralar şansımdan hep böylelerine denk geliyorum. Çok uzamayan gönül meseleleri. Ah ne güzel.  Yani 10 bölüm boyunca 2 dakika konuşulsa ortadan kalkacak bir durumu sakız gibi sündürmeyen diziler baş tacım. Burda da öyleydi işte. Gayet yerindeydi. Hee Jin’i canlandıran kızı Kim’in Adası filminde sevmiştim. Bu dizide de rolü ile güzelce başa çımıştı. Ama çokta akılda kalıcı bir karakter değildi benim açımdan.

Geldik doktorumuza. Ne şirin bir karakterdi o ya! Daniel Henny’nin canlandırdığı Henry karakteri sürekli güldürdü beni. Özellikle Sam Soon ile girdikleri diyaloglarda beni göremedi millet çünkü yerlerdeydim 😀 Tarzanca yapılan konuşmalar inanılmaz renk katıyordu diziye. Her zaman şebelek bir yüz ifadesi vardı. Favori elemanlardan oldu. Hani çok bir oyunculuğu yoktu ancak zaten dizide de ondan çok bir oyunculuk beklemiyorsunuz. O sanki cidden olaylardan bir şey anlamayan doktor Henry Kim.

Yan karakterlerde birbirinden güzeldi. Aşçı başımız ile Sam Soon’un ablasının ilişkileride izlenmeye değer kısımlardı.

Neyse çok konuştum. Zaten yine çok sevdiğim için doğru düzgün anlatamadım. Aşkla ilgili çok güzel cümlelerin kurulduğu, deli gibi güldüren, gözlerinizi yaşartabilecek sahneleri olan kısacası izlemeye sonuna kadar değecek bir dizi My Name Is Kim Sam Soon.  Yazımı dizinin Ost’sinde en çok beğendiğim She Is parçası ile yapılmış bir video ile sonlandırıyorum. İzlemem için direten, diziyi öneren arkadaşlarıma minnetlerimi sunuyorum. Gittim…

PS. Bu diziden sonra aşırı derecede City Hall izlemek istiyorum. Baya güzel bir dizi olduğunu düşünüyorum. Çevirileri tam bitmemiş. Sesleniyorum çevirileri bitirin ya!!