Tag Archive: mim


Ve Mimlendim Ben ;) Çatlak Çocukluğum.

Sevgili Bunusevdim beni şu yazısında mimlemiş. E mimlendiysek el mahkum karalamak lazım bir şeyler. Uzun zamandır mim olayına da dahil olmuyordum dönelim bakalım eski zamanlara o zaman.

Mimimizin konusu en eski anınız. İnanın yaklaşık bir haftadır düşünüyorum derinlere indikçe iniyorum en son doğumumu anlatmaktan korktuğumdan zorlamadım çocukluğuma merdiven dayadım.

Benim çocukluğumdan farklı bir insan olacağım belliymiş. Hala yaptığım bir çok şeye anlam veremeyen sülalem (Evet sadece ailemle kalmıyorum) o zamanda pek anlam veremezlermiş. Ancak o zamanlarla bu zamanın bir farkı var; Çocukluktan eser kalmadı ama ben hala aynı şekilde takılıyorum,  neyse ki beni böyle kabul etti herkes 😀

Aslında bir sürü anım var. Bende aklıma ilk gelenleri anlatmak istedim hani “Bunlar aklıma hemen geliyorsa bende iz bırakmıştır” dedim ve yazıyorum.

Küçüklüğümde inanılmaz derece ön sezim varmış ya da fazla dikkatliymişim bilmiyorum ama bir şey diyorsam -ve yaşımdan büyük şeylerse bunlar illaki oluyormuş. Bir gün işte ben evdeyim-o zamanlar nerede olabilirsem artık- dolanıyorum baktım babam banyoda tıraş oluyor (Bu arada babamı tıraş olurken izlemekte en büyük zevkimdi. O tıraş köpüğü ile oynamaya hastaydım neyse) annemde banyoda bir şeyleri yerleştiriyor aniden içime doğu verdi dedim “Baba o lavabo düşecek. Biraz geri çekil ayağına gelmesin” Yalnız öyle bir şey ki aslında o lavabonun oradan düşmesi imkansız. E durum böyle olunca babam hiç aldırmıyor “Saçmalama kızım” diyor bana bende umursamaz tavrımla “Sen bilirsin. Peki” diyorum ve arkamı dönüyorum. İşte o an lavabo düşüyor ve paramparça oluyor babamın ayağı kanıyor. Sonra bir süre beni medyum sandılar. Saçma sapan teyzelerin zorla fallarına bakmam istendi vs. Çok acı çektim lan :D:D Şaka şaka 😀 Ama hala güçlü hislerim vardır 😉

Birde anlatmaktan zevk aldığım ama annemin en nefret ettiği, bir anım daha var. Şuan oturduğumuz eve yeni taşınmışız yeni eşyalar alınmış ve onlar yavaş yavaş geliyor. Bu arada ben 5 yaş civarlarındayım (bir önceki olayda da o yaşlardaydım). Eve oturma odası takımı gelmiş ve ben o gün mumlara takmışım. İlla mum yakacağım, mum yakılacak. Tabi annem “Mum ile oynanmaz. Çocuklar mum yakmaz. Hem bak güneş var gündüz mum yakarsan ışığını göremezsin. Onun için karanlık olması lazım” diyor ki bana fikri veren kendisi bu cümlelerle ancak hala kabul etmiyor 😀 Bu arada siz olayı anladınız 😀 Gelen koltukların altları boş ve bana o an en karanlık gelen yer onun altı. Ta ta ta taaaammm 😀 Ben girdim bir güzel onun altına. Mum elimde birde kibritim var onuda yakmaya inanılmaz meraklıyım ve öğrenmişim. Kibriti yaktım, mumu yaktım izliyorum. Dünyanın en mutlu çocuğu benim. Sonra aklıma annem geldi dedim “Bunu ona göstermeliyim. Karanlıkta mum yaktım :D”  Tabi ben içeri geçip ona bunu söylerken çoktan koltuklar tutuşmuştu 😀 Sonrasını hatırlamıyorum 😛

Ya düşündükçe daha neler neler çıkıyor ya, aklıma neler geliyor ama hepsini buraya yazamayacağım tabi 🙂 Yalnız azalmadı katlandı olaylar bir süre . Birde 5 yaş öncemi hatırlamıyorum sanırım. Yani o kadar zorlamadım 🙂

Evdeki camları indirdim, soda içeceğim diye düşürüp toplardamarlar yaralanması ile kan kaybetmeme rağmen dikiş atıldıktan sonra “Ne istersen yapacağız kızım” diyen ailemi hemen dikiş sonrası fıldır fıldır gezdirdim. İlk aktivist tavrımı 7-8 yaş arasında anaokulu hocama karşı gösterdim falan ooo neler var neler. Benden çok çekti bizimkiler. Yalnız şimdide çok ilginç bir kızları olduğu için gurur duyup hava atıyorlar millete. “Bizim kız çok enteresandır. Ay sizin çocuklar ne kadar klasik, bizimkisi orjinal” diye espri yapıyorlar ama altında ciddiler 🙂

Ya işte böyle çok konuştum ben o yüzden hoppaaa bu mim gitsin Kimbap‘a 😉

Reklamlar

Ah ah Hikaru‘cuğum mimlemiş beni. İyi etmiş ancak güzel cümlelerin ( Benim için hatırladığım cümleler sevdiklerim şuan 😀 ) bir çoğunu yazmış. Şimdi bende bir kaçını yazayım. Tabi ki hatırladıklarımı 😀 Of ya keşke üşenmeyip not alsaydık beğendiğimiz cümleleri, ne kadar süper cümleler vardı neyse geçti artık ben sıralayayım benimkileri 😉

Who Are You?

Hem romantik hem komik bir sahneydi. Böyle aşırı duygusallıktan kopuş dakikalarına ani geçiş yapmıştı 😀

Young In’in babasının büyüdüğü yetimhaneye giderler. Young In ile Seung Hyo arabada oturmaktadır. Kız futbol oynayan çocukları gördüğünde;

-Mutlu görünüyorlar. Şimdi daha iyiyim. Yalnız görünmüyorlar. Rahatladım

* O kadar kolay rahatlama. Belki yalnız kalmamak adına futbol topunu bu kadar hırslı kovalıyorlardır.

– Keşke senin futbol topun olabilseydim.

* Neden? Seni tekmelemem için mi? Eğer öyle istiyorsan seni hergün tekmeleyeceğim. Mutlu musun?

– Hergün buluşucak mıyız? O da olur. Süper olur. Yani hergün benimle buluşup beni tekmeleyeceksin öyle mi? Anlaştık.

Sonrasında adam kızın onun futbol topu olmasına, kızda adamın kendisinin mücizesi olmasına karar verir 😉

Coffee Pirnce

Olmazsa olmazdı. Hikaru en can alıcı sahneyi yazdığı için ben diğer aklıma gelen ve çok sevdiğim sahneyi yazacağım.

Hani ikisi abi-kardeş olmaya karar vermişti ya hatta şu cümleler çok hoşuma gitmişti ” Bu şekilde onun küçük kardeşi/abisi gibi davranmam gerekse bile hep onun yanında kalmak istiyorum” Karşılıklı olarak birbirlerine söylüyorlardı. İşte bu kararın sabahında kahvaltı yaparlarken Eun Chan abi-kardeş olunca neyin değişeceğini sorar

– Şimdi beni daha mı çok seveceksin?

*Sevmekle neyi kastediyorsun? (Gözlerini kaçırır)

-O zaman bana daha çok mu tapacaksın?

* Şey… Sana tapabilirim. Bu o kadar zor birşey değil.

– O nasıl olacak? (Han Kyul bunun uzerine Eun chan’ın kasesine biraz daha prinç koyar hatta sonrasında diğer istediklerinide. Tabi bizimki olayı cıvıtıp, ev, motorsiklet vs isteyene kadar) :D:D

Secret Garden

Bu dizide tabiki olmazsa olmazlarım arasındaydı. Her bir cümlesi not alınmalık, ağzı bir karış açık bırakan cinstendi. zaten herkes birşeyler yazdı ama bende yazmasam olmazdı. Final bölümünde resmi nikah için gittikleri yerde giriş KJW Ra Im’e senin kocan olmaya karar verdim diyip emri vaki bir şekilde evliliğe götürürken Ra Im ” Kötü adam seni. Seni seviyorum demeden nikah kıyacaksın şimdi” gibi birşeyler söyler. (tam olarak netleştiremedim orasını ) Ancak KJW tabiki lafı yapıştırır

* Zeki olmadığını söylemekte haklıydım. Seni sevdiğim için değil, senden başkasını sevemeyeceğim için. Senle olmazsam, başkasıyla olamam. Seni muhteşem kadın.

Ah ah aklıma sadece bunlar geldi. Ancak bu mim’in şöyle bir güzelliği oldu ki bundan sonra üşenmeyip beğendiğim cümleleri not alacağım :D:D Bu arada pasıda La Fea‘ya atıyorum birde Kendisi‘ne ve Tarih84. Canımcım La Fea “mim yapmam ancak bunu yapabilirim” demiş Kimbap’ın mim yazısında. O zaman bende ona gönderirim 😉 Öpüldünüz 😉

Bir Mimle Daha Beraberiz

Sevgili Lee‘nin aklına ilk gelen isimler olarak Bunusevdim ve beni mimlemiş. Bende hali hazırda hemen yazacak birşeyim olmadığından, fırsattan istifade mimi yazayım dedim.

1. Lakabın var mı, varsa nedir?

Bir lakabım yok sanırım en azından benim bildiğim kadarıyla. Arkamdan diyorlar mıdır? Orasını bilmem. Ama babam bana hep “Boncuk” der. Bu zamana kadar nedenini söylemedi. Evde ismimi kullanmaz “Boncuk ben çayı demledim hadi sende servis yap elinden bir çay içelim ” falan diye 🙂 Yalnız ben isimleri hemen öğrenemediğimden genelikle kişilerin özelliklerine göre ad takarım uzunca bir sürede öyle kullanırım. Ondan bahsederken hep “Hani şu  benli kız varya…” diye 🙂 Kötülüğünden değil ismini hatırlayamam ondan 😀

2. Son zamanlarda diline dolanan şarkı?

Aha bu zamanlarda çok varya dilime dolanan şarkı. Öncelikle geçen “Toruko” sayesinde tanıştığım Sanulrim-Meaning of You parçası dilimde. Bruno Mars’ın Just the Way You Are (Bence bir erkeğin bir kadına söyleyebileceği en güzel cümlelerle yazılmış bir parça- Hatta She’leri He, Her’leri His yaparsak bir erkeğede rahatlıkla söylenebilir :P)  Erkin Koray – Sevince (Şarkının tam sözlerini bilmiyorum 🙂 Sevinceeeee diye başlıyor sevinceeee diye devam ediyorum 😀 ) birde durup durup Vanessa De Mata Ft Ben Harper – Boe Sorte söylediğim parçalar.

3. En son ne zaman, neye ve kime aşık oldun?

En son Han Hyo Ju ya ve ÇEBİ Dekoratif Kulplara aşık oldum 😀 Öyle böyle değil Hyo Ju izlemekten bıkmıyorum. Hasta oldum kadının oyunculuğuna (Hemcinsi olarak garip bir cevap oldu ama öyle yani 🙂 ) ÇEBİ içinse hep güzel bir evin hayalini kurduğum için o evin içinde olmasını istediğim bir malzeme. Onlara bakıp bakıp “Oturma odasında bunlar olsa, mutfakta bunlar olsa” diyip diyip hayal kurdum 😀

4. En son okuduğun kitap ve izlediğin film?

En son Jayne Ann Krentz – Alev Alev Kitabını okudum. Aşk/Macera tarzında fantastik bir kitaptı. Bir solukta okudum. Tavsiye ederim. En son izlediğim film ise Postman to Heaven. Şu yazımda düşüncelerimi öğrenebilirsiniz.

5. Son zamanlarda en çok özlediğin?

Vallahi şu aralar en çok  bisiklete binmeyi ve Mersin’de ki yazlığı özlüyorum. Çok uzun zamandır bisiklete binmedim, Mersin’de de bu zamanlar çok güzeldir. Havasını, denizin sesini, akşam üstü renklerini ve tabiki “Pembe Koltuğumu” baya özlüyorum 😀

6. Bir günlüğüne ünlü biri (oyuncu,şarkıcı, politikacı vs.) olma hakkı verilseydi kim olurdun?

Bu soruya cevap veremiyorum ya! Ben bu zamana kadar hiç “Keşke şunun yerinde olsaydım” falan diye hiç düşünmedim. Hatta bir mim’im var henüz yazamadığım bununla alakalı. Ancak uzunca cevap vermeden şöyle diyebilirim. Ai Yazawa’nın yerinde olsaydım tüm gün Nana’yı çizer bir sonuca bağlardım. Sırf bu nedenle onun yerinde olmak isterdim. Beklemekten sıkıldım yani 😀

7. Yarın sabahki ilk planın?

Ben gerekmedikçe plan yapan bir insan değilim. Akışına göre geçiririm günlerimi. Heralde yarın sabah ki ilk planım uyanmak olur. Yataktan kalkabilmek 😉

8. En sevdiğin huyun?

En sevdiğim huyum birşeyi kafama koyduysam sonuna kadar giderim. En iyi şekilde yapmak için dişimi kırarım yani. Birde insanları hemen yargılamam. Mutlaka herkese bir şans veririm 😉

9. Şu anki bölümünde/mesleğinde olmasaydın, ne olurdun?

Hayatımın çok aptal düşüncelerine sahip olduğum bir dönemde yaptığım saçma sapan bir seçimdi benim bölüm seçimim. Yinede pişman değilim süper arkadaşlar kazandım okuduğum bölümde ancak hiç bir zaman okuduğum bölümün mesleğini kabul etmedim. Büyük ihtimalle ben senarist veya film eleştirmeni, yönetmen gibi bişiler olurdum. Yani seçeceğim iş kamera arkası olurdu. Şimdiki aklım olsaydı o zaman kimseyi sallamazdım. İstediğimi olurdum. Şimdilerde ise en azından onlara yakın bir düşüncem var dile getirmekten çekindiğim -büyüsü bozulur diye- inşallah gerçekleştireceğim.

10. Okurken en zevk aldığın 3 blog?

Blog sahiplerine sormak için yanlış bir soru. 3 blogla sıksalar yetinemem hiç kimse yetinmez. Blogumda bağlantı verdiğim ve her geçen gün yenilerini keşfettiğim tüm dostların bloglarını elimden geldiğince takip ediyorum. Sonuna kadarda zevk alarak okuyorum 😉

Bir mim’in daha sonuna geldik. Bu mim güzeldi sorulara cevaplar. Sırada br sonraki kurbanı seçmek var 😀 Son Kan-Ka ve Mavi sizi seçtim dostlar 😉

Öncelikle başlık bulmamamın tek nedeni üşengeçlik 😀

İşte size en özelimi gösteriyorum – Dermişiiimmm- Yinede Masaüstüm özeldir. Sevgili Kimbap öteki blogunda (Yani amaç ötekileştirmek değil tamamen duygusal 🙂 Şaka bir yana sevgili çingum toplu kıyım yapmış herkesi mimlemiş. Mimde efendim “Masaüstümüzde ne var?” Çok merak ediyorsunuz değil mi? O zaman giderelim. Buyrun…

Alex candır, birtanedir, anlatılmaz yaşanır hatta sadece dinlemek yeter sesini duyan vurulur (Bknz. Şkl. A: Ben) daha çok görmek isterim hemen her hafta değişen hatta 3 güne bir değişen ekranımda dönüp dolaşır yine onun fotoğraflarına gelirim 🙂

Bu da Zaraki Kenpachi. Hasta olduğum karakterlerden. Bleach izleyenler bilir özel bir insandır, biraz manyaktır en büyük hobisi dayak atmak ve yemektir birde üşenmeden saçlarına tek tek zil takar. Dışı sert içi yumuşak kıvamlıdır 😀 Kısacası baba adamdır. Katanaların fırladığı zamanda en çok onunkisini görmeyi istemiştim ancak göstermediler hatta kendisi kayboldu gitti vallahi üzülüyorum. Neyse birde bu adamdan vazgeçemiyorum işte.

Bu arada ben sürekli masaüstümü değiştiririm o nedenle şuan ekranımda olanı değilde hani en çok ekranımda olanları afişe edim dedim 😀 Yani KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ AMA HİÇ BİRİ BUNLAR KADAR SEVİLMEDİ :p

Son olarak bu mimi birilerine gönderme gereksinimim olmadığı için mutluyum Kimbap’çığım zaten herkesi mimlemişti. Duyrulur 😉

Mim ve Mim

Yokluğumda 3 mim ile çarpıldım. İlk olarakta aslında yapmak için can attığım “Hayatım Fon Müzikleri” mimini ele almak istiyorum. Benim gibi hayatında önemli bir yere sahip müzik ile ilgili bu güzel mim için açıkçası yok olduğum zamanlarda bir liste yaptım (Baya zor oldu çünkü çoğunu yazamayacağım biliyorum) Neyse o zaman uzatmadan başlıyorum bu arada bana gönderen Astrea dostuma teşekkürü borç bilirim 😉

İlk sırada kesinlikle hayatımın harbi fon müziği olan The Verve ve BitterSweet Symphony var 😉

Sonrası pek bir sırasız 😉

Audioslave – Be Yourself

Bu şarkı hayatımın bir bölümünü en güzel şekilde hatırlatıyor 🙂

Oasis olmazsa olmaz Stop Crying Your Heart Out

Travis – Why Does It Always Rain On Me

Hwalhwasan – Handong-antteumhaess-eossji ( Happy Life’ın Soundtrack Albümünden)

Bu şarkıyı ne zaman dinlesem suratımda kocaman bir gülümseme oluyor. Tutamıyorum 😀 Sözlerini dinlemelisiniz 😀

Edit yapıyorum nasıl unuttuğumu bilmiyorum. Kendime kızıyorum. Hayatımın olmazsa olmazı Tearliner bu listede olmalıydı hemen ekliyorum.  Raincoat ve We Quit Us mutlaka sizde hayatınıza katın.

Neyse ben kendimi burda tutuyorum. Yoksa 100 parçalık bir bilboard listesi yapıveririm size 😀

Bu mimde benden Koredelisi, Lee, Son Kan-Ka son olarakta Winpohu’ya gitsin hadi bakalım kolay gele 🙂

Bir mektup yazmışsan eğer göndermemenin saçma olduğunu düşünüyorum. Ancak şuan bu mim’in içeriği bakımından  gönderilemeyen olacağını düşünüyorum. O yüzden kabul edilebilir. Neyse yine bir mimde beraberiz. Bu seferki baya derin bir konu (bakış açısına göre değişir tabi). Kimbap’çığıma teşekkür ederim şu yazısı ile bu mim ondan bana şutlandı. Gelelim mim’in konusuna. İşte istediğiniz birine mektup yazıyorsunuz. Artık içeriği size kalmış. Bende düşündüm yazmayı uygun gördüğüm kişi… Okuyun bakalım 😉

Sevgili 9 yaş

Sene 2010. Nasılda geçmiş değil mi? Eminim bu kadar zaman yaşamak aklının ucundan bile geçmiyordu. Hani belki biliyordun ama düşüncesi bir garipti. Hatırlıyorumda o zamanlar 2000’li yılların hayalini kurar uçan arabaların çıkacağını düşünürdün. Fazla jetgiller izlemekten kaynaklı olabilir. Sakın heveslenme 2000’i geçeli tam 10 sene oldu hatta sonu geliyor hala uçan araba yok. Hatta bu aralar o zamanlardan beter diyebilirim 🙂

Aslında bence bu mektubu çok erken almış olacaksın ancak seni çok iyi tanıdığımdan şu zamana kadar yaşayacaklarından önemli noktalara değinmek istedim. Son bir senen yani 2009-2010 inanılmaz boş geçecek şimdiden haberin olsun 😀 Neyse biraz daha geçmişe gidelim. 1998. Vah Backstreet Boys ile ilk tanıştığın zamandı. 2. sınıf olmana rağmen hep yabancı müzik dinlerdin. Garip bakarlardı değil mi? Boş ver sakın kafana takma o zaman yaptığın bu hareket ilerde sana ingilizce olarak geri dönecek. Haa birde sana aşkını itiraf eden bir çocuk olacak yakın zamanlarda. Erkek fatmalığından bunu söylediği için çocuğu döveceksin. Ancak bak fazla hırpalama  orta ikide anlayacaksın ki çocuk harbi harbi seviyormuş. Çocukla geleceğinize gelince üniversite zamanı karşılaşacaksınız tekrar biran yaptıklarına pişman olabilirsin 😉

Haberin olsun ilkokul  hocan bir alkolik. Hani okulda içenlerden değil akşam içip sabah akşamdan kalma olanlardan. dersi anlatışı bu yüzden garip ve bu yüzden hep o önde oturan kızların defterlerine bakıyor 😀 Ortaokul zamanının muhteşem olacak. Öğretmenlerinin kıymetini bil. Bu kadar muhteşemlerine sahip olduğun için defalarca teşekkür etmelisin. Özelliklede ingilizce hocan Yücel hanıma. Seni Jungle’ın ne olduğunu bilemediğin için tüm sınıfın ortasında azarlaması herşeye değecek. Lise zamanı ah lise zamanı. en çok değer vermen gereken yıllar olacak. Sürekli soyadınla çağrılacaksın, müdürün sürekli Guzum diyecek ve bir sabah tüm okuldan küfür yiyeceksin ama değecek. Evet ciddiyim küfür edecekler sana 😉 Sabah müdür atkını çıkarmadığın için”Üşüyor musun Guzum?” diyecek ve sen hayatının hatasını yapıp “evet” diyeceksin. O da herkese sabah sporu yaptıracak. İşte bu nedenle hazırlıklı ol. Üniversite nasıl desem. Okuduğun için ayrı bir minnet duyuyorsun çünkü hocaların ve arkadaşların inanaılmaz süper insanlar olacak ancak gönlünde yatanı okuyamadığın içinde burukluğu var. Yine bir onur öğrencisi olacaksın. Bölüm temsilciliği yapacaksın. Anlayacağın baya yoğun geçecek üniversite yılları.

Şimdilerde ise. Monoton bir hayat sürüyorsun. Ancak yaşadıkların gerçekten yaşanmaya değer şeyler haberin olsun. Hiç birinden pişman değilsin. Bir daha aynı anda olsan yine aynı şeyi yaparsın. Neyse ben kim miyim?

Sevgilerle..

10 yıl sonraki sen.

PS. Şuan etrafındakiler sana daha da bir garip bakıyor haberin olsun. 10 yıl sonraki bende bana mektup yollamış o zaman daha da bir garip bakıyorlarmış. Git gide garipleşmek bizim kaderimiz 😉 40 yıl sonraki daha beter manyak büyükanne olmuşuz. Neyseki torun seviyormuş bizi 😉

Ve ve mim kime göndersem acaba? Lee ve Bunusevdim size atıyorum topu 😉

Sevgili bunusevdim‘in aslında bir mim amacı olmadan yazdığı şu yazısında Lee dostumun “Bundan çok iyi mim” olur diyip başladığı, güzelde yaptığı bir mim konusu bu. Biraz derin düşüncelere daldırıyor insanı ancak başkalarına hayallerden bahsetmek inanılmaz bir duygu. Hele ki hayallerini anlayabilecek dostlarına bahsetmek dahada bir güzel. Hemen başlıyorum.

Japonya’dan Başla G. Koreye Uç


Uç Sermin uç. Önce Japonya’ya gitmek istiyorum. Şakır şakır japonca konuşuyorum. Kiraladığım evin bulunduğu sokakta küçük bir ramen dükkanı var. Orda part-time çalışıyorum bir yandan da sürekli karnımı doyuruyorum. Sokaktaki bir çok esnafla aram iyi. El bebek gül bebek ben 🙂 Tabi o evi bulana kadar neler çekmişim. Hatta tüm paramı o eve vermişim. Zaten halime acıyan Ramen dükkanındaki amca bana o nedenle iş vermiş. Ancak gün geliyor talihim dönüyor çektiğim fotoğraflarla bir sergi açıyorum ve benden iyisi olmuyor.

İşte aynı böyle 🙂

İlkbaharda en sevdiğim şey Yoyogi Parkta sakuraların altında sake içmek en iyi arkadaşlarımla. Kimler mi? Kimbap, Astrea, Lee, La Fea, Mavi, Kuchiki, Ofori, Bunusevdim, Fato, Berre, Ninsan. Kafamızın estiği gibi yaşıyor gidiyoruz. Arada kore bizi çağırıyor. Canımız sıkılıyor atlıyoruz uçağa Jeju adası bizim, Seoul bizim.  Olmadı Han nehrinin kıyılarında da soju içeriz. Misss 🙂

Öyle işte Japonya’da  uzakdoğuya adım atacağım. Ya da daha da genellersek kesinlikle uzakdoğuya gitmek, orda kalabilmek en büyük hayalim.

Fotoğrafçılık, Fotoğraflar, Fotoğraf Makinaları Hepsi Benim Hepsi 🙂

Ben Değilim 😉

İlk hayalimden de anlaşılacağı gibi amatör olduğum fotoğrafçılıkta aranılan insan olmuşum. Bir sürü fotoğraf makinam ve bir sürü lensim var. Özellikle de set fotoğrafçılığı yaparken  çok zevk alıyorum. Birde insan manzaraları çekmeyi çok seviyorum.

Zamanında bir çok şeye heves etmiştim. Birçok şey aldırdım. Ancak hala devam eden tek bir şey varki işte o da şu fotoğrafçılık. İstediğim şeyi çekebilmek için girmediğim delik, yapmadığım şey kalmadı. Sabahın köründe az kaçmadım evden güneşin doğuşunu, kumsala çıkan yengeçleri, yürüyüş yapan amcaları teyzeleri, yiyecek arayan kargaları çekmek için. Az tehlike atlatmadım, daldaki kuşu, yuvasındaki örümceği çekecem diye 🙂 Ama herşeye değer.

Birde gün gelecek fotoğrafa resim diyenlerin köklerini kazıyacağım 🙂 Ya da  öğrenecekler “Resim çizilir, Fotoğraf çekilir” 🙂

Hayalimdeki Gibi Bir Ev, Ev gibisi Yok Dedirtecek


Birgün öyle birşey olacak ki. Etraf aydınlanacak, arkada bir klise korosu Hallelujah derken ben hayallerimdeki gibi bir ev bulmuş olacağım 😀 Nasıl bir ev mi? Anlatıyorum;

Bir apartmanın en üst katı ya da bir tepede. Önü ya deniz ya göl. sabah güneşinin birazı yatak odasına giriyor ancak çoğu terasta. Geniş bir mutfağı var oturma odası ile birleşik. Mutfağın ortasında bir ada var üzerine ya tavaların ya bardakların asılabileceği şekilde. Ancak o evi almamın en büyük sebebi terası. Teras o kadar güzel ki. Bir tarafta salıncak , bir tarafta büyükçe bir masa. Dostlarımla akşamüstü şaraplarımızı yudumlayarak, bir yandan güzel müzikler bir yandan barbeküde pişen etlerin güzel kokusuyla oturuyoruz.

Ekstrem Benim Göbek Adım


Paraşütten atlamak, scuba dalışı yapmak, Everest’e tırmanmak, snowboard yapmak, kiteboard, sörf, motocross vs… Hepsini birbir yapmak istiyorum. Hepsinin en iyi yapılabileceği ülkeye gidip, yerinde yapmak istiyorum. İlerde “Kolumun şu kemiği Amerika’da oldu” “Sırtımdaki bu yara Avustralya’da sörf yaparken oldu”  diye göğsümü gere gere söylerim. Tabi annem kesin “onlar öldürmeden seni ben öldüreyimde en azından gözümün önünde olmuş olur” diyecektir. Hatta büyük ihtimal “Sütünü helal etmeyecektir” ama birgün gelecek yapacağım. Adrenalini zirvesinde yaşayacağım 🙂

Hayallerime Ulaştığımın Hayali En başka Olanı

Tamam saçma gelebilir ancak en gerçekleştirmek istediğim, gerçekleştiğini görmek istediğim belkide en büyük hayalim bu. Demeliyim ki ” Bir zamanlar hayaldi bunlar benim için. Şimdi yaşadıklarım daha bir hayal geliyor. Bu zamanların gelmesi hayalimdi. Şimdi ise sanki bir hayalde yaşıyorum”

Bunu herkes için diliyorum. İnşallah bir gün herkes istediği, hayal ettiği herşeye kavuşacak. En önemliside ulaştığında hayal kırıklığı yaşamayacak. Aynı umduğu gibi çıkacak.

Bu mimde burda biter top Fato ile Mavi’ye gider…;)

Blog Camiyasına İlk Mim :)

Tam şu dakikalarda yaptığımız sohbetimizde Emir’in “Bu çok güzel mim olur” demesi ile kendimi bu yazıyı hazırlarken buldum. Aslında yeni yazı girmeyecektim siteye, uzun süre kalamayacağımdan ancak mim aynı şey sayılmaz. Tamam lafı uzatmadan yazıyorum. Herkes hayatında bir kez de olsa toplu taşıma araçlarını kullanarak seyahat etmiştir. İster kısa ister uzun olsun 😀 İşte bu yolculuklar sırasında etrafımızda en garip insanlar, en garip olaylar olur. Hatta “Hep mi beni bulur” dediğimiz, en iğrendiğimiz şeyler. İşte en doğal hali ile Emir’in başına gelenler. Sonrasında da benimki 🙂


O uzak mesafeyi yanımda 20 li yaşlarda ve benle yol boyunca tanışmak için ıkınan kızlarla hayal ettim
*tabi yan tarafımda horlayan göbekli adamlara bakarak
*arkamda geyiren 50 yaşında adamlara bakarak

*sağ ucumun arkasında çocuğunun altını temizleyen kadına bakarak
*ve o kokuyu burunuma çekerek

Okumaya devam et

Sevdiğim iki arkadaşım tarafından mimlenmiş bulunmaktayım. Ah kızlar ah bilmiyor musunuz pc’im yok 🙂 Yol tıkanır kalır falan. Neyseki bugün Fatoş ablam geldide yanında getirmiş bilgisayarınıda bir kaç saatliğine çapulladım 😀 Aslında film atıyordum kendisine ancak arada da bir mim çıkarıyorum işte. 4astrea ve Fato‘nun dediği gibi kaçış yolu kalmamış 😀

Ve gelelim benim yaşadığımı hissettiren 10 şeye.

1) Kesinlikle ve kesinlikle bir ailemin olması. Hani tartışmalarımızdan tutun sabah annemin “Kızım kalk hadi erken kalkmak zayıflatıyormuş bak” gibi saçma bir cümle ile bile olsa onun sesiyle uyanmak. Ya da babamın gece uyandığında yanıma gelip şöyle bir üzerimi örttüğünü hissetmek. Ve tabikide kardeşimi en acımasız şekilde uyandırmak gibi faliyetlerle aile.

2) Kardeşim. Gerçekten bana yaşadığımı hissettiren bir faktör. Başı derde girer, paraya ihtiyacı vardır, kız arkadaşından ayrıdır ve onun hakkında konuşmak ister hep konuşacak, tartışacak (hatta bazen smackdown yapacak kadar ileri gider bu tartışmalar) sarılacak, dert paylaşacak bir insan.

3)Sinema. Moral bozukluğunu tamir etme ya da bilerek moralini bozma, kahkaha atma, dert unutturma, tartışma ortamı yaratma ve eline sonsuz bir hayal kurma alanı veren sanat sahnesi. Hayatımın en önemli parçası. Günde bir film izlemezsem kesinlikle ölü gibi hissediyorum.

4)Kahkaha atmak. Gülümsemek, tebessüm etmek. Her içten kahkahamın ardından “ayyyyyy” diyip derin bir nefes aldıktan sonra en bulutlu günde bile yeniden güneş açabiliyor benim için.

5)Müzik. Kelimelerle nasıl ifade edebilirim her nota, her ezgi, her söz hayatıma yön verebilicek kadar güçlü. Kulağıma kulaklıklarımı takıp, gözlerimi kapadığım anda o an ki parça ile istediğim kişi olabilir, istediğim yerde olup, sokakları keşfedebilme gücünü ele geçiriyorum. Sanırım beni diriltmenin en iyi yolu sevdiğim parçalarla dolu bir cd’yi takıp baş ucumda çalmasını sağlamak. Emin olun gözlerimi açarım 😀

6)Uzakdoğu. Tam olarak nasıl oldu bilmiyorum ama bu aralar gerçekten yaşadığımı hissettiriyor. Her çekik gözlü dostu görüşümde yüzümde istemeden beliren bir gülümseme oluyor. Beyin foksyonlarım artıyor 🙂 Onlarla ilgili hemen hemen herşeyi seviyorum.

7)Fotoğraf çekmek. Benim için anlamlı bir anı ölümsüzleştirmek ve daha sonra o fotoğrafa bakıp tekrar o ana gitmek. Özellikle arkadaşlarımla çekildiğim ve herkesin güldüğü fotoğraflar.

8) Baharda çiçek açan ağaçlar. Pembesi ile beyazı ile bir anda dünyanın güzelleştiği zaman benim için. Hele birde mis gibi kokanları varya! Tadından yenmez yani. Sadece bana yaşadığımı hissettirmekle kalmıyor, etrafımda da yaşayanarın olduğunu hatırlatıyor 🙂

9)Abur cuburlar ve arkadaş sohbeti. Çikolata, yaş pasta yanında kahve ve arkadaşlarla keyifli bir sohbet. Hiç bir şey canım arkadaşlarımla ettiğim güzel bir sohbet belki birazcıkta dedikodunun yerini kolayca dolduramaz 😀 Sımsıkı sarılıp sizi seven insanların sevgilerini hissetmek “iyi ki yaşıyorum” dedirtiyor gerçekten.

10)Yazmak. Birşeyler karalamak, içimden geldiği gibi, hissettiğim gibi yazmak. Kelimelerle kendime özgü cümleler kurmak ve bunu herkesle paylaşmak. İster hayal ürünü olsun yazdığım, ister gündemde olan bir konu ya da bir film, bir kitap tanıtımı. Bunu kendi yolumla, kendime benzeterek yazmak kadar keyif veren bir şey yok.

Çok aceleye geldi ancak zaten muhakkak aklıma ilk gelen şeylerdir bana yaşadığımı hissettiren şeyler. Ancak 10 şeyle sınırlandırmak zor geldi. Çünkü biliyorum ki herkes gibi benim içinde bir çok yaşadığımı hissettiren “şeyim” var. Devamını da artık başka bir mimde yazarım.

Mim için teşekkürler bende Ofori‘ciğim ile Kuchikirukia‘cığımı mimliyorum. Hadi kolay gelsin 🙂