Tag Archive: My Girlfriend Is A Gumiho


Anca Söylenir Oldum Ha! :D

Geçenlerde ( dediysem yine baya oluyor) annem için “Başlatmaz olaydım, İyiki başlatmışım” diye bir yazı yazmıştım. Hala aynı duygular içindeyim. Ancak o yazıda babam ile kardeşimin bize garip baktığını ve evdeki manyakların ikiye çıktığını düşündüklerinide belirtmiştim.

Bunları hatırlatarak şuraya gelmek istiyorum. Evdeki manyaklar 3 oldu efendim 😀 Babamda bize katıldı. Hani adamcağız o zamanlar bizim yüzümüzden izlediğimiz her diziden bir kaç bölüm tatma ayrıcalığını yaşıyordu ancak meğersem virüs onada bulaşmış o zamanlar 😀

Geçtiğimiz bayram evde PTT (Pişama, Terlik, Televizyon) yapma muhabbetini duyunca ağzımdan şu cümleler dökülmüştü “Sıkılmazsınız ya ben size güzel bir dizi izlettiririm (Gumiho‘dan bahsettim)” Babamda “Nasıl birşey?” dedi açıkladım, ilgilerini çekti. Neyse bunlar izlemeye başladılar. Hatta ben mangal yakacağım diye ölüm tehlikesi atlatırken kendileri gumiho ile kahkaha krizlerine giriyorlardı. (Ana-baba işte atsan atamazsın, satsan satamazsın)

Babam o kadar etkilenmiş ki (Hani bana ‘Boncuk’ diyordu ya) “Nilgün(annem) bugün ay var kuyrularını göstersene” demeye başladı. Bunu babanızdan duymanın nasıl bir psikolojiye neden olduğunu düşünebiliyor musunuz?

Bayram bitti, dizi bitti ben sevinçliyim bilgisayarım bana kalacak diye, içerden bir ses; “Kızım hani dizi yok mu?”, “Bana ne dizisi?”, “Ne bilim yok mu bizim izleyebileceğimiz birşeyler?” Höööö!!!!! “Var baba var dur getiriyorum” Yüzümde umutsuz bir ifade ile bilgisayarı önlerine koydum. Ne mi izliyorlar? “Sungkyunkwan Scandal”

Yeni gözdeleri. Birde akşam alıkoymaların dışında annem gündüzleri sıkıldığını söyleyip benden bir dizi daha istedi. Eşşek ağzım ne diye buluyorum ki! Yok de işte  ama olmaz yavru köpek gibi bakışları, “Bana da bir dizi izlettirmedin” diyerek yaptığı sömürüler hiç azımsanacak şeyler değil.

Şimdi annem gündüz kuşağında “My Name Is Kim Sam Soon” akşam kuşağında babam ile “Sungkyunkwan Scandal” izliyor. Ben mi? Bilgisayara ihtiyacım olduğu zamanlarda bahşiş isteyen garson gibi başlarına dikilip “Artık bilgisayarımı alabilir miyim?” bakışlarını atıyorum. İşe yarıyor mu? Nerdeeeee??? Kendilerinin uykusu gelip “Hadi artık yatalım” denmedikçe bilgisayar benim değil.

Kardeşimde mutfağa gelip “Hepiniz kafayı japonlarla bozdunuz” diyor. Bana “Japon değil Koreliler” uyarısı yapma fırsatı olmadan babam ile annem atlıyorlar. Düşünün bu zevkimi bile elimden aldılar. Evet ben insanları öyle ezmeye bayılırım 😀

Velhasıl ailelerininde izlemesini isteyenler, onlara zorla izletmeye çalışanlar, DURUN! YAPMAYIN! BEN YANDIM SİZDE YANMAYIN! Boşverin size kalsın. Onlar ne derlerse desinler izletikleriniz hakında ikna etmek için 3 saniyesini bile göstermeyin.

Ben şuan manda ve himaye altındayım, sömürülüyorum resmen. Kimbap biliyor konuşmamız lazım ” Bilgisayar annemle babamda anca ondan sonra konuşabiliriz” diye mail atıyorum. Ah ah …

İşte böyle buda bir serzenişti kaçıncı olduğunu hatırlamadığım 😀 Buda manyaklığımın bir kanıtı olsun;

Deli Behlül (BatesMotelPro) Volkan Öğe’nin en sevdiğim performanslarındandır. Tanıyanlar vardır tanımayanlar için bir yazı hazırlarım (Bir Ara 😀 )

Reklamlar

Yahu yahu bu aralar hiç yazı yazasım gelmiyor benim ya! Ancak yazmadıkça hiç yazacak kıvama gelemiyorum onuda fark ettim. Ha birde camiyada bir durgunluk sezdim hani. Hastalık, iş yoğunluğu, vizeler derken birde burda hala yaz mevsimini yaşamamıza rağmen bazı yerlerdeki fırtınalar blogları olumsuz etkiliyor 😀 Yani ben öyle düşünüyorum.

Diziyi kısaca özetleyeceğim sonrası spoiler olacak haberiniz ola! Gumiho 500 yıl önce yaşamış efsanevi bir yaratık. Dokuz kuyruğu var ve o kadar güzelki. Ne zaman dışarı adım atsa erkekler ona tav oluyor. E bundan rahatsız olan eşleri, sevgililer ve anneleri ortalığa dedikodu yayıyorlar. “Gumiho o kadar korkunç bir yarattık ki önce erkeği kendine aşık ediyor sonra ciğerini yiyor” (Nihaha kadınların bence geneli böyle. Damarına bastınız mı bakın ciğer, kalp, dalak kalıyor mu 🙂 Neyse) Bu dedikodular yayıldıkça Gumiho zor zamanlar geçirmeye başlıyor. Onu yaratan Büyükanne Sam Shin eğer bir koca bulursa Gumiho’yu insan yapacağını söylüyor. Ancak günler geçiyor hiç kimse Gumiho’ya talip olmuyor (zamanın izdivaç programı gibi) Bunun üzerine Gumiho çok üzülüyor büyükanne Sam Shin’de tilkimizi bir resme hapsediyor. Zaman geçiyor devran dönüyor günümüze geliyoruz. Bir büyükbabanın torunu ile başı dertte sözünü dinletemiyor. En son kuyrunu sıkıştırınca Torunun bizimkisi kaçıyor ve yolu Gumiho’nun olduğu tapınağa düşüyor. Yağmurlu bir gecede aldığı tehdit ile resimdeki tilkiye 9 kuyruk çizen bu torun Gumiho’yu serbest bırakmış oluyor. Sonrasında korkudan kaçarken tepeden yuvarlanan Dae Woong-Torun- ölmek üzereyken Gumiho ona “Boncuk” unu veriyor. İşte bundan sonra ikisinin komik ve romantik hikayesi başlıyor 🙂

Gumiho’yu yani uzunca “My Girlfriend Is A Gumiho” yu bitireli oluyor bir süre. Ancak başka dostların bloglarında okurken aldığım zevki izlerken alamadım(tebrikler dostlar kaleminiz muhteşem bir kez daha anladım 😉 ). Bunun spoilerlarla alakası yok ha! Ben herzaman hiç birşey bilmeden izleyin derim ama ben herzaman spoiler yemiş şekilde izlerim 😀 Onun için sorun olmuyor.

Ha hiç mi sevmedim? Tabiki hayır. Gülmekten yerlere yattığım sahneler oldu. Ancak umduğum gibi değildi. 16 bölüm çok fazla geldi mesela. Bence 12, 14 bölüm yeterdi. Sanırım herkesin sevdiği karakterleri ve sevdiği sahneleri sevdim bende. Bu sefer çoğunluğa katılıyorum 😀

Mesela ilk olarak bu dizideki karakteri ile harbiden hemcinslerini bile kendine hayran bıraktı Shin Min Ah. Aşırı şirindi. “Cakcigi” olayına olan takıntısı, inek rengi(Kahverengi), tavuk rengi(sarı) ve domuz rengi (pempe) ayrımları. Baloncuklu su (soda), her yediği şey sonrası Ahh Mashitta(heralde böyle yazılıyor ah lezzetli) demesi vurgusuyla tabi, sinirlendiği zaman takıntığı surat ifadesi çok tatlıydı. “O kadar mutluyum ki kuyruklarımı tutamıyorum dışarı fırlayacaklar”  nasıl bir cümledir ya. Başkası kursa “Hadi görüşürüz byeeee” olur yani 😀

Dae Woong karakterini canlandıran Seung Gi, “Brilliant Legacy’de” daha bir iyiydi. Belkide ben ilk orda izledim diye burda pek beğenmedim. Hani güldüm kaçış planları yaptığı zamanlar aksiyon sahnesi canladırma olaylarında falan ama bence benden istenilen tepki gelmedi bu karaktere karşı. Ha bunda Noona dediği şahsa olan hali tavırlarınında etkisi vardır. Söz açılmışken o kızdan da hiç hoşlanmadım 🙂 Neyseki Gumiho’nun büyüleri ile gülecek sebeb yarattım kendime 😀

En en en sevdiğim karakter ise tabiki Yönetmen Ban’dı “Gözlerime iyice bak ben hiç yalan söyleyecek birine benziyor muyum?”. Allahım  bu adam olmasaydı heralde ben sıkılır bırakırdım bu diziyi. Ahanda büyük konuşuyorum. “Sen kokusunu seviyorsun diye her yerime ağrı kesici bantlardan yapıştırdım” Nihahaha ne manyaklık 😀 Real Action ile Cha-kun(Gumiho ve Dae Woong) arasında melodram canladırdığı sahnede yerlerdeydim. “Bo bo bo?” “Aklıma başka bir cümle gelmiyor Bo bo  ? Ben en iyisi action’a devam edeyim :)” Tabi yönetmenden laf açılınca ekürisi “Gaz Kaçağı” halamızıda unutmamak lazım 😀 “Ben daha çok Jolie’yi severim” “Ancak Jolie, Pitt’in karısı” 🙂 “Ben normalde heykellerin popolarını öpen bir insan değilimdir” Ya aklıma geldikçe hala güldüğüm o kadar replik varki. “Kalbimin antenleri”, “Sen benim kahve makinamsın” 😀 Yani karşındakine aşkını ifade edebileceğin en saçma ancak bir o kadar samimi cümleler kuruluyordu, bu arada ben hep yerlerde gülme krizi geçiriyordum 😀 Ha birde ödül alırken ki teşekkürü vardı resmen ekran karşısında ben utandım 😀

Pasta’da tanıdığım Jae Wook’a benzerliğinden dikkatimi çeken şahıs Noh Min Woo-I burda hiç hoşuma gitmedi. Böyle suratları olan oyuncusunu cool gösterme çabası içinde olan dizi ve film camiyasına sesleniyorum. “Bu kadar da abartmayın yahu” Şok olma dakikaları iyiydi hani ancak ne bilim karakterin geçmişi ve görevi neticesinde sert bir mizaca sahip olması gerekiyordu tabi ki ama o zaman daha karizma bir yüz bulabilirlerdi ben bu suratı Park Dong Ju olarak sevmedim. Hayır Jae Wook’ta olsa sevmezdim. Yanlış bir yüzdü bence.

Son olarak en çok yarıldığım sahneyi söylüyorum. İki arkadaş vardı ya hani biri yönetmenin kızı diğeri ise Dae Woong’un arkadaşı, onların Dong Ju ile Mi Ho’nun düğünlerine Dae Woong giderse nasıl olağanüstü bir durum olur hayalleriydi. Biran “Aha yeşilçam” dedim. İlki mantıklı bir düşünceydi Mi Ho’yu alıp salondan kaçırma. İkincisi Dong Ju’yu alıp kaçırma -ki ilk kopma noktasıydı- Ve son olarak “Biz kardeşmişizzzz!! Hadi annemizden ve babamızdan intikam alalım” 😀 Muhahahahaha dedim keşke böyle birşey olsaydı!!!!!

Birde “Boncuk” muhabbeti vardı ya. Mim yazımda babamın bana hep “Boncuk” dediğini yazmıştım. Büyükbaba “Boncuk mu var karnında? Boncuk iyi mi?” Dediğinde hep suratımda bir gülümseme oldu. Acaba bende…. Olamaz annemin dokuz kuyruğu mu var?!!!!!! 🙂

Büyükbabadan söz açılmışken O da diziyi izlenir kılan karakterlerdendi. Kızını çok iyi tanıması, torununu dize getirmek için verdiği çabalar çok hoştu. Dede kurnaz, torun ondan da kurnaz. Boynuz kulağı geçer hesabı 😀

Bu yazı daha çok izleyenler için oldu 😀 Ağır spoilerlarla benim düşüncelerim 🙂 Sonuç olarak etkisi çok uzun sürmeyen kalıcı bir dizi değildi benim için. Çerezlik misali eğlence için yemelik, içmelikti. Yinede izlerken zevk aldım diyebilirim. Herkese hitap eden bir karakter var içerisinde.

 

O Fışkıran Karizma, Karizma !! 🙂